Çocukluğumun ev aletleri

A+A-
Altemur KILIÇ

Cocukluğumda buzdolabı yoktu; yemekler, meyveler seyyar satıcıların sattıkları tahta, tel kafesli “tel dolaplarda” muhafaza edilirdi... Bu dolaplar çoğu zaman mutfakların apartman boşluğuna bakan pencerelere takılırdı... Çürüyebilir yiyeceklere gelince özel yaptırılmış içleri çinko kaplı buzluklarda muhafaza edilirdi... Bu dolapların içine kapılardan servis edilen buz kalıpları yerleştirilirdi. İçme suyuna gelince bu sular da ortasındaki boşluğa yerleştirilen buzluklarda hasır damacanalarda soğutulurdu. Çoğu evlerin kiler odaları olurdu, bazı yiyecekler, sucuklar, pastırmalar, muzlar burada asılı dururdu. Zeytinyağı damacanaları da! Bir kabahat yaparsak cezası “kilere kapatılmaktı.” Allah rahmet eylesin ağabeyim Keskin kilere kapatılmış ve öcünü su damacanasının içine zeytinyağını bocalamakla almıştı...
Elektrikli buzdolapları çıktığında, biz, ilk “Frigidaire” markalı dolabımızı “Burla Biraderden”  almış ve yemek odasının bir köşesine yerleştirmiş, üzerine de dantel örtü koymuştuk... Çoğu evlerde de öyle yapılırdı hatta buzdolaplarını salonun köşesine koyanlar da vardı... İçine, tel dolaplarda olduğu gibi gazete kağıdı serenler de! Frigidaire uzun süre buzdolabıyla eş anlamda kaldı... Sonra Norge, Hotpoint gibi başka markalar çıktı ve nihayet buzdolabı yerine, mutfağa kondu.
Unutmadığım bir olay; bir akşam eve geldiğimizde bir baktık ki aşçı Mehmet çıplak ayaklarını serinlesinler diye buzdolabının içine sokmuş...

Süpürgeler
Evler, hasır ve çalı süpürgeleriyle süpürülür, yerler “yer bezleriyle” silinirdi. Önce elektriksiz, mekanik, içleri döner fırçalı süpürgeler çıktı ve bunlar hâlâ kullanılıyor. Sonra elektrikli süpürgeler çıktı;  “Hoover-hem süpürür hem döver” ve uzun süre Hoover adı elektrikli süpürgenin adı olarak kaldı.

Telefon-Radyo
Varlıklı evlerde telefon vardı.. Bunlar da salonların mutena yerlerinde üzerleri dantel örtülü dururdu... Otomatik telefonlar çıkmadan önce aradaki santral “matmazeller” tarafından istenilen numaraya bağlanırdı... Telefonun öyküsü başka bır yazıda.. Radyoya gelince. Üzeri baklava  antenli, kulaklıklı radyolardan önce küçük ahşap ahizelere, sonra  çok “lambalı” konsol radyolara ve daha sonra radyo- gramofon (pikap) radyolara... Sonra “Çip” devrimi oldu... Oradan da bugünkü şekillerı çeşitli ahizelere, teyplere, CD’lere ayrı bir macera.
O zamanlar büyüklerimiz radyo ve gramofonları çalıştıramayınca şaşırırdık. Şimdi çocuklar, bu yeni araçları, aygıtları çalıştıramadığımızda bize şaşıyorlar...

Isınma-pişirme
Yemekler odunlu ve kömürlü ocaklarda pişirilir, ısıtma için kullanılan mangallarda ızgara yapılır, kahve pişirilirdi.  Evler de öyle! Şakir Zümre sobaları, salamanda sobaları, lüks çini sobalar.. Nihayet kalorifer... İlk klimayı Amerika’da gördüm.. Washington’daki Büyükelçilik binasını şişe kapakları mucidi yaptırmış. Binayı zamanın Büyükelçisi Ahmet Ertegün satın almış. Büyük salonumda pencerelerde ilk klimalar vardı.
Washington yazları tahammül fersa sıcak olur... Washington’a Basın Ataşesi tayin edildiğimde ofisime ilkel bir klima cihazı ile fotokopi makinası satın alacak oldum.. Merkez harcamayı reddetti, alamadım... 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları