Çözüm: Türkiye’yi Batı’dan korumak!

A+A-
Hasan DEMİR

Bu Cumhuriyet kurulduğunda, bir DIŞ POLİTİKASI vardı. Nasıl mıydı? Bugün ve dün koltuğunda oturtulan beylerin ve onların politikaları sonucu Batı’nın beslemesi olan aydıncıkların ağızlarında çevirip durdukları gibi değildi!
Şu kesindir ki, Mustafa Kemal Türkiye’sinin dış politikası BATI EKSENLİ değildi!
Hayattayken tek bir Batılı ülke ile ittifak edilmemişti.  “Atatürkçüyüm” diyenler bunu iyi bilsinler.
Attilâ İlhan “Gazi Türkiye’sinin Dış Politikası” nın oturduğu 3 ekseni şöyle özetler:
“1-Balkan Antantı (Türkiye böylece, Balkanlar’daki eski Osmanlı topraklarını kontrol ediyordu).
2- Sadabat Paktı (Türkiye böylece, Irak, İran ve çevresindeki sömürge, yarı sömürge ülkeleri kontrol ediyordu).
3-SSCB ile dostluk ve işbirliği (Türkiye böylece, Batı’nın 200 yıldır kışkırttığı Türk-Rus düşmanlığını yok ediyordu)...”

Attilâ İlhan, “Gazi, Türkiye’yi, Batı’ya karşı korumaya almıştır”  derdi.
 “Avrasya Ekseni”  zorunluluktur!
O, hiç kuşkusuz AVRASYA EKSENLİ bir dış politika benimsemişti. 1930’larda emperyalizmin örgütlediği NAZİ saldırısına karşı Balkan ülkeleri ile ittifak yapmış, arkasını Sadabat Paktı’yla sağlama almış, Sovyetlerle, İran’la ve Afganistan’la el ele vermişti.
O Avrupa ki, Osmanlı’yı önce iktisaden ve kültürel olarak göçertmiş, topraklarını ve kaynaklarını paramparça etmiş, petrol coğrafyasına el koymak için önce Arapları sonra da Kürtleri kullanmaya kalkışmıştı.
O Avrupa, O Amerika, topraklarımız üzerinde yeni devletlerin sınırlarını belirlemişti!
Aynı Batı, emperyal amaçları için, Birleşmiş Milletler’in ağababası  “Cemiyeti Akvam” dan karar çıkartmış, sinsi yollarla Musul ve Kerkük’ün manda yönetiminde kalmasını karara bağlamıştı.
Lozan’da müzakereler tıkanınca, Atatürk,  “Ömrüm yeterse, Musul-Kerkük ve Adalar’ı alacağım! Diplomasiyle olmuyorsa askerle”  demişti. Akabinde isyanlar patlamıştı. Yukarıdaki satırlar Banu Avar’ın Remzi Kitapevi’nden çıkan kısa sürede üçüncü baskısını yapmış, mis gibi mürekkep kokan ve bugünü doğru anlamamızı ve yarını şuurla inşamızı sağlayacak preslenmiş bilgi, tanıklık ve duygularla yüklü “Gün O Gün’dür!”  kitabından alındı.
Dikkat ederseniz bugün, Atatürk ne dediyse tersine çevrilmiş. Balkanlar parçalanmış. SSCB ile düşman olunmuş, yerine ikame olan Rusya ile kavgaya tutuşulmuş. ABD ve Cemiyet’i Akvam’ın devamı olan Birleşmiş Milletler’in dolmuşuna binilip Afganistan’da Müslümanlar katledilmeye başlanmış. Atatürk’ün, diplomasi ile olmazsa savaşla vatana katmaya ant içtiği Musul ve Kerkük, Osmanlı’yı parçalayan güçlerin ve Lozan’ı kabul etmeyen ABD’nin işgaline terk edilmiş, terk edilmek ne kelime, Türkiye işgalde aktif rol almış. Ve İslâmcısından Atatürkçüsüne Osmanlıyı ekonomik ve kültürel olarak çökerten ve topraklarını parçalayan Batı’ya, yani Avrupa Birliği’ne âşık olunmuş. Yetmemiş, toprakları satılmış, Avrupa’nın kanunları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çıkardığı kanunlardan üstün kabul edilmiş ve toprakları NATO toprağı ilân edilmiş.
Diyorum ki...
Ellerine sağlık Banu Avar!  “Gün O Gün’dür” ün muhtevası ve zamanlaması, hani,  “Tam 12’den”  denir ya; tam da işte öyle...

 

Orhan Pamuk gerçeği

“Orhan Pamuk Yalanları” nı kaleme aldığımızda bazıları,  “Kıskançlık”  dediler,  “Sen kim oluyorsun da Orhan Pamuk’u eleştiriyorsun”  tepkisi gösterenler de oldu.
8 Aralık 2012 tarihli Yurt Gazetesi’nin kitap ekinde Pamuk için Nihat Behram bakınız neler diyor: “Şu hale bak: Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, ama ne kendisinin ciddi bir edebiyat analizi ve değerlendirmesi var, ne dünyada kendisi hakkında ciddi bir edebiyat analizi ve değerlendirme. Edebiyat adına konuşmaları, sadece safsata özlü, postmodern bulamaçlı gevezelik. Kendisi hakkında yapılan ’edebi değerlendirmeler’bundan farklı değil. Esas olarak ’muhalif aydın’ sıfatıyla, ’yani politik kimliği’yle popüler! O da sahte! Nobel Edebiyat Ödülü sahibi ama medyatik eylemlerinin yüzde 10’u 3. sınıf sanatçılık, yüzde 90’ı 1. sınıf gericilik!”
Nihat Behram’ın Orhan Pamuk’la ilgili yazısının tamamını okumanız Türk’e hakaret eden ve dinamiti bularak insanlık suçu işleyen Nobel’e boyun eğenlerin nasıl parlatıldığının anlaşılması açısından faydalı olacaktır sanırım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları