Çıtkırıldım Süha’dan Balyozcu General’e...

A+A-
Cazim GÜRBÜZ
Terhis olacağım, 7. Piyade Alayı’nın tüm birimlerini dolaşıp ilişiksiz belgesini imzalatıyorum. Eğitim alanında Teğmen Süha Tanyeri’nin yanına varıyorum, o da bir bölüğün komutanı. Selamı çakıp  “Komutanım, ben terhis oluyorum, şuraya bir imza atar mısınız?”  diyorum.  “Atamam!” yanıtına şaşırıyorum. Gülümsüyor Süha Teğmen “Gelirsin öğlende bölük odasına, bir çayımı içersin, imza ondan sonra, tamam mı?”
Gidiyorum öğlende. Süha Teğmen, nişanlı o günlerde, kendi deyimiyle  “azıcık pembe düşlere dalmasına”  bile fırsat yok. Tümen Komutanından fena fırça yedi birkaç gün önce.
“Demek bitti ha, gidiyorsun?”  diye soruyor ve bunca yıldır hiç unutamadığım o sözleri söylüyor bana:  “O gün işittiğim azarları duydun değil mi? Hiçbir suçum da yoktu üstelik. Moralim çok fena bozuluyor böyle durumlarla karşılaştığımda, bu meslek bana göre değil mi diye düşünüyorum. İşte böyle zamanlarda sana bakıyorum ya da sen geliyorsun aklıma. Askerliği kutsal, görevi yüce biliyorsun sen. Of bile demeden, biz muvazzafları imrendirecek bir askerlik yaptın. Seni hep hatırlayacağım.”
Bu içtenlikli, güzel sözler, mutlandırıyor beni, kıvandırıyor elbette. Ağzından kimsenin küfürlü bir söz duymadığı, o beyefendi tabiatlı (asker bu yüzden ona Çıtkırıldım lakabını takmıştı) Süha Teğmenime, teşekkür ediyorum, bu günlerin gelip geçeceğini, bir gün kendisini mutlaka “Paşa”  olarak göreceğimizi söylüyorum. Gülümsüyor, sarılıp vedalaşıyoruz.
Süha Tanyeri’nin Tuğgeneral olduğunu, 4-5 yıl önce bir 30 Ağustos’ta duydum televizyondan. Sevindim.
Sevindin ama elin oğlu vurur bir balyoz, serseme çevirir seni, kursağında koyar sevincini. Meğer bu bizim Süha Teğmen neler etmiş neler. Taraf Gazetesi ve Nazlı Ilıcak’a bakılırsa,  “Balyoz darbe planı” nın kilit ismi imiş, TBMM’nin üstünden uçakların alçaktan uçurulmasını bile istemiş. 
O şimdi bir balyoz tutuklusu.
Balyoz ve Süha Tanyeri?.. İnanayım mı?
 Sınıf arkadaşım Şener Eruygur
Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde aynı sınıfta okudum onunla. Üsteğmendi o zamanlar. Bir subayın Üniversiteye devamı kolay değildi, zorlanıyordu, gelemiyordu her zaman.
Ülkücü ve devrimcilerin ele avuca sığmazlarına uzak duruyordu. Ben de ülkücülerin ele avuca sığmazlarındandım, beni de sakıncalı görüyordu, kendisi ve de ülke için. Hepi topu dört cümle konuşmuşumdur onunla dört yılda.
Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci iken, ziyaretime geldi bir arkadaşım, Şener Eruygur’un orada bir birliğin komutanı olduğunu, sınıf arkadaşlarına hep yardımcı olduğunu, yanına gitmemi söyledi, gitmedim.
Nereden nereye... Üsteğmen Eruygur, Jandarma Genel Komutanlığına kadar gelecek, emeklilikten sonra darbeci diye suçlanacak, tutuklanan ilk orgenerallerden olacak.
Eruygur’u sevmezdim o zamanlar,  “Ergenekon yurdun adı/Börteçine kurdun adı/Dört yüz sene durdun hadi/Çık ey yüz bin mızrağımız”  diye haykıranlardan olduğum için o da beni sevmezdi.
Şimdi o  “Ergenekoncu”  ve ben onun için üzülüyorum.
Şu işe bakın...
***
Kocaelili okurlarıma: Bu hafta Kocaeli 2. Kitap Fuarı’ndayım. 19 Mayıs’ta İlk Kurşun Gazetesi, 20 Mayıs’ta Kocaeli Şairler Yazarlar Birliği standlarında imza günlerim var. 22 Mayıs’ta 18.00-19.00 saatleri arasında yapılacak olan şiir dinletisinin ise, beş şairinden biri olacağım.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları