Cumhurbaşkanlığı manevrası

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Seçim Toto’dan sonra Cumhurbaşkanlığı totosu yeniden gündeme geldi. AKP’nin TBMM Başkanlığı seçimindeki manevrası kamuoyunda tutmuş görünüyor. Sağ gösterip sol vurma diye işte buna denir. Meclis Başkanlığı’na Köksal Toptan’ı aday gösterip tabiri caizse gaz alma operasyonunu ince ince gerçekleştiren AKP, Cumhur’un başı için hedefe kilitlenmiş durumda. Gerginlik ortamından seçimlerde karlı çıkan Erdoğan, yeni bir gerginliğin geleni kat kat götüreceğini bildiği için doğrusu işi sağlam tutuyor. Bu konuda yatıp kalkıp MHP Lideri Bahçeli’ye şükretmeli. Seçimin ertesi günü “Kimi aday gösterirlerse seçerler. Haklarıdır” açıklamasıyla AKP’nin elini güçlendiren Bahçeli’nin bunun faturasını nasıl ödeyeceğini bilmiyorum ancak MHP tabanı ve bu seçimde MHP’ye oy veren kitle Bahçeli’ye fena halde kızgın.

1999 seçimlerinde Türkeş’in adına MHP’ye verilen krediyi iyi kullanamayan Bahçeli, 22 Temmuz’daki son sınırlı krediyi de hak ettiği ölçüde kullanamayacağını daha ilk günden sergiledi. Partinin yetkili kurullarında görüşmeden böylesi aceleci tavır ortaya koyması yüzünden Bahçeli’nin başı fena halde ağrıyacak. Biz iyisi mi yeniden konumuza dönelim.

Psikolojik savaş yöntemlerini en ince ayrıntısına kadar uygulamaya koyan AKP, Cumhurbaşkanlığı konusunda yine müthiş bir manevra daha yapıyor. Mutabakat adına Köksal Toptan örneğiyle tereyağından kıl çekenler Abdullah Gül’de zorlanacağını bildiği için şapka çıkarılacak bir kurnazlığa yöneldiler. Adı dillendirildiği günden itibaren kabul gören Murat Başesgioğlu’na ilk olur CHP lideri Baykal’dan geldi. Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru ile geçtiğimiz dönem Gül’ün Çankaya yolunu tıkayan Baykal’ın bu tavrı hiç de şaşırtıcı değil. Deniz Baykal, Abdullatif Şener’in aday yapılmasına itiraz etmeyeceğini çok önceden açıklamıştı. AKP’nin teslimiyetçi politikalarına boyun eğmeyerek Milletvekilliği adaylığını elinin tersiyle itip kamuoyunda büyük itibar kazanan Şener’in Köşk’e çıkışını bile kabullenmeyen Arınç - Gül - Erdoğan üçlüsünün Murat Başesgioğlu gibi bir ismi kabullenmesi de mümkün görünmüyor.

Ama Erdoğan’ın kıvrak zeka sahibi danışmanları buna da çare buldular elbette. Başbakan “Bir değil iki isim önerebiliriz” ifadesiyle mutabakat sözünü yemediğini, dayatma yapmayarak gerginliğe sebep olmayacağını da beyan etmiş oldu. Abdullah Gül ile beraber CHP’nin de kabullendiği Başesgioğlu’nun adını öne sürerek aklınca demokrasi golü atmış olacaklar. MHP’nin yardımıyla 367’den kurtulan AKP, turlara iki aday ile girip 340 milletvekili çoğunluğuyla yine Abdullah Gül’ü seçtirmiş olacak. Bir taş ile birden fazla kuş vurmaya alışkın olan Erdoğan, böylece yeni kabinede yeni ekibine bakanlık koltuklarını açmış olacak. Sonuçta “Mutabakatsa al sana mutabakat. Anayasal çoğunluk da tamam. Meclis’in iradesi böyle tecelli etmiştir” diyerek operasyon tamamlanmış olacak.

Yukarıdaki satırların arasından her zamanki gibi muhalefet alışkanlığını tespit ederek “Liderimizin bir bildiği vardır. Siz partimizi ve liderimizi yıpratıyorsunuz. Meclis’te ana muhalefeti biz temsil ediyoruz. AKP’nin ensesinde boza pişireceğiz” gibi beylik laflarla günü kurtarmaya çalışanların bütün bu planlara karşı bir tek alternatiflerinin olmadığını da üzülerek ifade etmeliyim.
Dilerseniz kabak tadı veren konular yerine biraz da cehaleti yazalım. Adının önünde Prof. unvanı olan baş yazarın zırvalarını yarına bırakalım. İkinci Cumhuriyet’ten Ahrar’a, eyaletten insan hakları ve adalet kavramlarına kadar baştan sona tespitleri yanlış olan ünlü yazarın neresini düzelteceğimizi şaşırdığımız meselesini de yarın ele almak üzere Ülkü ile kalın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları