Darbe Heyulası Yaratmak!

Özcan YENİÇERİ

27 Nisan e-muhtırasının 1. yıldönümünde Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu’ya atfen ortaya atılan iddialar yeniden gündem oluşturdu. Güya bir ANAP’lı Mumcu’ya “neden biz oylamaya katılıp, Gül’ü seçtirmeyip bundan dolayı da 22 Temmuz’da Meclis dışında kaldık?” diye bir soru sormuş.  Mumcu da buna şöyle cevap vermiş: “Eğer Meclis’e girsek ve Çankaya seçilse askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de götüreceği isimler belliydi. Gidecek kişilerin arasında senle ben de vardık”.
Erkan Mumcu, bu iddiaların basında yer alması üzerine, kendisine atfen söylenen sözlerin yalan olduğunu başında söylediğini, buna rağmen basında bu yalan haberlerin yer aldığını açıklamıştır. Sayın Mumcu açıkça “Ne böyle bir telkine muhatap olduk, ne de böyle bir endişemiz oldu” diye açıklamada bulunmuştur.
Doğrusunu muhatabı açıkladığına göre, gazeteciye düşen görev bunu olduğu gibi yansıtmak gerekirken Türkiye’de böyle olmuyor. Bazı gazeteci ve televizyon yorumcuları bu tür konuşmaları esas alarak, ısrarla darbe tacirliği yapmaktadırlar.
Acaba neden Türkiye’nin gündemi hâlâ “ordu müdahale etti/edecek” ikilemi üzerinden kurgulanıyor? Bunu iyi düşünmek gerekir. Çünkü bu ülkede meşruiyetini darbeye bağlayanlardan daha çok, meşruiyetini darbe heyulası üzerine bina edenler var. Ülkede darbe tacirliği diye yeni bir meslek doğmuş bulunmaktadır. Para, makam ve itibar kazandırıyor bu meslek.
Başta iktidar olmak üzere medyanın önemli bir kesimi, meşruiyetlerini “ordu darbe yaptı/yapacak!” söylemi üzerine oturtmaktadır. Darbe tacirleri televizyon ve gazetelerde buna uygun program yapıyorlar, yazarlar ise palavra dolu kitapları kaleme alıyorlar. Yarım yamalak gerçekler, aslı astarı olmayan iddialar üzerine bina edilerek kamuoyuna servis ediliyor. Böylece yalanların itibar gördüğü yerden de gerçekler göç etmiş oluyor.
Olanı biteni besleyen, gizli sızma ve sızdırma operasyonları düzenleniyor! “Ay Işığı” ya da “Sarı Kız” kod adlı darbe planları ortaya çıkarılıyor ve piyasaya servis ediliyor. Hiç kimse bunlar gerçekse gereğini yapın, değilse doğrusunu açıklayın diye sormuyor!
İktidar, ucu açık iddialar, yıllara yayılan tutuklamalar, bitmeyen sorgular vasıtasıyla muhaliflerini baskı altında tutuyor. Gizli yürütüldüğü söylenen soruşturmalar açıkça abartılıp, saptırılarak servis ediliyor. Gizli soruşturmanın ifşa edilmemiş hiçbir yanı kalmıyor. Yargı “suç işliyorsunuz, yürütülmekte olan davanın içeriğiyle ilgili yayın yapamazsınız” diyor, takan yok. İddianame gibi kitaplar yazılıyor. Bu kitapların yazarları, kendilerine koruma talep ediyor.
İktidar kendisinin, AB, demokrasi ve özgürlüklerin teminatı olduğunu, alternatifinin muhalefet değil ordu olduğunu resmen yaygınlaştırmaya çalışıyor. İktidar yarattığı medyası vasıtasıyla, sabahtan akşama kadar hükümetin ve demokrasinin kırk elli kişilik bir çetenin tehdidi altında olduğu paranoyasını işliyor. Her ne hikmetse bu çete çerçevesinde tutuklananlar arasında Başbakana karşı şehitlere ’kelle’ söyleminden dolayı dava açan avukat var. Başbakan hakkında kitap yazan yazarlar var!
 “Darbenin eşiğinden dönmüşüz” vb. söylemlerden gına gelince, bu defa devreye İtalyan Savcılar sokuluyor. Onlara, İtalya’da “Temiz eller” operasyonunu nasıl başardıkları anlattırılıyor. NATO’nun soğuk savaş döneminde kurduğu Gladio’nun ne denli Türkiye’de faal olabileceğinden söz ettiriliyor. Bir ironi olarak NATO’nun bu operasyonlarına en fazla dikkati çeken ve karşı tedbirler alınmasını isteyen Doğu Perinçek ile Prof. Dr. Emin Gürses tutuklu bulunuyor.
Bilinmelidir ki, Türkiye’nin gündemini, “darbe/türban” üzerinden yıllardır bloke edenler, bu ülkeye her şeyden fazla zarar verenlerdir. Türkiye’nin ve dünyanın geldiği bu aşamada kimsenin darbeyi aklının ucundan dahi geçirmesi mümkün değildir.
“Türban” yandaşlığı siyasetinin son kullanma tarihi geçince bu defa darbe tacirleri “darbe karşıtlığı” nı devreye sokmuş oluyor. Erkan Mumcu’ya atfen uydurulanlar da darbe heyulası yaratmaya yönelik algının yeni bir versiyonudur.  İktidar, darbe heyulası yaratarak toplumu haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzluklarına karşı duyarsızlaştırmaya çalışıyor! Diğer yandan da birilerine “son kullanma tarihim henüz geçmedi” mesajını vermiş oluyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş