Çin ve Uygur Türkleri...

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Milat öncesinden başlayan tarihsel süreçte Türklerin Çinlilere yaptığı yardımları biliyoruz. Bu yardımlar; ’kültür’aktarımı yanında, Çinlilerin güvenliğini sağlama biçiminde de oldu... Burada uzun uzun tarih anlatmak istemiyorum. Ama kısaca şunu belirtmeliyim ki, Çu(Chou) Türklerinin M.Ö. özellikle 8. Yüzyılın ortalarından başlayarak 7. Yüzyıl sonuna kadar Çin’i bir biçimde yönettiği biliniyor. Bu yönetimde Çin, o zamanın Türk kültüründen doyasıya beslendi. Günümüz Japon Şintoizmi bile Türklerin o yıllarda Çin’e armağan ettiği ’doğa ve atalar ruhu’inancının ürünüdür. Yine değerli bilim insanı Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’nun çalışmalarından; M.S. 8. ve 9. Yüzyıllar arasında Kuzey Çin’de beliren isyancıları Uygur Türklerinin bastırdığını da öğreniyoruz.

Çinliler her devirde Türkler gibi köklü, yüksek bir kültürü yaşattılar. Ve dünyamızda 4 bin yıldır sadece Çinliler ve Türkler kesintisiz olarak varlıklarını sürdürebildi.
14 yıl önce, Yeni Düşünce Dergisi’nde çalışırken -durağı uçmak olsun- Uygur Türkü olan Rıza Bekin Paşamızla yaptığım röportajda sorduğum sorulardan biri de şöyleydi: “Köklü bir kültüre sahip olan Çinliler, Uygur Türklerine neden zulmediyor?” 
İşte bu sorunun yanıtını bulamıyoruz! Hitler yöntemlerine benzer yöntemlerin Türklere kendi vatanlarında uygulanması bize çok, ama çok acı veriyor!
Biz yüzyıllar boyu yönettiğimiz devletlerde, kimsenin inancına karışmadık. İbadethanelerini talan etmedik. Onları ’başka milletten, başka dinden’diye idam etmedik. Ama günümüz Çin’i ise, ne acıdır ki, 30 milyonluk Uygur Türküne hayatı dar ediyor; yaşama hakkını elinden alıyor. 
Aldığımız haberler gerçekten içler acısı... Camileri basıyorlar; Türkler sokaklarda sürükleniyor... Uydurma nedenlerle insanlar idam ediliyor... Şaşırıyorum; Çin’deki bu Türk alerjisi niye? Kimsenin isyan filan ettiği de yok. Eğer Çinlilerin yüreğindeki, 1951 yılında idam ettikleri, kahraman Osman Batur korkusu ise ve bu zulümleri ondan dolayı yapıyorlarsa; çok büyük bir stratejik yanlışın içindeler demektir. 
Açıkçası; bu Çin benim önemsediğim, değer verdiğim Çin değil!
Bu Çin bir başka Çin!
Bir milleti çağlara sadece erdem lekesizce taşır. Yüksek teknolojiye sahip olmakla, erdemli ’millet’olunmuyor. Biz Türkler, erdem denilen gönül bahçesini, çağlar boyu hep eşsiz çiçeklerle ruhumuzda yaşattık. Dini ve dili Türk gibi olmayanlara devletimizin en gizli, en hassas yerlerinde görevler verdik. Önceki devletimiz olan Osmanlı’nın Darphane (para basılan yer)sini Ermeni yurttaşlarımız yönetiyordu. 
Ya şimdiki devletler?
Uygur Haber ve Araştırma Merkezi’nden Sayın Hamit Göktürk’ün şu feryadına lütfen bir bakınız:
“1949’da Kızıl Çin Ordularınca işgal ve istila edilen Doğu Türkistan’da 65 yıldan beri Müslüman Uygur Türklerine karşı baskı, zulüm, şiddet ve asimilasyon, etnik ayrımcılık ve ırkı aşağılama ve benzeri uygulamalar sürdürülmektedir. Çin işgal yönetimi bu ülkenin tarihi sakinleri olan Türkleri imha etme ve bu topraklara ebedi olarak sahip olma amacına yönelik politikalarını engelsizce devam ettirmekte.” 
“Son zamanlarda Çin,  bu uygulamaların şiddetini, toplu tutuklamalar ve sürekli idamlar yaparak birkaç kat daha artırmış bulunmaktadır. Çin Hükümeti, bu insanlık dışı uygulamalarını uluslararası kamuoyundan ve insanlığın vicdanından saklamak için ekonomik, siyasi ve kültürel etkisini kullanmaktan kaçınmamaktadır.” 
Haydi, buyurun bakalım; böyle bir yönetimde insanlar nasıl yaşar?
60’lı yıllarda Ötüken’de yayımlanan bir horyatımı buraya yazmanın vaktidir:
“Çinili,
Camilerim çinili
Kurban olsun bir Türk’e
Koca kıta Çin ili!” 
Esen kalın efendim..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş