Çıkar sofrasında baş kaldıran fitne

İsrafil K.KUMBASAR

İktidar cephesinden gelen hiçbir hamle, artık daha fazla ‘göz boyamaya’ yetmiyor.  Destek verdikleri partinin iktidarda kalacağına yönelik inançlarını yitirmeye başlayan yandaşlar ve yanaşmalar, şimdiden tedbir alma, işin içinden sıyrılma gayretindeler.
Bunu biz değil, bugüne kadar  “Aman fitne çıkmasın”  türünden söylemler ile olanı biteni halının altına süpürmeye çalışan yancılar ifşa ediyor:
- “Aman aramızda fitneye mahal vermeyelim, dağılmayalım, biz kardeşiz.” 
Aynı safta dahi namaza durmaktan imtina edenlerin oluşturduğu ‘menfaat’ birlikteliğinin adının ne zamandan beri ‘kardeşlik’olduğu tabii ki ayrı bir konu.
Ama yoğun bir bombardıman, akıl almaz bir efor içine girdiklerine, en azından ‘görüntüyü kurtarma’ telaşına kapıldıklarına göre durum hayli vahim olmalı.
‘Yanaşma’olarak nitelendirilen ‘liboş’, ‘entel-dantel’, ‘sömürgeci sol’ güruhundan gelen desteğin kesilmesi ile gemi zaten su almaya başlamıştı.
Ama ‘çıkar’ kardeşliğinin asli ortağı olup, yeri geldiğinde ‘ölüleri’ mezarlarından kaldırıp oy kullanmaya çağıranların, bir anda aba altından ‘sopa’ göstermeye başlamaları, suların önümüzdeki günlerde iyice kabaracağının bir işareti gibi.

 


***

 


Her şeye rağmen ‘çıkar’ kardeşliğinin dağılmaması için direnmeye çalışanların elbette kendilerine göre bir takım gerekçeleri var.

Bir yandan Sultan hazretlerinin sağlık problemleri, öte yandan küresel güçlerin biçtiği rolün ağırlığı ve de en önemlisi ‘iktidar’ olmanın nimetlerinden daha fazla pay kapma kaygısı, ‘yeni bir sürecin’ kapısını da aralamaya başladı.

Oysa ‘mevcut yapının’ devamı halinde, ‘dönüştürülmüş’ bir devlet/cumhuriyet özleminin gerçekleştirilmesi an meselesi.

Hazır böylesine bir ‘fırsat’ ele geçirilmişken, ‘geçmişle hesaplaşma’ ve ‘geleceği tanzim’ imkanları heba edilmemeli.
Temel düşünce özetle böyle.
Ama bir de günü gelince, kimlerin nelerden, nerelerden, nasıl nemalandığının; kamu kaynaklarının nasıl ve hangi yollarla kimlere aktarıldığının hesabının sorulacağı korkusu var?
Dahası bugün hukuku bir ‘mitralyöz’gibi kullanıp önlerine geleni tarayanların, yarın aynı akıbet ile karşı karşıya kalmaları muhakkak.
Surda açılmış olan mukaddes delikten ‘gerisin geri’ gitme ihtimali bir hayli yüksek.

 


***

 


Ağdalı ağdalı dillendirip, beyin bulandırma, umut pompalama adına sarf ettikleri beylik lafları şimdi yüzlerine vurma vakti mi dersiniz?
Mesela, ‘her gecenin’ bir sabahının olduğunu; yahut ‘zulüm’ile abad olanın ahirinin berbat olacağını.
Çok severler kendileri, konuşma aralarına böylesi afili cümleler yerleştirip, ‘ağır adam’ havasına girmeyi.
Her biri tarihin süzgecinden akıp gelen özlü sözleri, deyimleri, benzetmeleri bolca serpiştirirler ‘beyin yıkama’ metinlerine.
Lakin, bir türlü ‘boğazdan’ aşağı inmeyen o gerçekler artık milleti fazla kesmiyor.
Mesela, vatandaş ele ‘talkını’verenlerin, kendilerinin ‘salkımı’ götürdüğünü ufak ufak anlamaya başladı.
Bu yüzdendir ki ‘çıkar’sofrası ortaklarının, ‘muhtemel hesaplaşma’ için şimdiden ‘tahkimat’ yaptıkları dilden dile dolaşıyor.
‘Birileri’adına yurtdışında açılan hesaplar, ‘birilerine’ peşkeş çekilen ihaleler ile ilgili söylentiler, iyice ayyuka çıkmaya başladı.

 


***

 


Bakmayın siz eyyamcıların hâlâ  “Aman fitne çıkmasın”  mealindeki yaygaralarına.
Fitnenin alâsı, ‘etnik ayrımcılık’, ‘adam kayırmacılık’, ‘soygun’, ‘vurgun’, ‘talan’, ‘zulüm’ sürerken zaten kendiliğinden filizlenip boy attı.
Şimdi kardeşlerin tepesinde  “Öküz öldü...”  kıvamında sallanıp duruyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş