Çukur adamlar-çamur medya

A+A-

Necip Fazıl söylemişti; “Bazı kişiler vardır ki, onlara alçak bile diyemezsin. Çünkü bir seviyedir alçaklık, onlar çukurdur!”
Bu sözler, bu günlerde bazı kişilere ne kadar denk düşüyor!
Yazarları TSK’ya, komutanlarına her gün çamur atan, muhabirleri, Genelkurmay kozmik odalarından casusluk yapan, Taraf gazetesinin başyazarı 2. Cumhuriyet üçgeninin orta bacağı Ahmet Altan, Çetin Doğan Paşa’ya, çukurundan sataşmış... Paşa, o seviyesizliğe inip, kendisini bu kişiye karşı savunmaya tenezzül etmez. Görev bana düşüyor!
“Atakürt” diye Atatürk’ü alaya almak küstahlığını gösteren, “bir kadın memesine vatanı satarım” diyen bu yazar, Balyoz davası henüz başlamışken “sanıklar savunmalarını yapmadan” peşin hükmünü vermiş, sanıkları mahkûm etmiş...  
Çetin Paşa’nın kızı ve damadı Bay Rodrik, evlatlara yakışan bir çaba içindeler. Balyoz darbesine ait belgelerin emekli Orgeneral Çetin Doğan’la arkadaşlarını suçlamak için, 2010 yılında “uydurulmuş” sahte belgeler olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyuyorlar, hatta bu konuda bir kitap da yazdılar. Bu insancıl, her övgüye layık ve sağlam kanıtlara dayanan çabalar bazılarını çok rahatsız ediyor... Tabii başta Ahmet ve şürekâsını!
Altan timsah gözyaşlarıyla, Çetin Paşanın kızının ve damadının yaptıklarını sempatiyle karşıladığını ve “babalarını kurtarmak istemelerinden daha doğal bir şey olamaz”, dedikten sonra, “çukurca” piyesini sahneye koymuş; Paşaya ve Orduya karşı hıncını, adeta onlardan alıyor. İşte yazdıkları: “Bir genç kadının babasının suçsuzluğuna samimiyetle inandığını varsayarsak ve aslında kızın babası “suçlu” olduğunu biliyorsa, bunu bilmesine rağmen de kızının böyle konuşmasına izin veriyorsa, yarın darbenin gerçekten var olduğu kanıtlandığında ilişkileri nasıl olur acaba? Suçlu baba, kendisinin suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan kızını izlerken neler hisseder? Evlat, bunca savunduğu babasının aslında suçlu olduğunu anladığında ne düşünür? Suçun kanıtlanmasından sonra ilk karşılaşmalarında ne konuşurlar? Ondan sonraki ilişkileri nasıl olur?” Doğrusu roman ya da piyes olabilecek kadar “trajik” hayali bir kurgu, yani uydurma... Peki bu iddialar boş çıkarsa Ahmet Altan’ın durumu ne olur? Trajedi mi, komedi mi?
Ben gerçeklere dayanan trajik, bazı tarafları komik veya melodramatik bir piyes yazsaydım, asıl bu adamların melanetini yazardım!

Ordu düşmanlığı
Ahmet Altan, yazısının sonunda; Doğan Paşa’nın üzerinden, gene Türk Ordusu’na vuruyor, “Bu davanın asıl suçlusu Türk Ordusu’dur” diyor! Ordu düşmanları çok... Türk Ordusu’na karşı sönmez kinin yenı bir örneğini, “Kürt Muhipleri Derneği” üyelerinden, Oral Çalışlar verdi.  Bu yazar da “darbe” iddialarından sözü “militarizme” getiriyor. Çalışlar, Ankara Valiliğinin, Atatürk’ün Ankara’ya geliş tarihi olan 27 Aralık’ta ’askeri gösteri’ye izin vermemesinden memnun. “Militarizm ” gösterisi imiş. Ve sıkı durun; demek ister ki “Rap! Rap!” a son verilmeli ve Cumhuriyet Bayramlarındaki, geçit resimlerinde, artık asker olmamalı.
Önce, rahmetli Halide Edip’in, Kurtuluş savaşının “Türklüğün ateşle imtihanından” geçmiş “Halide Onbaşının”, 1939’da yazdığı bir yazıyı tahrif etmiş, saptırmış. Halide Hanım o yazıda; Cumhuriyet Bayramı sırasında İstanbul Beyazıt Meydanında, askerlerimizin “rap rap” sesleri çıkaran postallarıyla geçmelerini, Kurtuluş Savaşında sırasında askerlerin “çarıklarıyla” , geçmeleriyle kıyaslıyor ve aklı sıra bundan ahkâm çıkarıyor, militarizme çatıyor. Evet, Oral Efendi; Kurtuluş Savaşında askerlerin ayaklarında çarıklar ve tüm vatandaşların “tekâlifi harbiye” ile verdikleri çoraplar vardı. Kurtuluş Savaşı, bu çarıklı askerlerimiz ve kara kalpaklı komutanları tarafından, sizin ağababalarınızın, engellemelerine rağmen, kazanıldı. Hatta bazı “aydınların” ihanetine, bir kısım halkın direnişine rağmen kazanıldı. Bugün rahat köşelerinizden ahkâm kesebiliyorsanız, bu, ordunun yüzsuyu hürmetinedir! Sonunda bu Cumhuriyeti gene Türk Ordusu koruyacak, ihaneti de o “postallarıyla”, “rap” diye ezecek! Türk Ordusu’nda postallı veya çarıklı, hep aynı ruh var...
Bu adamlar, aslında, “rap rap” ların -postalların- kendilerini ezmesinden korkuyorlar ama, korkunun ecele faydası yok !

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları