CUNTACI VE DARBECİ GAZETECİ!..

Hulki CEVİZOĞLU

“Darbeyi teşvik ediyor, yönlendiriyorduk. Askeri kışkırtarak darbe yapacaktık”
Kim bunu söyleyen?
Ne zaman yakalanıp gözaltına alındı ve gazetelerde haberi çıktı?
Bunlar hangi resmi iddianameden?
Ya da gayriresmi yayımlanan hangi internet sitesinden?..

“GÖREVİM ASKERİ KIŞKIRTMAKTI!”
 “Despot gazeteci” olarak adlandırdığı müdürünün “Müridi” olduğunu ifade eden gazetecinin ses bandından:
 “Cuntacı, askerî darbe özlemcisi, kışkırtıcı gazeteciydim.”
 “Bizim işimiz profesyonel devrimcilikti; gazetecilik değildi. Gazeteci değildik.”
“Askeri  kışkırtmak görevlerim arasındaydı, gençliği  kışkırtmak da  ...’nın  göreviydi”
 “Şeriatçı basını takip ederek orada çıkan yazıları ...’da yayımlayarak askerlere yön veriyorduk, kışkırtıyorduk.”
 “Askerle iş tutanlar grubundaydım”
Nasıl çalışıyorlardı? Sahte haberler yapıyorlar mıydı?:
 “Sahte bildirilerimiz de vardı”
 “Devrimci Ordu Gücü adıyla yazılan bildiriler sahte bildirilerdi.”
 “Parlamenter düzen sona ersin,
Parlamento’nun kapısına kilit vurulsun; bu Türkiye’de devrimci süreci daha hızlandıracaktır ve o noktaya kadar biz birlikte oluruz.”

İHTİLALLERDE MEDYANIN ROLÜ
Darbelerde medya olarak rolü neydi? Takiye yapıyorlar mıydı?
(Kendi kendine soruyor:) “Sizler bu rejimi yıkmaya çalışmıyor muydunuz, ... Dergisi bunun için  çıkmamış mıydı? Evet,  o zaman  beraat etmiş olmanız nereden kaynaklandı, askerle iş tutmuş   olmanızdan değil mi? Örgütlenmeniz derine, yani ordunun  tepelerine doğru gidiyordu. Çok fazla kurcalanırsa işin içine  Kara Kuvvetleri Komutanı ..., Hava  Kuvvetleri Komutanı ... da  karıştırılabilecekti.”
 “Takiye bir anlamda yaptım sayılır. Şundan dolayı yaptım sayılır: Yani, birtakım gerçek görüşlerimin bir bölümünü, zaten illegal çalışıldığı için saklamış oldum.”

“ORDU GÖREVE!..”
Orduyu nasıl kışkırtıyorlardı?
Hangi pankartı açıp, ona sahip çıkıyorlardı?:
“Ordu-gençlik el ele millî cephede sloganı o zamanın çok klâsik bir  sloganıdır. Yani, askerle devrimci gençliğin birlikteliğini vurgulayan ve bir yerde, o zamanki deyişle, hep asker-sivil-aydın zümrenin başını çekeceği bir devrimci hareket. Neye yol açacak?.. Bir ilk harekette, askerden gelecek bir beklenti.”
Siyasi partilerin rolü neydi?:
 “Meselâ Türkiye İşçi Partisi vardı, kesinlikle bu siyasî çizgiye karşıydı, ’Ordu-gençlik el ele’sloganlarına karşıydı. Askerden darbe beklentisiyle Türkiye’nin bir devrimci yörüngeye sokulmasına karşı çıkıyordu ve farklı bakıyordu. Yani, Türkiye İşçi Partisi o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’yle birlikte, parlamenter düzenin çerçevesinde kalmaya çaba gösteren bir siyasî hareketti.”
 Bu açıklamaları yapan “gazeteci!”nin arkadaşları neler düşünüyor ve yapıyordu?
Mustafa Y. açıklıyor: “Bir başka ordu kurulması fikri gelişmişti bizde.”
(Mustafa Y., yukarıdaki açıklamaları yapan arkadaşını  “Darbecilik ruhunu hâlâ devam ettirmekle” ve hatta “28 Şubat’ı savunmakla” suçluyor.)

ABDULLAH ÖCALAN’A MESAJ?..
Soru: “1993 Mart ya da Nisan aylarında Abdullah Öcalan’la röportaja gittiğinizde dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in bir mesajını götürdüğünüz basında yer aldı. Bu doğru mu, götürdüyseniz ne mesajıydı bu?
Yanıt: Bir defa, herhangi bir mesaj kesinlikle götürmedim.1993 Nisan ayında Bekaa’da, o zaman çalıştığım Sabah gazetesi adına Apo ile bir mülâkat yapmaya gittim ve iki gün Bekaa’da kaldım. Ve bu arada 9-10 saatlik bir mülâkat yaptık. Bunun iki günü Sabah gazetesinde o zaman yayımlandı, fakat üçüncü günü yayımlayamadık, çünkü Turgut Özal ölünce bütün gündem değişti, mülâkatı, röportajı kesmek durumunda kaldık.
İsmet Sezgin’le konuşup da herhangi bir mesaj götürmem kesinlikle söz konusu değil. Ancak şunu da söyleyeyim. 9-10 saat konuştuğunuz bir insanla o arada, ’Yahu şu da şunu söylüyor, bu da bunu söylüyor’gibi birtakım sohbetlerden onun hafızasına böyle bir şey takılmışsa bilemiyorum.
Ama, bir mesaj alıp da götürmek söz konusu olmadı.”

* * *

Merak ettiniz değil mi, bu sözler ve eylemler kime ait?
Bunları nerede açıkladı?
Belgesi var mı? Bunlar kendi ağzından çıkan itiraflar mı, yoksa ona yakıştırılan iftiralar mı?
Bunların ses bandı 23 Mart 1999 tarihli Show TV’de yayımlanan Ceviz Kabuğu programında, yazılı ifadeleri ise “Kod Adı: 68” ve “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adlı kitaplarda!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş