Çözüm yolu anavatan Türkiye ile birleşmektir

Hüseyin Macit YUSUF

Kıbrıs’ta iki ayrı halk arasındaki anlaşmazlığın devamı, Türk tarafı olarak bizlerin aleyhinedir. Mevcut statüko hem sürdürülebilir değil, hem de KKTC’nin gelişmesi önünde engeldir. 50 yıla yakındır sürdürülmekte olan müzakerelerden sonuç alınamadığına ve yakın gelecekte de Rum tarafının malum siyaseti nedeniyle sonuç alınmasının mümkün olmadığına göre, ne yapılmalıdır? Bundan sonra izlenmesi gereken yol nedir? KKTC’nin Rumlar tarafından tıkanmaya, önlenmeye çalışılan gelişmesi ne tür siyaset ve yöntemlerle aşılabilecektir? Adadaki mevcut siyasi durumun devamı ve Kıbrıs Türklerine reva görülen kader çizgisi nasıl değiştirilecektir?
Kıbrıs sorununun çözümü için önümüzdeki seçenekler bellidir:
1) Federal bir yapı altında Birleşik Kıbrıs
a- Rum tarafı güçlü bir üniter yapı altında, tek egemenliğe, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete dayalı bir düzen istemektedir. Buradaki nihai hedef Kıbrıs Türkleri olarak bizlerin egemen devletimiz KKTC’den vazgeçmemiz ve bir zamanlar Rum lider Papadopulos’un açıkça zikretmekten çekinmediği ozmosis yoluyla Rum halkı içinde eriyip yok olmamızdır.
b- Kıbrıs Türkü 1963 öncesi şartlara dayalı bir ortaklığı reddetmektedir. Gevşek federasyon olarak tanımlanan, merkezi hükümetin zayıf, oluşturucu devletlerin ise güçlü olacakları bir federal yapı tercih edilmektedir.
2) Konfederasyon
Türk tarafının yukarıda belirtilen özelliklerdeki federasyon tercihinin aslında “konfederasyon” olduğu artık gizli değildir. Kuzeyde egemen KKTC’nin ve güneyde ise egemen Güney Kıbrıs Rum Devleti’nin oluşturacağı konfederal yapıya Rum tarafı tamamen 
karşıdır.
3) İki ayrı tanınmış egemen devlet
Bu çözüm şekli hiçbir zaman masada olmamıştır. Konfederal bir yapıya dahi karşı çıkan Rum tarafı adada iki ayrı egemen devlet çözümüne tamamen karşıdır. Taksim’in tescillenmesi demek olan bu çözüm yolunun ada gerçeklerine göre en iyi yol olacağı kanaatindeyim.
4) KKTC’nin Anavatan Türkiye ile “ilhak” veya “iltihak” yoluyla birleşmesi
Benim gönlümdeki seçenek budur. Kıbrıs Türkünün adada bir asırdır sürdürdüğü Türklük ve müslümanlık kavgasının nihai hedefi, İngiliz’in oyunlarıyla Anavatanından ayrılan, Kıbrıs Türklerinin Türkiye’deki, Anadolu “daki kardeşleriyle yeniden birleşmesidir.
80 milyonluk Türkiye ile birleşmenin Kıbrıs Türküne vereceği morali bir düşünsenize. Yıllardır müzakere masalarında Kıbrıs Türkü gelecek kuşkusuyla, yarın ne olacağız sorusuyla, hop oturup hop kalkmaktadır. Çözümsüzlüğün ve belirsizliğin bir çok derde neden olduğu konusunda sayfalar dolusu yazı yazmak mümkündür. Ancak kısaca belirtmek gerekirse çözümsüzlüğün siyasi, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik bedelini Kıbrıs Türkü yıllardır ödemektedir. Adada ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören, ambargo ve izolasyonlarla tarihte bir örneği daha olmayan insanlık dışı, çağ dışı bir uygulamaya, zulme katlanmak zorunda bırakılan Kıbrıs Türküdür. Dünya, Kıbrıs Türküne bunu reva görmektedir. Anavatan Türkiye olmasa halimizi düşünmek bile istemiyorum. Emperyalizmin zulmüne artık son verilmelidir. KKTC özerk yapısını koruyarak Anavatan Türkiye’ye vakit geçirilmeden bağlanmalıdır. Bunun koşulları uygundur. Rusya bir gecede Kırım’ı kendine nasıl bağlayabiliyorsa, Batı yine bir gecede nasıl Kosova’nın bağımsızlığına karar verebiliyorsa büyük Türk Milleti de bu tarihi adımı atmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş