Darbe 14 Kasım 2015

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

FETÖ'nün darbe senaryosunu yazdığı kitabı ortaya çıkarınca istihbaratçılarımız uyanmış. Çeşitli mahfillerden arayıp, kitabın adını sordular. Devletimize her şeye rağmen güveniyoruz. Vesayet altındaki hukuka saygımız devam ediyor. "Yazarın adı Hakan Buğra Konuralp, kitabın adı Rövanş..." diye verdim. 10 dakika sonra internetten bulduk diye teşekkür ettiler. Ertesi günü yazıları okuyan Odtv "Yok Artık!" manşeti ile haber yaptı. Sevgili Barış Terkoğlu'da arayıp kitabın adını sordu. "Sizin Odakitap'da var" diyerek ismini verdim ve yayınladılar.

İlk yazıda belirttiğim gibi bu senaryoyu "politik kurgu-roman" gibi okumamak lazım. Şüpheci dedektif mantığı ve istihbarat uzmanı gözüyle incelemek gerekir. Hani bir ara internette "Fuat Avni" vardı. "Bu kadar gizli bilgi nereden alıyor?" diye tartışıldı. Bir çok isim ortaya atıldı. Fuat Avni'nin bir kişi değil çeşitli kurumların önemli yerlerinde görev yapan personel olduğu ortaya çıktı. İddia ediyorum. Rövanş'ı yazan Hakan Buğra Konuralp müstear isim. Ve bir kişi değil. Fikri uçuşmaların yapıldığı "Abant konsülü"nü hatırlayınız. Yeniçağ'da 8 Aralık 2011'de "Abant'taki Darbe Senaryosu" başlıklı yazımda Alper Görmüş'ün 29 Kasım 2011 tarihli Taraf gazetesindeki yazıyı faş etmiştim. Ne yazmış Alper Görmüş: "2004'deki Abant Toplantısında Askeri vesayet nasıl kırılır? sorusuna cevap aranıyordu. Toplantının "radikal demokrat" atmosferi hepimizi etkilemişti, hepimiz biraz uçtuk. Aramızdan biri; belki de askeri vesayeti ortadan kaldırmanın yegane yolunun başarısız kalmış bir askeri darbe girişiminin ardından eski ve yeni darbecilerin derdest edilip yargılanmaları olduğunu savundu. Bunun gibi bir sürü fikir, temenni, öneri birbiriyle çarpıştı,"

O günkü meşhur toplantıda bir dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, şimdiki Bakan Numan Kurtulmuş, Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak gibi bir çok isim vardı Detayları "Dijital Terör" adlı kitabımın 63. sayfalarından itibaren okuyabilirsiniz.  O toplantıdan sonra Atabeyler, Sauna, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, 28 Şubat ve 12 Eylül darbesi mahkemelerini bilmem hatırlatmama gerek var mı?

Dilerseniz Fuat Avni tayfasının senaryolarına yeniden dönelim. 15 Temmuz darbe girişiminin ta başından itibaren "başarısızlığa endeksli" olduğunu işin uzmanları söyledi. FETÖ'nün çömezleri oturup bunu da yazmış. Daha sonra "rövanş" alacakları 14 Kasım 2015 Darbesi için neler yazmışlar :

VE DARBE...

"İnsanın belini kırmayan her darbe onu güçlendirir."

Ömer Muhtar

TARİH : 14 Kasım 2015

Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan iltihak görüşmeleri yapmak üzere resmi ziyaret için gittiği Gürcistan'dan alır haberi. Tam da en kudretli olup dünyayı titrettiği anda nereden çıkmıştır bu yönetim devirme? İnanılır gibi değildir. Kısa bir değerlendirmeden sonra yurda dönme kararı verir. Nasıl olsa insanlar meydanlara dolacak, darbeye karşı direnecek, aynen Mısır'da Tahrir ve Rabia meydanında olduğu gibi darbe karşıtı direnişler sembolleşecek, bayraklaşacaktır. Fakat heyhat! Başkan'ı karşılamaya bir tek kişi dahi gelmemiştir. Sevenleri tarafından terk edildiği ve yarı yolda bırakıldığı düşüncesi ile zaten zihnini duman bürümüş olan Başkan bu büyük hayal kırıklığı içinde Silivri Havaalanı'nda gözaltına alınıp önce Silivri Cezaevi'ne, sonra da alelacele inşa edilen Ekinlik Adası'ndaki tutukevine konulur.

Bazı bürokratlar tutuklanıp cezaevine konulurken bazıları siyasilerle birlikte zorunlu ikamete mecbur tutdukları beldelere gönderilirler. Bazı bakan ve milletvekillerinin yanı sıra Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel, Devlet Başkanlığı Genel Sekreteri Efkan Ala, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Emniyet Müsteşarı Mehmet Kılıçlar, MGK Genel sekreteri Muammer Türker, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Ulvi Saran bilgi Teknolojileri Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Telekomünikasyon ve İletişim Başkanı Osman Nihat Şen ve TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin gibi isimler de ceza evine ya da sürgüne gönderilirler.

Kritik davalara bakanlar başta olmak üzere çok sayıda hakim, savcı ve yüksek mahkeme üyesi de tutuklanarak cezaevine konur. Keza bazı üniversite rektör ve dekanları, çok sayıda vali, kaymakam, belediye başkanı, gazeteci ve televizyoncular ile ülkeye geri çağrılan bazı büyükelçiler demir parmaklıklar arasına gönderilir...

....

ABD, AB ve tüm Batı sessizdir. Sırtını batıya dönmüş olan ve Suriye'de radikal unsurlara destek vermiş olan Erdoğan'dan rahatsızlık zaten had safhadadır. Suriye'deki rejimi yıkmak üzere görevlendirdiği istihbarat teşkilatı El-Qaide tipi örgütlere hemdem olmaktan içerideki tehlikeler fark edememiştir. Dostu Putin ortada görünmez. Şangay Beşlisi yaşananlar karşısında kılını dahi kıpırdatmaz. Hasılı, sadece Cunta yönetiminin insafına kalmıştır. Ve sözde yargılanma başlar...

***

Kitap kapağında "tarih tekerrüre durduğunda" ibaresi de ilginç. Ülkenin adının değişişi, başkentin İstanbul'a taşınışı vs. de yazmaya devam edeceğim...

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları