Çıray: "Tayyip Bey'e sadece Meral Akşener rakip olabilir"

Çıray: "Tayyip Bey'e sadece Meral Akşener rakip olabilir"
İYİ Parti Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Aytun Çıray, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sadece İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in rakip olabileceğini söyledi.

Sözcü yazarı Uğur Dündar, köşe yazısında İYİ Parti Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Aytun Çıray ile olan röportajına yer verdi.

Muhalefetin, AKP'ye karşı beklenen sıçramayı yapamadığını söyleyen Aytun Çıray “İktidarın sonu geldiğinde hasar almamış, bozulmamış, yıkılıp dökülmemiş bir tek şey bile kalmadığını dehşetle fark edeceğiz. Yeni umutlara, yeni hedeflere ihtiyaç var. Ülkenin selameti için acil bir lider değişikliğine gidilmeli… Türkiye'yi ayakta tutalım diyorum. Kaybedecek tek saniyemiz bile kalmadı artık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sadece İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in rakip olabileceğini vurgulayan Çıray,  "Sayın Bahçeli'nin Sayın İhsanoğlu konusunda neden o kadar istekli olduğunu ise zaman içinde puzzle'ın parçalarını birleştirip bazı somut bilgilere ulaşınca gördüm: Bütün kamuoyu anketlerinde Tayyip Bey'e rakip olarak belirgin bir şekilde önde çıkan isim Meral Akşener'di. Ortak aday o olsaydı en azından ikinci tur söz konusu olabilirdi. Bunu neden anlattım? Maalesef Sayın Bahçeli'nin aldığı kararlar hep saray muktedirine yaradı" ifadelerini kullandı.

Uğur Dündar'ın 'Her iki partide de yeni liderlere ihtiyaç var' adlı köşe yazısının tamamı şu şekilde:

Sevgili okurlarım,
Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en kritik sürecini yaşıyor. AKP iktidarının gerek terörle mücadelede, gerekse iç ve dış politikada attığı yanlış adımların faturasını, askerimiz, polisimiz, masum insanlarımız, kısacası toplum ödüyor.
PKK ve IŞİD terörü canlar almaya devam ediyor.

Dış politikada tam bir çöküş yaşanıyor.
Ancak AKP'nin sergilediği acze karşın muhalefet partileri bir türlü beklenen sıçramayı yapamıyor.
Konuyu CHP'nin deneyimli ve çalışkan isimlerinden İzmir Milletvekili Aytun Çıray'la konuştum.
Meğer çok doluymuş.
Adeta patladı!..
İşte sorular ve cevapları:

* * *

U.D: Sayın Çıray AKP iktidarını ve onun liderlerini her ortamda şiddetle eleştirdiniz. Ancak ilk defa PM'de “Acıyı ve gözyaşını kan olup akıtan bir iktidara karşı seçim kazanamadık. Bu sonuç geleceğimize dair alarm işaretleri veriyor” dediniz. Bu sorunuzun cevabı arandı mı?
A.Ç: Sayın Dündar, söylediklerimin daha iyi anlaşılması için kısa bir hatırlatma yapmalıyım. Türkiye 2011 Haziranı ile 2015 Kasımı arasındaki döneme üç milletvekili, bir yerel genel, biri de cumhurbaşkanlığı olmak üzere tam beş seçim sığdırdı. Türkiye tarihinin bu en başarısız ve yolsuzluklara bulaşmış kadroları bu seçimleri ne yazık ki kazandılar. Ancak 17-25 Aralık soruşturması saray muktedirini korkuttu ve cürümlerini örtbas etmek için daha büyük cürümlere yöneldi. Önce Anayasa'yı askıya aldı. Sonra Türk usulü başkanlık zırvaları, maskaralıkları bunun için türetildi. Çünkü kendini koruması için tek adam rejimini kurma sürecini hızlandırmalıydı.

ÇÖZÜM SÜRECİ AKP İKTİDARI İÇİN UYDURULMUŞTU…

U.D: Saray muktedirinin “Barış veya çözüm süreci” dediği ve 2005'te ortaya attığı süreçler de bu amaca yönelik miydi?
A.Ç: Hiç şüphesiz. Saray muktediri içi boş olan bu projeyi dindar Kürt vatandaşlarımızın oylarının AKP'de konsolide olmasının bir vasıtası olarak görüyordu. İmralı'daki ayrılıkçı çete başı içinse bu, kendi siyasi pozisyonunu güçlendireceği, bölme hedefine ulaşacağı bir stratejinin temel aşamasıydı. Biz ise pazarlığın ne büyük belalara gebe olduğunu kayıtları ortaya saçılan Oslo görüşmelerinden öğrendik. Ama müdahale etmedik; “görüşülebilir” dedik. Bugün dökülen kanların önü o gün kesilebilir miydi, diye düşündüğüm oluyor. Ama bütün bu kamburlara rağmen seçimleri kazanan AKP oldu. İşte sorun burada.

U.D: Ama 7 Haziran'ın hemen ertesinde yaptığımız konuşmada “7 Haziran'da CHP yenilgi aldı” demediniz. Aksine sonuçları ‘seçmenlerimizin Türkiye'nin geleceği için aldığı büyük ve etkileyici bir inisiyatif' olarak nitelemiştiniz.
A.Ç: Haklısınız ama ‘CHP' seçimlerden başarıyla çıktı da demedim. Kast ettiğim koalisyon imkânının ortaya çıkmasıydı. Ama ne yazık ki 7 Haziran seçim sonuçları ne CHP, ne de MHP tarafından gerektiği şekilde değerlendirilmedi. Bunda da Sayın Bahçeli birinci derecede etkili oldu. Türk Milleti göz göre göre ‘ya kaos ya tek parti iktidarı' tercihiyle karşı karşıya bırakıldı! Muhalefet liderleri tarihi bir ülke kurtarma stratejisini hayata geçiremedi.

U.D: Çok sert kaçmadı mı? Kemal Bey'in sorumluluğu bir anda eriyip gitti gibi geldi bana?
A.Ç:
Sayın Dündar, Kemal Bey'i bu bakımdan Devlet Bahçeli'yle karşılaştırmak kendisine yapılabilecek en büyük haksızlık olur. Çünkü Kemal Bey'in ‘ya tek parti iktidarı ya kaos' ikilemine karşı etkili bir karşı planı ortaya koyamaması herhangi bir kötü niyetin sonucu değildi. Onun buradaki rolü gerektiği ölçüde ve şekilde etkili davranmamasıyla ilgilidir. Oysa Devlet Bahçeli hiçbir koalisyona dahil olmayacaklarını baştan ilan etmiş, ‘tekrar seçim' bayrağını açması için saray muktedirine altın pası vermişti. Dün HDP ile aynı havayı solumam diyen Bahçeli şimdi HDP ile aynı masada neden oturur?

U.D: Bunlar şimdiye kadar hiçbir siyaset aktöründen duymadığımız ağırlıkta açıklamalar. Ancak CHP'nin oy oranının adeta donmasını neye bağlıyorsunuz?
A.Ç:
En ufak bir tereddüt göstermeden söylüyorum, CHP Türkiye'nin en önemli, en değerli siyasi markasıdır. Mustafa Kemal Atatürk CHP'yi devrimci bir dinamizm içinde tasavvur etmiştir. Bu dinamizm çok partili rejimimizi üretmiştir. Bunun ne yazık ki şu anda etkili ama küçük bir grup CHP'li tarafından yeterince anlaşıldığından emin değilim. Bunlar özel bir entelektüel üstünlük vehmettikleri birtakım marjinal veya radikal sol kalem erbabının etkisine girmeye fazlasıyla meyyaller. CHP HDP'ye yakın algısını da bu küçük grup yaratıyor. Orkestrasyon sorun olunca kamuoyuna bu fikirler CHP'ninmiş gibi gözüküyor.

CEMEVLERİ İBADETHANE KABUL EDİLMEZSE İÇİMDE YARA OLACAK

U.D: Tek sorun kurumsal yapının tarihsel kurucu ruhunun anlamını gerektiği ölçüde anlayamamak mı? Başka bir sorun yok mu?
A.Ç:
Var ama büyük ölçüde bununla ilgili. Her zaman cumhuriyet değerlerine sahip çıkan Alevi yurttaşlarımıza müteşekkirim. Eğer milletvekilliği dönemim bittiğinde hâlâ cemevlerinin ibadethane olmasını sağlayamamışsak içimde yara olacak. Fakat burada CHP'ye tezgahlanan mezhep oyununun görülmesi gerekir. Bu tuzağı 2011 yılında Cumhuriyet gazetesinde Sayın Leyla Tavşanoğlu'na söylemiştim. Böylece zihinlere iyice kazıdıkları kimlik unsurlarının farklı siyasi kurumlar arasında tercihte bulunmasının önüne geçmek istiyorlar. Bu oyun benim projemle veya başka bir projeyle önlenebilirdi.

U.D: Bazıları merkez sağ gelenekten gelmenizi hatırlatıp, bak şu konuşana diyeceklerdir…
A.Ç:
İsmet Paşa'nın dediği gibi ‘hadi oradan sen de' derim ben de onlara. Bu fikirleri söyleme kararımda ilham kaynağım Atatürk'tür. Ayrıca açıkça ilân ediyorum ki, perde arkası hiçbir hesabım yok; hiçbir hizbin adamı değilim ve kişisel talebim yok. Genel Başkan'a saygısızlık etmekten ise ar ederim.

TAYYİP BEY'E SADECE MERAL AKŞENER RAKİP OLABİLİRDİ

U.D: Bu arada siz 1 Kasım'da sırf HDP barajı geçsin diye verilen CHP oylarının geri döneceğini, CHP'nin MHP'den de oy alacağını söylüyordunuz. Oysa sonuç 1 Kasım'da öyle olmadı. Gördük ki CHP yüzde 0.3'lük oranında bir artış sağlayabildi. AKP ise yükseldi. MHP ise adeta yıkıldı. Bu sapmanın nedeni her iki partinin lideri miydi?
A.Ç:
Sayın Dündar, tarih öyle bir puzzle'dır ki, parçaları doğru birleştirmeniz için zamanın geçmesi gerekir. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun doğru bir tercih olup olmaması bir yana, “aday gösterilip sokağa bırakıldı” adeta… Sayın Bahçeli'nin Sayın İhsanoğlu konusunda neden o kadar istekli olduğunu ise zaman içinde puzzle'ın parçalarını birleştirip bazı somut bilgilere ulaşınca gördüm: Bütün kamuoyu anketlerinde Tayyip Bey'e rakip olarak belirgin bir şekilde önde çıkan isim Meral Akşener'di. Ortak aday o olsaydı en azından ikinci tur söz konusu olabilirdi. Bunu neden anlattım? Maalesef Sayın Bahçeli'nin aldığı kararlar hep saray muktedirine yaradı.

U.D: Peki CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu? Başarılı olamamasını neye bağlıyorsunuz?
A.Ç:
Kemal Bey şüphesiz dürüst bir bürokrat, mükemmel yüksek düzey bir teknisyendir. Teknisyen somut gerçekleri dillendirir. Halbuki siyaset duygular üzerinden yapılır. Liderler aynı zamanda büyük felaketlerin önüne geçen figürlerdir. Ancak Kemal Bey, kendisinin değerinin anlaşılması için adeta büyük felaketin sonuçlarının Türk Milleti tarafından idrak edilmesini bekliyor gibi. Siyasette bazen doğruyu söylediğinizde kısa vadede oy kaybedebilirsiniz ama orta ve uzun vadede haklı çıkarsınız. Örneğin; Rus uçağı düşürüldüğünde hükümetin yanlış yaptığını söyleseydik, bugün haklı çıkmış olacaktık. Bir de o kadar çok kabuk değiştirdi ki, şeyhin müritleri oluşmadı. Güven bunalımı yarattı yani. Bir liderin en az 10 değişmez kader arkadaşı olur.

U.D: Gelelim Reza Zarrab'a… Tutuklanmasının çok önemli sonuçları olacağını düşünenler arasında yer alıyor musunuz?
A.Ç:
Evet. Birtakım siyasilerin boyunlarındaki mengenenin sıkılması için kullanılabileceğini ve yeni tavizler koparılabileceğini de düşünüyorum. Yani Güneydoğumuzda ayrılıkçı yapılanmaların hiç düşünülmeyecek şekilde yerel egemenlik tesisinde aşama kaydetmeleri gibi… Korkmuş ve rehin alınmış siyasilerin neler vereceğini bilemeyiz.

MUHALEFET YÜKSELEMİYORSA SİYASET TIKANMIŞ DEMEKTİR!..

U.D: Bütün bunları neden şimdi açıkladınız, ne oldu da eleştirilerinizin merkezine muhalefeti yerleştirdiniz? Nasılsa üç dönem milletvekili seçilmiş oldum, artık bu konuda rahatım diye düşündüğünüz için mi?
A.Ç:
Tabii ki hayır. Sayın Dündar, iktidarın sonu geldiğinde hasar almamış, bozulmamış, yıkılıp dökülmemiş tek bir şey bile kalmadığını dehşetle fark edeceğiz. Eğer millet böyle bir iktidarın gidişi için ümidini muhalefete değil Reza'nın itiraflarına bağladıysa, her gün katliam olmasına rağmen anketlerde muhalefet yükselemiyorsa ve artık “darbe” ihtimali yazılıp çiziliyorsa siyaset tıkanmış demektir. Bu felâketi önlemek için her iki partide de yeni liderlere, yeni umutlara ve yeni hedeflere ihtiyaç var. Çağdaş demokrasilerde olan bizde de olmalı. Ülkenin selameti için acil lider değişikliğine ihtiyaç var; tabii bir zihniyet değişikliği eşliğinde. Millete, demokrasiye ve cumhuriyete sadakatin gereği budur. Herkes söylediklerimi iki kere okusun lütfen. Çünkü felaket geliyor demiyorum, felaketi yaşıyoruz sağ-salim çıkalım, Türkiye'yi ayakta tutalım diyorum. Kaybedecek tek saniyemiz bile kalmadı artık.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş