Daha ne kadar görmezden geleceksiniz?

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Önceki gün bu köşede yayımladığım mektupta da vardı, aynı gün Oda TV'de de yayımlandı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'nün yargılandığı davada, Sözlü'nün avukatları mahkemeye, hukuk devletleri için skandal sayılabilecek bir belge sunmuşlardı. Belgenin içeriğinde, geçmişte Adana'da ağır ceza reisliği de yapmış bir Yargıtay Üyesi ile FETÖ denilen yapıyla ilişkili olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp serbest bırakılan ve halihazırda Adana'da yerel bir gazetenin patronu olan kişi arasındaki What's Up yazışmaları vardı.

***

Yazışmalarda, Sözlü aleyhindeki yayınlarıyla bilinen gazete patronu, "Bu Sözlü'ye de kimse bir şey yapmaz. Fikret Yeni de (AKP İl Başkanı) gitmez. Bu gidişle bizim uğraşmalarımız yanımızda kâr kalmıştır" diye dert yanarken, Yargıtay üyesi cevaben "Bunu düşünelim, konuşalım" diyor...

 "Üstad bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Sonunda bir irtibat noktası bulacağız ama önce bir konuşalım" diye devam ediyor...

Ne demek bu?

Bir Yargıtay üyesi, bir Büyükşehir Belediye Başkanıyla hangi sebeple "uğraşır"?

Henüz yerel mahkemede devam eden bir davada "irtibat noktası" aramak, Yargıtay üyesinin işi midir?

***

Mahkemede resmen sunulduğu için aktarmakta sakınca yok. Yazışmalar şöyle devam ediyor:

"Gazete patronu:  (...) Hüseyin Sözlü ve 14 bürokratın mal varlıklarına çok acil tedbir konması gerekmiyor mu? Hepsi hırsızlıktan yargılanıyor.

Yargıtay üyesi: Gerekiyor ama kim talep edecek?

(...)

Gazete patronu: Hakimin yetkisi yok mu? Mesela ben mallarını kaçırıyorlar diye yazsam.

Yargıtay üyesi: O olur. Haberleştirilebilir.

Gazete patronu: Peki. Ben hafta içinde yazacam.

Yargıtay üyesi: Tamam, ben de yardımcı olmaya çalışırım.

Gazete patronu: Mahkemeye dikkat çekecem.

Yargıtay üyesi: Aynen.

Gazete patronu: Teşekkür ederim abim.

Yargıtay üyesi: Ne demek :) İyi akşamlar."

Bu ne demek?

Bir Yargıtay üyesi, bir gazete patronuna, devam etmekte olan bir yargılamayı nasıl yönlendirebileceğine dair akıl verebilir mi?

***

Sözlü'nün avukatı Bülent Acar, bu ifadelerin "Sözlü aleyhine adil yargılamayı etkileme teşebbüsünün ikrarı" olduğunu söylüyor ve mahkemeden TCK'nın 279'uncu maddesi kapsamındaki görevini yerine getirmesini, yani "soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenmiş bulunduğundan, bunu yetkili makamlara bildireceğine dair karar almasını" talep ediyor.

Mahkeme bu kararı almıyor.

***

Yukarıda bir bölümünü aktardığım yazışmalardan elbette "Hüseyin Sözlü masumdur" sonucu çıkmaz.

Ama mahkeme, bu yazışmalarla ilgili olarak herhangi bir işlem yapmayı reddederse kamu vicdanı nasıl ikna olabilir 'Hüseyin Sözlü'nün masum olup olmadığını' ortaya çıkarması beklenen yargılamanın adil yapıldığına?

***

Sözlü, MHP'li bir belediye başkanı olduğu için elbette önce MHP'li milletvekillerine...

Ama onlarla birlikte;

Anayasa değişikliğine "evet" isterken, toplumu, ülkenin söz konusu değişiklikle daha adil de yönetileceğine ikna etmeye çalışan AKP'li milletvekillerine de...

Mevzu bahis "hukuk" olduğunda herkesten önce ve çok ses veren CHP'li milletvekillerine de...

Sormak isterim:

Size "yargılamaya müdahale edin" çağrısı yapacak değilim. Ancak, "yargıya müdahaleyi engelleyin" çağrısı yapmak görevim.

Neyi bekliyorsunuz?

Ülkenin en ehil hukukçularını isyan ettiren uygulamalara karşı bir tek kelam da mı etmeyeceksiniz?

Niye?

Bizim adımıza vekaleten yürüttüğünüz görevlerinize başlarken, "hukukun üstünlüğü"ne de yemin etmediniz mi şerefiniz üzerine?

***

HDP tabanı "evet"e dönüyor!

-------

Referandum propagandası "bakın kimler hayır diyor", "bakın kimler evet diyor" tonunda sürdüğünden tercih/kimlik örtüştürmek hayli moda.

Gezici Araştırma'nın son anketinden dün bahsetmiştim. Bu manadaki verilerden biri çok önemli:

- Kürtçü cenahta "evet" yükseliyor!

Bu veri neden "çok önemli"?

Çünkü "evet" cephesi bugüne kadar kendini hep "FETÖ" ile birlikte PKK/HDP tabanı karşıtlığıyla tanımladı. Meşruiyetini buradan kazanmaya çalıştı. Şimdi "hayırcı" olduğunu iddia ettikleri bu kitlenin "evet"i belirginleşirse;

Mesela "HDP ile aynı çizgide olmamak için 'evet' diyeceğini" ifade edenler ne yapacak acaba?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları