Çözüm çözümdür!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

1993’te iki yıldır açık olan Türkiye-Ermenistan kara sınırı Türkiye tarafından kapatılmıştır. Nedeni Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ dahil yedi yerleşim yerinin -ki Azerbaycan topraklarının %20’sini oluşturmaktadır- Ermeni kuvvetleri tarafından işgal edilmesi ve Hocalı’da Ermenilerin yaptığı katliamdır. Türkiye sınırını, Ermenistan üzerinde ekonomik ve siyasi baskı oluşturarak Azerbaycan topraklarından çekilmesini sağlamak amacıyla, 1993 yılında kapatmıştır.
Türkiye ve Ermenistan tarafından karşılıklı olarak yaratılan de facto durum, kapının açılması için Azerbaycan topraklarındaki Ermeni işgalinin sona erdirilmesini otomatik olarak bir ön şart haline getirmiştir. İşgalle birlikte şekillenen statüko devam ettiği sürece, Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkinin normalleşmesinden söz edilemez. İşgal kuvvetleri Azerbaycan topraklarında iken Türkiye’nin ilişkileri normalleştirmesi, başlangıçtaki iddia ve tezlerden yani ön şartından vaz geçmesi anlamına gelir. Kaldı ki ortada bir başka garip durum daha vardır: Türkiye, Ermenistan devletini meşru kabul ediyor ve sınırlarını tanıyor, ancak Ermenistan, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını tanımıyor.

Ermenistan ve ABD’nin görüşü
Ermenistan ile ABD, Türkiye’ye diplomatik ilişkilerin kurulması ve Ermenistan sınırının açılması için olmazsa olmaz kabilinden olan ön şartlarının kaldırması için dayatmada bulunmuştur. İlgili devlet yetkililerinin bu konudaki görüşleri çok açıktır.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan “Yukarı Karabağ’ı kesinlikle Azerbaycan’a vermeyeceğiz, Türkiye ile uzlaşma ‘ön koşulsuz’ gerçekleşecek” diyor. Sarkisyan “soykırım iddiası”  konusunda da “Bütün dünyayı arasanız ’Türkler soykırım yapmamıştır’diyecek tek bir Ermeni bulamazsınız” diyor. 
Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbandyan,  “Türkiye’nin ön şartsız olarak Ermenistan ile sınırlarını açması ve diplomatik ilişkileri kurmasından sonra Erivan’ın hükümetler arası komisyon oluşturulmasını kabul edebileceğini” söylüyor.
ABD Dış İlişkiler Sözcüsü Robert Wood;  “ABD’nin öteden beri pozisyonu, normalleşmenin ön şartsız ve makul bir zaman diliminde gerçekleşmesi yönündedir” diyor.
 Sonuçta alelacele Obama’nın meşhur 24 Nisan konuşmasını yapmasına birkaç saat kala, gece yarısı, Türkiye ile Ermenistan arasında yapılan  “ön şartsız”  bir mutabakat açıklanmıştır. Bu durum haklı olarak Azerbaycan’da büyük bir tepki yaratmıştır. Azerbaycan, “sırtından vurulduğu”  duygusuna kendisini kaptırmıştır. Olana bitene Azerbaycan ve Türk halkı bir türlü akıl erdirememektedir.
Aslında durum çok açıktır. Meğerse Türkiye’nin bugünkü yöneticileri de sorunun çözümünde Ermeni yöneticilerden çok farklı düşünmüyorlarmış. Bunu, Cengiz Çandar’ın, eski Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan’dan alıntıladığı anekdotunu okuyunca anlamak mümkün oluyor. Oskanyan,  “Türkiye’nin Dışişleri Bakanı olduğu sırada 2003’teki ilk görüşmemde Gül, Türkiye’nin Ermenistan-Türkiye ilişkilerini Azerbaycan-Ermeni ihtilafına bağlamakta yarar görmediğini kabul ettiğini belirterek, Türkiye’nin bütün komşularıyla normal ikili ilişkiler kurmak istediğini söylemişti...” diyor   Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’deki iktidar, diplomasiyi ABD ve Ermenistan’ın taleplerini zamana yayarak kabul etmek olarak anlıyor. Nasıl olursa olsun çözüm, çözümdür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları