Cumhuriyet Bayramı

Haydar ÇAKMAK
Devrimler tarihine baktığınızda devrimlerin fikir babaları, liderleri ve militanları devrim savaşları esnasında kimisi ölür, kimisi hapislerde çürür, kimisi de sakatlanır ve işlevsiz hale gelir. Devrimlerin kaymağını da çoğunlukla dışarıda pusuya yatan oportünistler yer. Bu haksız gerçek ideolojik devrimlerde genellikle görülür. Devrimler başarısız olursa isimleri önde olmadığı için hiçbir olumsuzluk yaşamazlar. Bugünkü iktidar mensupları kanımızca İslamcılığın ekmeğini yiyenlerdir.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine baktığınızda hep İslami bir damar ve İslami bir ideolojik sınıfın varlığını görmek mümkündür. Ancak İslami ideolojiler hiçbir zaman Türkler arasında kabul görmemiştir, ne sultanlar ne de Cumhuriyeti kuran ve yaşatan liderler katı bir İslami anlayışa izin vermişlerdir. Ama İslamcı damar da tarih boyu varlığını sürdürmüştür.
Bugün iktidarda olan heyet her ne kadar kendilerini İslamcı olarak nitelendirmeseler de kamuoyunda yaygın olarak İslamcı oldukları inancı vardır ve bu nedenle de Cumhuriyetin değerleri ve Atatürk’ün prensipleri ile ilgili ne zaman hassas bir ortam çıksa iktidarla Cumhuriyetçi ve Atatürkçüler arasında gerginlik yaşanmaktadır.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Cumhuriyet resepsiyonuna Türk Silahlı Kuvvetleri ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin katılmaması AKP yönetimine ve Cumhurbaşkanına Türklerin ve Türkiye’nin sahip olduğu değerlerin sadece İslami değerleri değil aynı zamanda bütün milletlerin olduğu gibi Türklerin de tarihi, kültürel, çağdaş ve ulusal değerlerinin de olduğunu tekrar hatırlatmış ve gündeme taşımıştır.
Bazı çevreler Genelkurmay’ın ve CHP’nin davranışını yersiz ve akıllıca olmadığını düşünmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevi sadece Türkiye’nin toprak varlığını korumak değil, aynı zamanda Türklerin yarattığı bütün değerleri korumaktır. Bu değerler arasında cumhuriyet, laiklik, demokrasi, çok partili siyasi hayat ve Atatürk’ün prensipleri vardır. Bu değerlere tehdidin olup olmadığı kararını İslamcı, eski tüfek dönek solcular, ne idüğü belirsiz, prensipleri olmayan liberal güruh, eski sözde milliyetçi ama zemin bulduğunda mayasını ortaya koyan profesör ve gazeteciler ve benzerleri değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bizatihi kendisi vermek zorundadır. Eğer askerler uyarı amaçlı bir tepki veriyorlarsa bu tepkinin verilmesine neden olan sorunu irdelemek gerekir, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tutumunu değil. Türk Silahlı Kuvvetleri, İslamiyet öncesi de dahil olmak üzere tarihinde hiçbir zaman bu kadar düşmanca bir tavırla karşılaşmamıştır. 600 bin insanın bulunduğu bir kurumda, mutlaka yanlış yapan bulunacaktır. Ancak her fırsatta topyekun silahlı kuvvetlere saldırmak iyi niyetli değildir. Türkiye’de silahlı kuvvetlere saldıranlar felsefi olarak anti militarist inancı olanlar değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne düşman olanlardır, bunun nedeni de kısaca Türk Silahlı Kuvvetleri yaşadığı ve bu tutumunu koruduğu müddetçe Türk Devleti ve Atatürk’ün prensiplerinin yaşayacak olmasıdır.
İlkokul mezunu Türklerin ezici çoğunluğu; Ankara’da Müslümanların zulüm altında yaşadığını, ordunun, üniversitelerin ve yargının dinsiz imansızların kontrolünde olduğunu dolaysıyla İslam’ın varlığını sürdürmesi, ülkenin bağımsızlığı ve selameti için dindarların iktidarda olması gerektiğini düşünmektedir. CHP ve MHP yöneticilerine duyurulur. Bu konuda daha fazla bilgi için en yakın Türkmen köyüne uğramanız yeterlidir, duymadık demeyin.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş