"Çırpınırdı Karadeniz..."

A+A-
Afet ILGAZ

Birkaç kere daha yazmıştım. Çarşamba geceleri  “Hürrem”in gadrine uğrayan ama benim gibi  “fanatikleri”  de olan Sakarya-Fırat dizisinde, son haftalarda seyrettiğim bir sahne vardı ki unutmuyorum. Baskına uğrayarak bir mağaraya sığınan bölünmüş bir karakol timi mağarada ölümü beklerken başroldeki uzman çavuşun yaptığı çok güzel bir şehitlik tiradının ardından “Çırpınırdı Karadeniz”i söylemeye başlarlar. Kanonu andıran bir edayla, biri bırakıp biri alarak ve yorgun seslerle... Bu sahneyi üç kere seyrettim.
Hocalı şehitlerini anma gününde Taksim’de yapılan toplantıda da çalınıyordu  “Çırpınırdı Karadeniz” ... Azerbaycanlıları tebrik etmek lazım. Türk dostlarını da. Bütün kesimlerin katıldığı görkemli bir miting oldu. Hem de korkulan bazı müdahaleler olmadan bunu başardılar. Hama, Humus olaylarını bu anmaya katmaya çalışıyorlardı, bazı kimseler.

***


Bu kadarla kalmadı. Pakistan senatosu Hocalı katliamını kabul etti. Türkiye’nin birçok şehrinde yürüyüşler yapıldı. Bursa’dan Iğdır’a kadar. En görkemlisi, Bakü’de olandı şüphesiz. Azerbaycan Devlet Başkanı ve eşinin önde yürüdükleri muazzam bir kalabalıktılar. Şimdiye kadar bunlar niye yapılmıyordu bilmem. Belki vakt-i merhunu gelmemişti. Buna  “konjonktürel” gelişmeler de denebilir.
Bu gelişmelere milli uyanış gözüyle bakmak istiyorum. Esad’ın, anayasasının yüksek bir oy miktarıyla kabulü de Hillary ile Davutoğlu’nu telaşa düşürecek gelişmelerdi. Dışişleri Bakanımızı, yenilmiş yüzlü Hillary’nin yanında anlamsız bir neşeyle görmek bana acı veriyor. İyi satranç oynayamıyorlar.


CHP kongreleri, İsa Gök olayı

CHP’nin iki kongresinden aklımda kalan, İsa Gök’ün vurguladığı ve delege sayısının yetersizliğine dair olan  “hukuksuz” uygulamaydı. Hukuksuzluk denilince aklıma iki şey geldi. Birisi, Doğu Perinçek’in ilk tutuklanışında,  “hukuksuzlar, kanunsuzlar” diye bağırışıydı. Demek hukukun yani bir anlamda adaletin insan hayatında büyük yeri var ve ihlal edilen o.  “Adil” Allah’ın isimlerindendir, boş laf değildir. “Kökeninde” o var. Artık doğruluk dürüstlük gibi kavramları bu bağlamda tartışabilirsiniz.

***


Hukuksuzluk AKP’nin vasıflarından biriydi. CHP’ye de hukuksuzluğun bulaşma ihtimalini görmek üzüntü verici. Çünkü, CHP Genel Başkanı ve kadrolarıyla  “namusluluk, dürüstlük, temizlik”  iddialarında bulunan bir partidir. Atatürk’ün zamanından beri bu böyledir. Bu yüzden CHP’nin ilkelerinde sabit olmaktan başka bir seçeneği yoktur. Rüzgâr nereden eserse essin; yenilme ihtimalleri olursa olsun. Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığı bırakışı böyle bir ilkelilik örneğiydi.
   Abdülkadir Geylani, Hz. Geylan’dan Bağdat’a ilim öğrenmeye giderken annesi hırkasının içine birkaç altın diker. Çocuk daha 16 yaşlarındadır. Yolda eşkıya tarafından basılırlar. Eşkıya, Abdülkadir’e yanında para olup olmadığını sorar. O da hırkasının içindekileri söyler. Şaşkınlık içinde kalan eşkıya başı, eğer haber vermeseydi kimsenin altınlarından haberdar olmayacağını söylemesi üzerine:  “Biliyorum, ama Allah’la aram açılırdı”  diye cevap verir. İster inanın ister inanmayın ama  “erdemlilik”  bir ilkedir ve en sert rüzgarların önünde bile dimdik durmak demektir.
Şimdi, CHP kongresindeki delege sayısı konusunda iddiaları olan, ama bunu söylemesine müsaade edilmeyen ve dayak yiyen İsa Gök mü haklı, delege sayısını, karşılığı olmayan imzalarla şişirenler mi? Belki böyle yapılmasaydı CHP için daha hayırlı bir sonuç oluşabilirdi. Eğer önemli olan yeni başkan ve yeni kadrolar değil de CHP’nin kendisi ve ilkeleriyse...

Yazarın Diğer Yazıları