Dalyaya 10 kaldı...

A+A-
Altemur KILIÇ

Bugün 29 Ekim; Türkiye Cumhuriyeti’nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruluşunun 90’ıncı yılı. 100’üncü yıla 10 kaldı. Ben 90’ıncı yılı gördüm -gerçi son yıllarda yaşananlardan dolayı buruk olsam da- bahtiyarım. Bundan sonrasına sıhhatim elvermez. Ama gençler, sizler Atatürk’ün cumhuriyetine sahip çıkmalısınız. Henüz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet yaşarken onu muhafaza etmeye çalışın. Sizlere güveniyorum... Bayramınız kutlu olsun...

 


***

 


Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı zaferle sona erdikten sonra, 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya’da arkadaşlarına aniden “Beyler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi. Orada bulunan babam Kılıç Ali anlatmıştı: “Gerçi Atatürk’ün, yıllar önce Selanik’te, genç bir subayken arkadaşı Salih’e (Bozok), çöken Osmanlı Hanedanı’nın yerine Cumhuriyetin kurulması gerektiğini söylediğini biliyorduk ama ’yarın’ deyince şaşırdık.”
Ertesi gün 29 Ekim 1923’te TBMM Genel Kurulu’nda Mustafa Kemal’in teklifiyle, “Yaşasın Cumhuriyet” nidalarıyla, “Cumhuriyet”  ilan ve kabul edildi.
Muhalifler homurdandılar ama, O’nun çelik iradesi karşısında dayanamadılar... Mustafa Kemal engin vizyonuyla çok iyi tanıdığı halkının karşı çıkmayacağını, cumhuriyet için zamanın tamam ve zeminin müsait olduğunu biliyordu... Mustafa Kemal, iki yıl önce, 1921 Anayasasının birinci maddesi olarak  “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmünü koymakla  “Cumhuriyetin”  işaretini vermişti.

 


*** 

 


Türkiye Cumhuriyeti oylamayla, Meclis’te müzakereler sonucu çoğunluk tarafından kabul ve ilan edildi. Sözde aydınların muhalefetine rağmen ilan edildi.
Büyük Atatürk’ün, Cumhuriyet’in 10. Yıldönümü’nde umduğu gibi,
“Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde”  kutlamayı gönülden arzuluyorum..

 


***

 


Ben çocukluğumda ve gençliğimdeki Cumhuriyet Bayramlarını nostaljiyle hatırlarım: Bunlar “En büyük bayramlardı”. Fakat  “10. Yıl Bayramı” başkaydı... Cumhuriyetin ilk altın 10 yılı gerçekten  “büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde” kutlanmıştı.
Mustafa Kemal’in varlığının huzuru ve güveni içinde  “az zamanda yapılan büyük işlerin”  iftiharını yaşıyorduk.
İstanbul’un her köşesi donatılmış. Taklar kurulmuş. Her balkona, pencerelere bayraklar asılmış ve tek bir ağızdan “Çıktık açık alınla...” diye güftesini Behçet Kemal’in yazdığı, bestesini Cemal Reşit Rey’in yaptığı marşı durmadan her yerde söylüyorduk.
29 Ekim 1933 gecesi Cumhuriyetin 10 yılında, bütün aile çocukları zafer taklarını görmek için İstanbul’u dolaştık ve Taksim’de renklendirilmiş su fıskiyelerine baktık. Sonra da Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyetimizi simgeleyen anıtın önünde eğildik. 29 Ekim 1933 günü ve gecesi  “Cumhuriyetin altın yıllarını”  simgeliyordu.
Osmanlı’nın teslimiyet belgesi, Osmanlı hükümeti nazırları tarafından 30 Ekim 1918’de imzalandı Atatürk 5 yıl sonra bir gün öne geçerek cumhuriyeti 29 Ekim’de ilan etti.

 


***

 


Ben Cumhuriyetle yaşıt sayılırım. Aramızda 1 yaş var. Cumhuriyetin adının “ilelebet”  durması gerek. Benim bu yaşımda yapabileceğim bir şey yok... Ama sizler çok şey yapabilirsiniz. Gençler sizlere  “Bursa Nutku” nu ve “Gençliğe Hitabe”yi sık sık okumanızı tavsiye ederim...
Bir de size Falih Rıfkı Atay’ın o çok anlamlı veciz sözünü hatırlatmak istiyorum. Bunu başucunuzdan eksik etmeyin:
 “Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek için, siz de Atatürk’ü unutmayınız. Mustafa Kemal bizimdi. Atatürk sizindir.”
Ne mutlu Türk’üm diyene.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları