Cumhuriyet ve "zombi hapı" 

A+A-
Arslan BULUT

Türkiye Cumhuriyeti'nin 94'üncü yılında, insani değerlerimizin, bireysel ve toplumsal olarak aşınması ve yozlaşmasıyla karşı karşıya olduğumuzu aklı başında herkes görmektedir. Oysa Cumhuriyet, "fazilet rejimi"ydi; "fikri hür, vicdanı hür nesiller" yetiştirmeye dayanıyordu. Şimdi ise "zombi hapı yutmuş gibi" davranan insan sayımız çoğalıyor!

***

Zombileşmek için illâ da hap yutmak gerekmiyor ama İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince, kısa bir süre önce İspanya'dan gönderilmiş ve alıcısı İstanbul'da olan postada, "zombi hapı" olarak bilinen 50 küçük paket ele geçirildi. Paketleri teslim almak için gelen kişi gazeteci çıktı!

Gazetelerde zombi hapı hakkında "Hapı kullananlar tıpkı bir zombi gibi davranıyor ve 'yamyam' özellikleri gösteriyor. Amerika'da hapın etkisindeki bir kişi bir evsizin yüzünü, bir başkası da oda arkadaşının beynini yedi. Hap, çoğunlukla öldürüyor, ölmeyenlerde ise kalıcı olarak cümlenin ve düşüncenin sonunu getirememe, yani beyin hasarı gözleniyor. Aşırı uyarıcı olan bu madde insanları çıldırtacak derecede paranoyaya yol açar. Hap, beyindeki insan olma özelliğini yok edip, hayvani içgüdüleri ortaya çıkarıyor." gibi bilgiler verildi.

Boşuna dememiş Thomas Hobbes, "insan, insanın kurdudur" diye...

***

Peki 'zombi hapı'nı yutmadan zombileşenler, hangi iklimde yetişiyor? İslâm toplumlarındaki tahribatı inceleyen Prof.  Dr. Yümni Sezen, konuyla ilgili raporunda özetle şöyle diyor:

"Müslümanlar 'sosyal devlet'i akıllarına pek getirmemişlerdir. Vahiy bu istikamette işaretler taşıdığı, tebliğ ve ilk uygulamalar bu yönde olduğu halde, Müslümanlar devleti, bir fetih aygıtı, suçluyu cezalandıran bir vasıta olarak anlamışlardır. Bundan fazlası bir kısmının işine de gelmemiştir. (...)

Türk Milleti, İslâm için tarihî ve sosyolojik büyük bir kazanım oldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de İslâm dünyası için eşsiz bir kazanımdır. Bunun değerini bilmeyenler çok büyük bir nankörlük içindedirler. Türkiye Cumhuriyeti ile bin yıl unutulan Türk kimliğine dönüldü. Sonradan, yeniliklerde gayeye ve işin özüne yakışmayan sapmalar oldu. İslâmcılık ise Türkiye'de, hem İslâm'a, hem millete ve devlete zarar vermekten başka işe yaramadı."

***

İstiklâl Savaşı sırasında, işgalci Yunan ordusunu meşru, Türk ordusunu gayrimeşru görenler, savaşa giden askerlerin camileri kışla olarak kullanmak zorunda kalması ve atları cami avlularına bağlaması gibi çok doğal bir olayı, "camileri ahır yaptılar" diye propaganda olarak kullanmıştı. Günümüzde hâlâ bu yalana sığınanlar var! Oysa camiler, İstiklâl Savaşı'nın karargâhı gibiydi.

Üstelik ikide bir Hacı Bektaş-ı Veli'nin Anadolu'da Türk birliğini sağlamak için kullandığı "Bir olalım, diri olalım, iri olalım" sözünü de istismar ettikleri halde, Türk kimliği yerine başka kimlikler telaffuz ediyorlar! İçişleri Bakanlığı, Doğu ve Batı illerindeki öğrencileri kaynaştırmak adına "Biz Anadoluyuz" diye bir proje uyguluyor!

Hani hep beraber Türkiye olacaktık? Bu ülke, zaten Türkiye değil mi?

***

Bir millet veya o millet içinden çıkan kadrolar, Allah'ın lûtfettiği kimliğini reddeder mi? Reddederse zombileşmez mi? Millî ahlakı olmayanın, dinî veya insanî ahlakı olabilir mi?

Böyle kadrolar, amaca ulaşmak için her türlü adaletsizliği, haksızlığı, hırsızlığı, yolsuzluğu, zulmü hatta iktidarı ele geçirmek için yabancılarla iş birliği yapmayı mübah görmez mi? Zombileşmek için başka ne gerekiyor?

Türkiye'nin en büyük çıkmaz sokağı, insanlarımızın bir kısmının, dini, kendi çıkarlarının vasıtası olarak kullanmasıdır. Kurtuluş, önce her ferdin kendini sorgulamasında ve "tövbe" etmesinde yatmaktadır.

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları