Cumhurbaşkanı ve Başbakana sorular

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Brüksel’de hazırlanan, TESEV’de rötuşlanan, TBMM’de özü bozulmadan kabul edilen Vakıflar Yasası’nın gerçek hamilerini biliyoruz. Yine de ülke bütünlüğü, milletimizin hak ve çıkarları açısından Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a bazı sorular sormak istiyoruz. Cevap falan beklediğimiz yok, dürüst ve cesur bir şekilde kendi vicdanları ile hesaplaşsınlar, yeter!.. 
Başlıca sorularımız şunlar: Bu yasaya göre;
* Lozan Antlaşması ve ikili anlaşmalarla, statüleri dondurulup, senetlerindeki amacın dışında faaliyet gösteremeyen ve yeni mülk edinemeyen azınlık vakıflarının önünün açılması, vatandaşlık esasına göre kurulan yeni vakıflarla eşitlenmesi, hatta daha imtiyazlı hale getirilmesinin amacı nedir?

*
Mülhak -vakfedenin soyundan gelenlerce yönetilmesi gereken- vakıflar, 10 yıl içinde yöneticilerinin atanamaması halinde, mazbut vakıf olarak, Genel Müdürlükçe yönetilirken, şimdi bu kural değiştirilip, hayrattan olan taşınmazlarını aynı cemaate ait başka vakfa tahsis ederek, cemaat vakıflarının ebediyen yaşamasına imkan verilmektedir.
Cemaat vakıflarının kurulmasını, AİHS ve milli hukukumuz yasaklarken, bu düzenleme kimlerin ihtiyacı için yapılmaktadır?

*
Yabancı kişiler ülkemizde vakıf kurabilecek, hiçbir kısıtlama olmadan içeride-dışarıda şube, temsilcilik, işletme ve şirket açabilecek, istedikleri kadar toprak alabilecek, yurt dışından istedikleri kaynaktan sınırsız fon sağlayıp, yurt içinde istedikleri kişi, kuruluş ve partilere aktarabilecek. Cemaat vakıfları da bu imkanlara aynen sahip olacak. Vakıf malları haczedilemeyecek.
Ülke bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit edeceği açık olan bu düzenlemenin  gerekçesi nedir?

* Cemaat vakıfları ve yabancılar, ki bunların büyük bölümü kilise vakıfları olacak, ülkemizde tüzel kişilikler halinde örgütlenip, siyasi faaliyet, 5. kol çalışmaları ve kurumsal misyonerlik yapabilecekler.
Osmanlı Devleti’ni çökerten bu dini/siyasi örgütlenmenin, tekrar getirilmesinin amacı nedir?

* Bugüne kadar, cemaat vakıfları mal edinemediğinden; nam-ı müstear ve nam-ı mevhum kişiler ile vasiyet eden ve bağışlayanlara ait, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Hazineye intikal etmiş bütün taşınmazlar cemaat vakıflarına verilecek. Böylece Lozan, 1935 yasası, 1974 Yargıtay kararı çiğnenip, ta Bizans dönemine kadar gidilecek, ne kadar kilise ve taşınmaz tespit edilmişse, cemaat vakıflarına verilecek. Bazı uzmanlara göre, bu taşınmazların sayısı şimdiden 11.500’ü buluyor. Bu durumda İstanbul, Ayasofya Camii, Gökçeada ve Bozcaada başta olmak üzere bütün şehirlerimiz adeta işgale uğrayacak.
AB fonlarıyla Balat’ta sürdürülen restorasyon ve hızlanan mülk satışları neyin hazırlığı olabilir? Bütün bunların hukuki, insani ve milli gerekçesi ne olabilir?

* Asırlar öncesinin taşınmazları cemaat vakıflarına verilerek, zaten şu anda toprağı Vatikan’dan büyük olan Patrikhane, daha da büyüyecek, adeta İstanbul’da  “Yeni Roma”  konumuna gelecek. Zaten şu anda fiilen ekümenik olan Patrik, yabancı devletlerle yazışmasında  “Yeni Roma, Kostantinopolis ve Ekümenik Patrikhanenin Baş Patriği”  unvanını kullanıyor. Halbuki Lozan’a göre, sadece İstanbul’daki Ortadoks Rumların dini hizmetini yapacaktı.
Hükümetin görmezden geldiği, Lozan Antlaşmasına aykırı olan bu fiili durum, yeni düzenleme ile resmileşerek, Patrikhane, temel hedefi olan egemen devlete dönüşmeyecek mi? Bu durum ülkemiz için büyük bir tehlike teşkil etmiyor mu? 

* Yabancıların vakıf kurmasıyla, Patrikhane ve Ruhban Okulu yöneticileri de yabancı olabilecek. AB dayattığı için Anadolu’da bir çok kilise faaliyete geçerek, papazlar dahil yabancılardan oluşan cemaatler ayin yapmaya gelecek.
Kolonileşme anlamına gelen bu yapılanmanın, ülke bütünlüğü açısından anlamı ne olabilir?

* İdarenin vakıflar üzerindeki denetimi niçin sembolik hale getiriliyor, neden?

* Şu anda Yunanistan, Batı Trakya Müslüman-Türk azınlığına ait vakıflarla ilgili bir kanun çıkarıyor. Azınlığın elinde kalan son taşınmazları da almak için.
Bu düzenlemelerin  “mütekabiliyet” le izahı yapılabilir mi?
Yunanistan Lozan’ı tanımıyor da, Devletimizin bu kuruluş Antlaşması’nı biz tanıyor muyuz? AB-ABD ikilisi istedi diye, kendi hukuklarına da aykırı olan bu yasayı çıkarmaya neden mecburuz?
Allah’ım aklımıza, ülkemize mukayyet ol!.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları