Çiçek'ten önce... Çiçek'ten sonra

A+A-
Altemur KILIÇ

“Malûm” cemaatin “malûm” organlarından birinin, “malûm” köşe yazarlarından Hüseyin Gülerce, bütün hemcinsleri gibi, sevinçten, dört köşe; kendi cemaati hakkındaki “kâğıt parçasının” altındaki “imzanın”, “malûm”  Adli Tıp’ın raporuna göre  “ıslak”, yani Albaya ait olduğu, sözde tespit edildi ve Albay “malûm” savcıların isteği üzerine tutuklandı, cezaevine sokuldu diye!  “Çiçek’ten önce... Çiçek’ten sonra”  diyerek neredeyse “Milat”, Noel şenlikleri ilan edilecek!
Sayın Başbakan da herhalde, memnundur. Şehitlere “kelle” demişti... Ordu içindeki “tipler” dediklerinden biri “içeriye sokuldu” diye! Arenanın tribünlerindeki “malûm” kişiler, yalaka yazarlar, aydınlar da, “Çiçek” in yenmesini, heyecanla, bekliyorlar! Albayımızın, gladyatörler gibi dövüşme şansı da pek yok; karar peşinen verilmiş gibi! Tribündekiler, başparmaklarını  “bitirin işini” anlamında aşağı indirmişler bile!

Karmaşa dönemi
Bugün dünyanın hiç bir ülkesinde, hukukun, adaletin pervasızca ihlal edilmesi bir yana, “umumi durum”, Türkiye’deki kadar karmaşa içinde değildir. Sabahları gazete manşetlerine bakınca, televizyonlarda, radyolarda haberleri dinleyince, içlerimiz kararıyor! Her gün sorunların üstüne yeni sorunlar ekleniyor!
Sorumlu kim? Mesela “Açılımın” açıklanmasını Atatürk’ün ölüm yıl dönümüne rastlatarak, zaten sorunlu olan bir konuya, lüzumsuz yere yeni bir sorun, tartışma katan ve sonunda kendisini de topuğundan vuran iktidardır desem yanlış mı olur? Bu ancak küçük bir örnek... Her alanda böyle... Mesela  “açılım”, güya “çözdükçe” çözülmez hale getirilecek!
 Merak ediyorum; İktidar sahipleri, sadece Güneydoğu, Kürt konusunda değil, vaat ettikleri “sıfırlama” politikalarıyla, Ermeni konusunda, Kıbrıs konusunda ve son olarak Yunanistan konusunda, “açıla açıla”  Türkiye’yi nerelere vardıracaklarının farkındalar mı?

Bu ahval ve şerait
Ve bizler, Albay Dursun Çiçek’in, “malumların”, TSK’yı bitirmek komplosunun bir simgesi, işareti olduğunun farkında mıyız? Asıl amaç “Dursun Çiçek’i cezaevine sokmak, bitirmek” değil, Türk Ordusunu bitirmek, saf dışı etmektir! Gülerce bunu açıkça yazmış: “Türkiye’nin demokratikleşme tarihini yazanlar, 11 Kasım 2009 için özel bir sayfa açacaklar. Türkiye’nin, TSK vesayetinden kurtuluşunun başladığı gün... Başbakan Erdoğan’ın deyimiyle, kilidin açıldığı tarih... Kilit, sivil-asker ilişkilerindeki çarpıklıktır... Artık zamanı geldi. Sivil-asker ilişkilerini sağlıklı zemine oturtmak ve demokratikleşmenin önündeki en büyük engeli kaldırmak zorundayız. Demokrasi üzerindeki askerî vesayet artık bitmelidir”. Hukuki güvence, AB’ye tam üyeliğin son aşamasında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Milli Savunma Bakanı’na bağlanmasıdır. Albay Çiçek’in yargıya teslim olmasından sonra, Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...  
Gördünüz mü Vehbi’nin -Gülerce’nin- kerrakesini! Kısacası T.C., Türk milleti bunları ve bu iktidarı hak etmiyor! Ülke tam anlamıyla, her alanda “kördüğüm”  olmuş. Korkarım gittikçe daha da körleşen bu sorunlar yumağını çözmeye, İskender’in kılıcı, Hazreti Süleyman’ın feraseti ve adaleti yetmeyebilir!

NOT: Günün anlam ve önemini belirten fotoğrafı “malum” Bülent Arınç, başında PKK renklerini taşıyan genç kızdan çiçek alıyor ve kızı öpüyor! Yazısı yok!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları