Darbe nasıl önlendi şimdi ne yapmalı?

A+A-
Arslan BULUT

28 Mayıs 2015 tarihli ve "Cemaat, darbe yapabilir mi?" başlıklı yazımızda, böyle bir darbe girişiminin olup olamayacağını incelemiştik.

Arkadaşımız Yavuz Selim Demirağ, Kırmızı Kedi Yayınları arasında çıkan "İmamların Öcü" adlı kitabında şu bilgileri vermişti:

-MİT Müsteşarı Hakan Fidan, paralel yapının ordu içinde mesafe kat ettiğini söyleyince Tayyip Erdoğan, "Araştırın liste yapıp getirin. Genelkurmay Başkanı'ndan bunları uzaklaştırmasını, atmalarını isteyelim" talimatı verdi. (...) İlk etapta iki bin kişilik bir liste oluşturuldu. (Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bu bilgiyi, "Binden fazla kişiyle ilgili ihbar gelmiştir. Soruşturmalar başlatılmıştır" diyerek doğruladı.) Fidan, iki bin kişilik listeyi Başbakan Erdoğan'ın önüne koydu. Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile baş başa görüşerek listeyi verdi. Özel, Başbakan'ın çantasından çıkardığı dosyayı dikkatle inceledi. "Sayın Başbakanım, burada somut bilgi yok. Delillendirilmemiş bir çalışma. Hukuken bir şey yapmak mümkün görünmüyor" anlamında bir şeyler söylese de Erdoğan, kestirmeden "Kurum, sizin kurumunuz. Bir şeyler bulun. Sanki onlar Silivri'de kanıt mı koydu. Arkadaşlarınızla istişare ederek bir çare bulun. Bunlar Emniyet'i ne hale getirdi Allah korusun, ordumuzu da bozarlar" türünden sözlerle toplantıyı bitirdi. (...) Özel, konuyu, komutanlarla görüşürken, Hulusi Akar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmeyi teklif etti. Gül de görev süresinin sona ermekte olduğunu belirterek konuyu Tayyip Erdoğan ile çözümlemelerini tavsiye etti.

***

Demirağ, TSK'da soruşturmanın hâlâ sürdüğünü ve bir neticeye varılamadığını anlattıktan sonra, "TSK, darbe yapar mı?" başlığı altında, Ergenekon sanıklarından Yarbay Mustafa Dönmez'in, Ulusal Kanal'daki bir program sırasında "Cemaat, Emniyet'ten ziyade TSK'da etkin ve köklüdür. Eğer TSK'da tasfiye kararı alınırsa, cemaatin maşaları bir bahaneyle darbe yapar" sözlerini hatırlattı ve kendisine tekrar sorduğunda Dönmez'in "Evet, TSK'da kümelenen, özellikle personel ve istihbaratta yuvalanan, askeri yargıda kök salan cemaat, ciddi bir soruşturma durumunda resmen darbe yapar. Hükümeti de bir bahaneyle görevden uzaklaştırır" dediğini belirtti.

Demirağ, programdan hemen sonra Ulusal Kanal'a gelen ünlü yazar Nihat Genç'in, "Desenize Atatürkçülük adına, terörün tırmanması ve Suriye bahanesiyle yeni bir darbeyle karşılaşabiliriz" değerlendirmesi yaptığını, Dönmez'in de buna "Atatürkçülük maskesi dahil her türlü bahaneye sığınabilirler" cevabını verdiğini bildirdi...

Bunlar 14 ay önce bu sütunda yayınlandı!

***

Aşağı yukarı 15-16 Temmuz 2006'daki, Amerika'dan talimat alan cemaatçi darbe girişimi, aynen böyle yaşanmadı mı? Bildiride Atatürk'e de atıfta bulunmadılar mı?

Sadece, elleri ayaklarına dolaştığı için başaramadılar.

İlk anda bütün televizyon yayınlarını durdursalardı, bu itibarla CNN Türk ve Ulusal Kanal başta olmak üzere, televizyonlar, halkı doğrudan bilgilendirip, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın konuşmalarını yayınlamasalardı, darbecilerin, silahlı kuvvetler içinde, dışarıdan emir alan bir çete olduğu bilgisi Başbakan Binali Yıldırım tarafından halka duyurulabilmiş olmasaydı, bu büyük ihanete karşı, sokağa kim çıkacaktı?.

Başsız kalmış TSK'da, 1. Ordu Komutanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı, kolordu komutanları ve Özel Kuvvetler Komutanı gibi inisiyatif alanlar, televizyonlar olmadan, psikolojik üstünlüğü nasıl sağlayacaktı?

***

Sonuç olarak Türk Milleti'ne büyük geçmiş olsun... Fakat TSK'nın bu kadar zaaf içine düşürülmesinde, 40 yıl öncesinden başlamak üzere, cemaatin, robotlaştırdığı çocukları askeri liselere yerleştirip, bugün general seviyesine yükselmelerinde bütün iktidarların desteği olduğunu, AKP iktidarının da devlet kadrolarını yakın zamana kadar cemaate teslim ettiğini unutmamak gerekir.

Bu kalkışmadan iki gün önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, paralel örgütün, 2006'dan itibaren başlayan asimetrik, psikolojik harekâtlarına Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dayanamayıp pes etmek zorunda kaldığına, kurulan kumpas ve cemaat baskısının, "askeri vesayeti kırıyoruz, darbeleri önlüyoruz" algısıyla gölgelendiğine dikkat çektiğini hatırlayalım.

Sahi, bu algıyı, kim oluşturmuştu? Hani devletin bağırsakları temizleniyordu ya... Gerçekte, cemaatçi kadroların terfi etmesini sağladılar!

Devlet ve TSK, bu zafiyet içine nasıl düşürüldü, belli değil mi?

Bu bakımdan, iktidarın ve halkın, partizanlığı veya ideolojik projeleri bir kenara bırakarak, cumhuriyetin kuruluş felsefesi temelinde, millî birlik ve beraberlik düşüncesi içinde davranması gerekir. Kimse, bu havadan istifadeyle, öyle her istediğini yapamaz!

  • Yorumlar 15
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları