Çok gizli ajandanın devşirme tosunları!

İsrafil K.KUMBASAR

Büyük olma iddiasındaki devletlerin, hem ‘yıllar sonrasına’ ilişkin planları hem de ‘geçmişi’ kılı kırk yararcasına araştırma çabaları vardır.
Bilirler ki ‘yarına’ dair planlar, ‘dün yaşanan’ olayların üzerine inşa edilecektir.
Geleceği kurgulama eylemi ‘insan’ ile gerçekleştirildiğine göre, aranan vasıftaki ‘elemanlar’ tarihin derinliklerindeki vukuatlara bağlı olarak devşirilir.
Kiminin ‘nefreti’, kiminin ‘sevgisi’, kiminin ‘ihaneti’, kiminin ‘ihtirası’ devşirme ameliyesinin mihenk taşlarıdır.
Bugün “ben” diye ortalıkta gezinen ve ‘uluslararası güçlerin’ kucağında semirdiği aşikâr olan pek çok sima buna örnektir.
Bir çoğu farkında bile değildir. Kaldığı ‘yetimhanenin’, eğitim gördüğü ‘kolejin’, burs aldığı ‘hayır kurumunun’ ipleri nereye uzanır çoğu kez bilmezler.
Anadolu’nun kuş konmaz, kervan geçmez bir köyünden cımbızla ayıklanıp Amerika’ya tahsile gönderilirken, ‘çok uluslu şirketlerden’ birinde altına koltuk uzatılırken, Londra sokaklarında “Sevinin Mehmedim başlar yüksekte” diye mırıldanırken, El-Ezher’de derin operasyonlardan geçirilirken yıllar sonra önlerine konulacak ‘faturayı’ tahmin etmeleri belki de imkan dışıdır. 
Arkalarından su dökülüp, dualar mırıldanılarak küresel cehennemin göbeğine itilenler kendilerine geldiğinde artık iş işten geçmiş olur.

***


O noktadan sonra kimsenin ‘kendine gelme’ gibi bir derdi olduğu da söylenemez.
Zira artık ‘değişim’ zirve yapmıştır ve içine doğdukları inanç ikliminin sadece ‘getirileri’ üzerine hesaplar yapılır.
Sanılır ki sırf ‘mey’ yahut bir takım ‘ot’ türüdür insan beynini bulandıran. İktidar, ‘bir süper gücün’ varlığını yanına alma, ‘küresel kulüplerin’ içinde kendine yer edinme muhtemeldir ki ‘Haşhaşileri’ bile  kıskandıracak keskinliğe sahiptir.
Kim bilir ‘ne tür seraplar’ gördürür insanlara böylesi bir ‘esrarlı’ ortam. ‘Ne tür hayallerin’ içine daldırır, onu yaşayanlar bilebilir. Sonrası çorap söküğü gibi gelir.
‘Tıkanılan’ yerde bilinçaltına işlenmiş ‘intikam’ histerileri girer devreye. Gözü kararır, kalp atışı hızlanır, bir adım geri atıp da “Bu gidiş nereye?” sorusunu kendine yöneltme ihtimali ortadan kalkar.
Herhalde onu tabir caiz ise daha kundaktayken gözüne kestirip, bugünlere getiren ‘süper babaanne’ emeklerinin bir anda heba olmasını istemez.
Suratına kondurduğu yılışık tebessümle ters orantılı otoritesini ortaya koyar ve “Haydi yavrucuğum hesap” der.

***


Belki o ‘hesap’ gününün korkusudur ki, bu kanı doğuştan yeddiemanete bırakılmış güruhun bir ‘mal’ biriktirme, ‘mal’ kaçırma, içinde yaşadığı toplumun külfetlerine ‘sırt çevirme’ telaşı vardır.
Belki o nedenledir ki, ‘çerçilikten’ gelip ‘holding patronluğuna’ yükselenlerini bile ilk fırsatta parayı ‘dışarı’ aktarma, evladüiyale mümkün ise ‘küresel sermayenin’ burçlarında bir koltuk kapma telaşı sarar.
Acıdır, lakin olan biteni ‘kendilerinden’ bilirler. ‘Ne derin felsefeye’, ‘ne yaman zekaya’ sahip olduklarını sıkça dile getirip, kitleler üzerinden tahakküm kurarlar.
Ne var ki, işin sonunda ‘hesap’ olunca bir anda kimyalar bozulup planlar alt-üst olabiliyor.
Süper babaanne, ‘iki kiliseye’ taş konulması, ‘bir papazın’ sırtının sıvazlanmasıyla yetinmiyor,  “Daha, daha, daha...”  diyor.
İşin ucu ‘kardeşi kardeşe boğazlatmaya’ kadar varıyor. Yeni sloganlar, cafcaflı sözcüklerle ‘kan tarlalarının’ yolu açılıyor:
 “İleri demokrasi.”

***


Gelin de bugünü yıllar öncesinde, ‘Anadolu tosuncukları’ üzerinden kurgulayan ‘büyük’ devletlerin önünde şapka çıkarmayın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş