Çukurlar vadisinde pusu

A+A-
Altemur KILIÇ

Son saatlerde Ankara’da öylesine olaylar yaşandı ki, itiraf edeyim benim havsalam almıyor... Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Seferberlik Tetkik Kurulu’nda, “Mühürlü” kozmik evrak odalarında ve bilgisayarlarında savcıların talebi ve mahkeme kararıyla üst üste aramalar yapıldı...  “Suikast” planı ile bağlantılı olduğu düşünülen 8 askeri personel tutuklandı!   
Sisler dağılıncaya kadar yorum yapmamak, kesin bir hükme varmamak isterdim... Bu olanlar herhalde bir kâbustu,  “uyanacağız” derdim... Daha gerçekçi olarak, “Olamaz dediğimiz çok şeyler oldu, bunlar da oldu” diye ya sabır der sonucu, açıklamaları beklerdim.
Fakat şimdiki zamanda olayların gelişmesi kimseyi beklemiyor; uçurumum kenarındayız. Ve maazallah, bir iç çatışmanın ayak sesleri geliyor! Ordumuza en fazla muhtaç olduğumuz bir zamandayız!
Ve olaylar o kadar çabuk gelişiyor ki, beklemeye, tevekküle, sabra vakit yok...
Sonunda olamaz denen olmaması gereken oldu... Savcılar polislerle, askerlerle çatışmak pahasına Genelkurmayın hassas, gizli bir birimine, tabir caizse, Ordunun  “harimi ismetine”  girdiler!
Bu, belki şeklen, yasalara göre caiz olsa da, gerçek dünyada, geleneklere göre çok vahim bir ilk! “Sakalın üzerinden bir defa fareler geçerse, yol olur” ve sonra neler olmaz! Genelkurmay Başkanının makam odası, Başkanlığın çok kozmik bölgelerine de ulaşılır ve hatta Genelkurmay Başkanı da tutuklanır...
En demokratik ülkelerde, özellikle savunma hususunda yasalarda belirtilmese de, bazı  “olamazlar” yapılmayacaklar vardır... Mesela, Amerika’da FBI’ın, CIA’nın Pentagon’a baskın yapacağını, İngiltere’de, Scotland Yard’ın, Savunma Bakanlığında böyle araştırmalar yapacağını düşünür müsünüz!...
Tabii ki yargıya, yargıçlara, savcılara  “güven”  ve saygı lazım.  “Onlar da nihayet Devletin unsurları”  diyeceksiniz ama, acı duyarak, açıkça söylemeliyim; son yıllarda yaşananlardan sonra hukuk ve güven mi kaldı..? En azından “arayalım” derken bilgisayarlara, “köstebekler”  ve “düzmece” bilgiler yerleştirilmeyeceği ne malum!
Aslında yargıya ve polise güven kalmamış olması çok acı, vahim bir durum; Kim, kimler sebep oldu buna?
Ben açık söylemeliyim; bu olayda da bir fesat, komplo, Orduya karşı öteden beri sürdürülmekte olan  “topyekûn” tersine orantılı bir saldırı olduğundan şüpheleniyorum! Birileri, ülkenin, bu kargaşalı döneminde, ilk ve son savunma hattımız olacak Türk Ordusunu saf dışı bırakmak, pasifize etmek istiyorlar!


Sonuç
Durumun, olayların, dalgalanmaya bırakılmasına tahammülü kalmadı... Herkes, ama herkes, imalı, cinaslı sözde “açıklamaları bırakıp, açık konuşmalı” ve olayları oluruna bırakmamalıdırlar!
Bunu asıl yapması gereken Başbakan... Bugünkü MGK toplantısından sonra yayınlanacak sonuç belgesi de herhalde, açıkladıklarından fazla  “açıklamadıklarından”  ibaret olacak!
Sözüm asıl, haddim olmayarak, Orgeneral İlker Başbuğ’a! Bu puslu hava dağıtılmaz ve her türlü iddiaya ve şayiaya açık bırakılırsa, halkın Ordusuna karşı güveni kalmaz.. Oysa, bütün kurumlara güvenin kalmadığı ortamda, Türkiye’nin varoluşunu sağlayacak ve devam ettirecek tek dayanağımız Türk Ordusudur!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları