Darbe anayasasıyla ancak bu kadar mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Kendilerini 'numaralı cumhuriyet' sevdasına kaptıranlar, bu aralar yine pek bir mutlu, pek bir heyecanlı görünüyorlar.

Aman keriz uyanmasın kabilinden, kamuoyunu yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, sindirte sindirte, hazmettire hazmettire 'Yeni Anayasa' için hazırlıyorlar.

Kendilerini 'muhalefet' diye takdim eden partilerin içerisine sızmış olan birkaç provokatörün 'suyu bulandırma' çabalarına rağmen, 'nihai hedefe' doğru doludizgin yol aldıkları söylenebilir.

Bir adım sonrası cennet Türkiye. 

En geç 2017 yılının sonunda kuşe kağıda baskılı 'XXL' ebadında yepyeni bir anayasamız olacak.

Öyle bir anayasa ki içinde yok yok.

Her şey var, sadece 'Türk' yok.

Kimilerinin 'ulus' kimilerinin 'millî' kavramı ile tarif ettikleri 'üniter devlet' adı verilen ucube yapıya artık bir son vermenin vakti gelmiş de geçiyor bile.

Yeter artık zulüm, azap, ızdırap.

Doksan seneyi aşkın 'geçmişe' dair her ne varsa bir an önce dürülüp, gelecek kuşakların 'ders çıkarmaları' için bir müzeye kaldırılması lazım.

Cumhur öyle bir sindirilmiş ki kimse 'mayın eşeği' gibi kapılarına gönderilen 'ikna heyeti' sakillerinin yakasına asılıp da soramıyor:

-"Başkalarının kimliği adına benim kimliğim ile oynamaya ne hakkınız var?"

Tabii, cumhurdan önce, cumhuriyet sofrasının 'kıdemlileri' tarafından sorulması gereken bir takım sorular var.

Ancak onlar da 'minnet borcu' icabı bu aralar 'esas duruşa' geçmiş durumdalar.

Soramazlar.

***

Diyeceksiniz ki böyle çok bilmiş edalarında 'sormaktan' söz ediyorsunuz da peki her soru 'doğru cevabını' bulabiliyor mu şu çelişkiler ülkesinde?

Sorunun cevabı ne yazık ki hayır.

Mesela, "Nerede şu yıllardan beri toplanmakta olan deprem vergileri?" denilecek olursa, cevap 'muhtelif rivayetler' üzerine kuruluyor.

Kimi böyle bir vergi toplanmadığından dem vuruyor, kimi paraların 'eğitim', 'sağlık' ve 'yol' yapımında kullanıldığını öne sürüyor.

Kabine üyeleri bile, 'ÖTV' adı altında toplanmakta olan milyarlarca liranın 'akıbeti' konusunda sağlıklı bir bilgilendirme yapamıyor.

Ne yazık ki milletten alınan vergilerin 'etkin', 'verimli' ve 'yerinde' kullanılıp kullanılmadığını denetleyecek doğru dürüst bir mekanizma da yok.

Aslına bakılırsa, 'kafa karışıklığına' yol açmaktan başka bir işe yaramayacak olan bu tür sorulara cevap vermeye de pek gerek yok.

Çok iyi biliyoruz ki iş başındaki zihniyet, 'avamın' her şeyi bilmesinin 'memlekete herhangi bir fayda sağlamayacağı' görüşünü taşır.

Vereceksin 'arpasını', 'suyunu', haddini bilsin, çekilsin kenara.

Vatandaş da kim oluyormuş ki ikide bir kendisine bilgi verile.

O sadece 'seçimden seçime' oyunu kullansın yeter.

***

'İleride demokrasiye' geçiş sürecinde tabii ki oldukça akıl almaz tutum, ama bu tutum sadece 'sokaktaki vatandaşa' karşı takınılmış bir davranış biçimi değil.

Bakınız dönemin Genelkurmay Başkanlarından biri, MİT ile PKK arasında Habur rezaleti öncesinde Oslo'da gizlice yürütülen görüşmeleri 'basından' öğrendiğini söylüyordu.

Dikkat edin, 'devlet' adına, nihai hedefleri 'devleti bölüp parçalamak' olan hainler ile kapalı kapılar arkasında 'bir takım yabancı ülkelerin temsilcilerinin' gözetiminde 'devletin kaderi' üzerine bir takım 'müzakereler' yapılıyor.

Ama o devletin 'terörle mücadeleyi' yürüten aygıtının başındaki şahıs, 'terörle müzakere' ile ilgili gelişmelerden ancak 'basına yansıyınca' haberdar olabiliyor.

Sonrasında İmralı'daki 'Bebek Katili' ile sürdürülen 'doğrudan pazarlık' sürecine 'ne kadar dahil oldu' bilemiyoruz, ama belli ki 'açılım' sürecini yürütenler, "O bilmese de olur" mantığı ile hareket etmeyi daha uygun bulmuşlar.

Öyle değil mi ya muhterem, devletin her kademesindeki 'her memurun', bütün gelişmelerden haberdar olmasına ne gerek var?

Onlar, sivil otoriteye 'gözü kapalı' şekilde itaat etsinler yeter.

***

'Devlet' aygıtının tamamına hâkim olan iktidar sahipleri, sürekli bir şekilde "devletin hantallaşmasından", "Anayasanın ayak bağı olmasından" yakınıp duruyorlar.

Bu Anayasa ile 'bu denli keyfi', 'bu kadar pervasız'; 'bu kadar rahat' davrananlar, 'diledikleri anayasa' çıktığında kim bilir neler yaparlar?

'Aklımızın ucuna' dahi getirmek istemediğimiz nokta, işte burası.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş