Damat Ferit’e ‘sadakat’ madalyası

Selcan TAŞÇI

Akillerin ‘azınlık muhibbi’ olanı ‘PKK’yı örnek alın, ulus-devleti yıkmak istiyorsanız siz de dağa çıkın’ akılları vererek ‘halkı kin ve isyana tahrik’ ederken; tarihçi kılığına girmiş edebiyatçı olanı da ‘Hey’et-i Nâsiha’dan başlatmayın!’ diye ‘terör’ estiriyordu dün köşesinde!
Böyle bir tehditle muhatap olunca sormadan edemiyor insan:
Başlatırsak ne yapacaksınız?

 


***

 


 “Damat Ferit’in Hey’et-i Nâsihası, İngiliz işgaline karşı direnmeyin diye halkı teskine gönderilmişti, bunlar da hükümetin Türkiye’yi bölme projesinin adamlarıdır” demek ‘karalama kampanyası’ymış!
Aslına bakarsanız bu da bir şey;
Demek ki en azından bölücülüğün, bölücülerle işbirliğinin insanın alnına ‘kara’ çalıcı bir durum olduğunun farkındalar!

 


***

 


‘Hey’et-i Nasiha’yı onun üzerinden de kendilerini aklamak için bula bula bunu bulmuşlar:
‘Bir kere Mustafa Kemal, Damat Ferit’in sadareti (Başbakanlığı) sırasında Samsun’a gönderilmiştir...’
Peki aynı Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvası kimin sadareti sırasında çıkarılmıştır?
Kimin sadareti sırasında aynı Mustafa Kemal ordudan çıkarılmış, unvanları geri alınmıştır?

 


***

 


‘Akil’ madem ‘sadareti sırasında’ olanlara dayanarak oluşturmamızı istiyor Damat Ferit hakkındaki kanaatimizi;
Hay hay!
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve daha pek çok kıymetli Türk bürokratı, İngilizler’in tahsis ettiği yalancı şahitler ve İngilizler’in hazırladığı iddianame doğrultusunda, kimin sadareti sırasında idam edildi Beyazıt Meydanı’nda?
İşgal altındaki bir ülkenin on binlerce sandık (90 bin olduğu belirtiliyor) cephanesi, sırf İngiltere’ye yaranmak için kimin sadareti sırasında denize döküldü acaba?
En basit ölçü:
Sevr kimin sadareti sırasında imzalandı?
Ama ne olacak değil mi; Sevr de tıpkı sizin bugün savunduğunuz ‘süreç’ türünden bir ‘barış’tı!

 


***

 


Lafa bak hizaya gel:
‘Hey’et-i Nâsiha kesinlikle bir işbirlikçi heyet değildir. Meşru olarak kurulmuş olup İngilizlerin değil, Padişah’ın istediği şekilde davranmıştır.’
Bugün iktidarın istediği şekilde davranıyorlar diye;
‘Türk’ü Anayasa’dan, ‘T.C.’yi devletten silmeye kalkışanları, bayrağın adından dahi alerji duyanları, Soros’tan aldıkları fonlarla bu millete psikolojik savaş açanları, AB ile ‘hükümet devirme planları’ yapanları (Yeri gelmişken madem Başbakan 2000’lerin başını didiklemeye merak saldı, bir zahmet 57. Hükümet’e darbe planlayan gazeteciler, STK’lar için de bir komisyon kurar mı acaba?), PKK’yı siyasallaştırmaya çalışanları, Öcalan’a biat edenleri de ‘meşru’mu saysın bu millet yani?
 Bu nasıl bir illiyet bağı?
Damat Ferit ‘padişahın istediği şekilde davranmış’mış; padişah kimin ‘istediği şekilde’ davranıyordu peki?
 ‘Çok ağır şartlara’ rağmen Mondros’u imzalatan padişaha ;
Komutanlarını, bürokratlarını, aydınlarını Bekirağa’ya hapseden, Malta’ya süren padişaha;
Vatanın savunmaya en muhtaç olduğu günlerde ordunun onda dokuzunu terhis eden padişaha;
Kuvay-ı Milliye taraftarlarını Divan-ı Harp’te yargılatan padişaha olan sadakati mi Damat Ferit’in ‘İngiliz işbirlikçisi olmadığının’ delili!
Hanedanının yüzyıllarca dünyaya hükmettiği payitahttan, İngilizlere sığınarak kaçan padişaha sadakati aklayacakmış Damat Ferit’i!
Duydunuz değil mi kargaların sesini;
Katıla katıla gülüyorlar!

 


***

 


‘Ferit Paşa o kadar  “İngilizlerin adamı”  olsaydı herhalde onu Ankara’nın baskılarına karşı iktidarda tutmaya güçleri yeterdi değil mi?’ diye soruyor bir de gram yüzü kızarmadan...
Hayır, bu pişkinlik karşısında şüpheleniyor insan:
1919’da İngiliz General Webb’e ‘Ben ve Sultan, Allah’tan sonra umudumuzu İngilizler’e bağladık’ diyen Damat Ferit’ten söz ediyoruz değil mi!
Bizim işbirlikçi, ‘zaman’e akilin ‘sadık’ ilan ettiği aynı kişi;
Bir yanlışlık yok yani!
Hani şu İngiliz’in padişahla birlikte ‘itaatli bir at’a benzettiği...
Hani İngiliz belgelerinde ‘Bundan iyisini bulamayız... Damat Ferit Hükümeti düşünülmesi mümkün olan en İngiliz yanlısı hükümettir!’ diye rapor edilen...
Hani ‘Her valiye bir İngiliz danışman atamak isteyen’ Damat Ferit...
Hani ‘İngiliz mandası’ talebini İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’a bizzat sunan Damat Ferit...
Hani şu, İngiliz Yüksek Komiseri J. De Robeck’e ‘gelecek şehzadelerin tamamen İngiliz dostu olacak şekilde yetiştirileceğini’ vaat edip ‘İngiliz himayesi’ne talip olan Damat Ferit...

 


***

 


‘Barış’, ‘savaş’, ‘dost’, ‘düşman’, ‘darbeci’, ‘terörist’, ‘ihanet’, ‘demokrasi’ gibi bir çok kavramla birlikte ‘işbirliği’, ‘teslimiyet’ ve ‘sadakat’in de içi boşaltılıyor;
Bir neslin ‘sadakat’i, tarihçiliğe öykünen bu sonradan alimin anlattığı gibi öğrendiğini düşünsenize; vah bu ülkenin geleceğine...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş