Cüzdandaki şike, vicdandaki şiddet!..

A+A-
Murat TAŞKIN

 “Türkiye Futbol Federasyonu (TFF); ’Biz kararlıyız. Kulüpler kanunun çıkması için ısrar ediyor. Bu kanunun çıkması için yardım istiyoruz’dediler. Ben ise; ’Seçim kararı çıktı. Meclis’i bu kadar kısa zamanda çalıştıramayız’dedim. Ancak, kendileri muhalefete giderek ikna ettiler. ‘İki haftada çıkmaz’ denilen kanunun meclisten iki saatte çıkmasını sağladılar.”
Bu açıklama Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç tarafından, 30 Ağustos 2011 tarihinde yapılmıştır.
Bakan Kılıç; Zaman Gazetesi’ne yaptığı açıklamayı da şu taahhütle tamamlamıştır: “Bir daha bu yasa ile ilgili değişiklik söz konusu olmayacaktır. Eğer olursa kamuoyunda güven zaafı oluşabilir.”
El cümle gelinen nokta:
Kanunda değişiklikler, Sayın Bakan’ın önceki yasa için dediği gibi, 2 saat olmasa da 2 günde yapılmıştır.
8 ay önce yaptığı yasayı değiştiren (adeta inkar ederek) TBMM için, Bakan Kılıç’ın dediği gibi “Kamuoyunda güven zaafı oluşmuştur.” Ancak, bu zaaf iktidar için değil, yasa değişikliği teklifinin ardından imzası bulunan tüm siyasi partiler için söz konusudur.
Değişiklikler yapıldıktan sonra, adeta mecliste hiçbir milletvekili bu yasaya “evet” dememiş gibi konuşmaları işin en ilginç yanını oluşturmaktadır.
Nisan 2011’de çıkarılan 6222 sayılı yasanın mimarı, dönemin Gençlik ve Spordan sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın partisinin teklifin altında imzası olması nedeniyle sesini yükseltememesi dikkati çekmiştir. Bu noktada değişiklikle ilgili Trabzonspor’un onayının bulunması Sayın. Özak’ın elini güçsüzleştirdiği de doğrudur. Ancak, yine de doğru adına çok kabul görebilecek gerekçeler olamayacaklardır.
Söz konusu şike uygulamaları nedeniyle bugün Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Trabzonspor’un yüzünden CHP’nin Trabzon Milletvekili M. Volkan Canalioğlu ile MHP Milletvekili Koray Aydın’ın itirazı yüksek perdeden teklife imza koyan partilerinin yetkililerine değil de, çıktıktan sonra basın üzerinden kamuoyuna yapmaları bir anlamda riyakârlık değil midir?
Akparti Gaziantep Milletvekili, gazeteci-yazar Şamil Tayyar’ın, “Meclis olarak spordaki Ergenekon’a, İstanbul Dukalığına ve spor mafyasına yenik düştük” itirafı ve ardından da; “Bundan sonra spor mafyasıyla mücadele artık imkansız hale gelir” diyerek, Cumhurbaşkanı’nın önüne giden yasa değişikliğini onaylamamasını istemesi ne sonuç doğuracaktır?
Dünya da, tanıtıma büyük katkısı olduğu için söylenen, “Futbol sadece futbol değildir” ibaresinin içine Türkiye’de çıkar çevreleri ve kulüp yöneticisi işadamlarının müdahaleleri konacak mıdır?
Bir yerel gazeteye (Trabzon TAKA) yasanın tarihinde bir ilke imza atılarak, Trabzon’daki kurulda dahi görüşme yapılmadan, direk İstanbul’dan astronomik (100.000 TL) ceza kesilmesine “yasaların amacı kamuoyuna (millete) hizmet etmektir” çerçevesinde nasıl gerekçe bulunmuştur?
Şamil Tayyar’ın; “Spor lobisinin meclisteki temsilcileri” diye tarif ettiği “milletin vicdanı” diye tarif edilen TBMM’de “Para cüzdanı” olan milletvekilleri kimlerdir?
 “Her konuda böylesine samimi ve doğru tepkinizi bekleriz” mesajı göndererek, Şamil Tayyar’ın, Cumhurbaşkanı’na gönderdiği mektubun son cümlesi ile herkese seslenerek bugünkü şike bohçasını bağlayalım:
 “En hassas terazi olan vicdanınızın sesine uyacağınız umuduyla...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları