Cumhuriyete karşı her isyanın kutsanması

Özcan YENİÇERİ

Dersim olayına  “modern Kerbela” demek bir devlet adamının yapacağı en talihsiz benzetmedir. Onu da hem Erdoğan hem de Davutoğlu yapmıştır. Türkiye’de Başbakanlık yapan kişilerin bile istismar ettiği Seyit Rıza’nın elebaşılığında gerçekleşen 1937 Dersim olayını bütün yanlarıyla anlamak gerekir.

Dersim olayları, devlete ve hukuk düzenine karşı silaha başvuranların eseridir. Aşiret ağalarının, haydutların, eşkıyaların ve yerel despotların devlete kafa tutmalarının sonucunda patlak vermiştir. Dersim, genç Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı gerçekleştirilen feodal Kürtçü aşiretlerin başkaldırışının simgesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını hazmedemeyenler Dersim’i bu nedenle kutsuyorlar.
Sanıldığı gibi Dersim olayları Cumhuriyetle başlamamış, aksine Cumhuriyet, Dersim’deki hastalıklı yapıyı Osmanlı’dan miras almıştır. Dersim, Osmanlı asırları boyunca da hep sorun olmuştur. Bu bağlamda Dersim ve civarındaki Kürtçülük faaliyetlerinin kitlesel hale dönüşmesinin alt yapısını 1918’de İstanbul’da İngiliz desteğiyle kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti hazırlamıştır. Daha sonra 1927 yılında Kürtçü ve Ermenici aşiret liderlerinin çabası sonucu Kürt Milli Genel Kurultayı yapılmıştır. Bu kurultayla Hoybun örgütünün temeli atılmıştır. Türk düşmanı ve ayrılıkçı Kürt örgütü Hoybun, Ermenilerle ittifak yapmıştır. İngiliz ve Fransız güdümündeki bu Kürt Ermeni örgütü, Doğu Anadolu’daki isyanların hazırlayıcısı ve kışkırtıcısı olmuştur. Hoybun örgütü, kurulması düşünülen Kürdistan Devletine Dersim’i de dahil etmiştir.
Bağımsız Kürdistan için aşiret ağası Seyit Rıza ve Alişir, 5 Eylül’de Ovacık’a bağlı Lerenk Köyü’nde birçok aşiretin katıldığı bir toplantı düzenlemiştir. Toplantıda devlete karşı isyan etmek için  “kavli karar”  edilmiştir. Alişir toplantıda, “Avrupa devletlerinin dört vilayetten ibaret bir Kürdistan’ı kabul ve tasdik ettiklerini ancak Ankara Hükümeti’nin bunu kabul etmediğini, ayrıca Alevilerin tamamının mahvı için Türk subaylarının cebinde talimat olduğunu”  belirterek halkı isyan etmeleri için kışkırtmıştır. Böylece aşiret taifesi devletin yaptığı yollara, köprülere, okullara, karakollara ve güvenlik güçlerine karşı saldırıya geçmişlerdir. Olayların gelişmesi Çağlayangil’in hatıralarında şöyle anlatılır:  “Fırat, Şeytan Köprüsü denen mevkide dört metreye kadar daralır. Burada devlet bir köprü yapmış. Köprünün başında bir karakol var. Karakolda da otuz üç asker bulunuyor. Askerlerin başında İsmail Hakkı adında bir yedek teğmen vardır. Köprüye Dersimliler bir baskın düzenliyorlar. Baskında karakol yakılıyor ve otuz üç asker şehit ediliyor. İşte bu olay üzerine Dersim harekatı başlıyor.”
Devlete karşı isyanı, Mehmetçiğe karşı saldırıyı ve halka karşı yapılan eşkıyalığı görmezlikten gelenler; hukuk ve yasa hâkimiyeti için alınan karşı tedbirleri yerden yere vurmaktadır. Adeta malum cenahça devletin, isyan eden eşkıyaya teslim olmaması eleştirilmektedir.
Ortada isyan ederek her türden katliam yapan asiler ile onlara karşı varlığını savunan meşru bir devlet var. İktidar yetkilileri adeta bütün suçu dünkü devlete yüklüyor ve onu mahkûm ediyor.
Yabancı destekli ve dış mihraklı çevreler, devlete karşı isyanı kutsamaktadır. Devlet ve asker aleyhine uydurulan bazı trajik senaryolardan yola çıkılarak cumhuriyet mahkûm edilmek istenmektedir.
Sözde demokrasi savunucuları eşkıyalığın, kanunsuzluğun, cinayetin, katliamın ve saldırının bir bedeli olduğunun farkında değilmiş gibi davranmaktadır. Onlar, köprüleri havaya uçuranların, askeri şehit edenlerin bunun bedelini göze almaları gerektiğini görmezlikten gelmektedir. Kavgayı başlatanların, kavgadaki yumruğun sayısını ve şiddetini tartışmaya hakkı olmadığını da bilmiyorlar.
Devlete karşı her isyanı kutsayanlar, bunu sözde demokrasi ve insan hakları için yaptıklarını söylüyorlar. Hâlbuki Dersim’de karakolu basılan, egemenliğine tecavüz edilen devlettir. Köprüsü yakılan devlettir. Askeri şehit edilen devlettir. Kısacası Dersim’de saldırıya uğrayan devlettir, gerisi ise istenmeyen gelişmelerdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş