Davos'taki tavır ve çelişkiler!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkçede “hem suçlu hem güçlü” ,  “hırsız yeğin olunca ev sahibini bastırır” türünden deyimler vardır. Gazze’de elindeki güçle çoluk/çocuk demeden her şeyi adeta  “yere yapıştıran” İsrail’in Cumhurbaşkanı’nın Davos’ta yaptığı tam da buydu. İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçu yetmiyormuş gibi, İsrail Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la katıldığı sempozyumda aynı şeyi bu kez Türkiye’nin Başbakanı’na karşı Davos’ta yapmaya kalkıştı. Böylece İsrail bir kez daha Şimon Peres’in ağzından Ortadoğu’nun insanlık ve yasa tanımaz kabadayısı olduğunu göstermiş oldu.
Şimon Peres okul, cami, BM Merkezi, hastane demeden her yeri içindeki insanlarla birlikte bombalayan bir ülkenin cumhurbaşkanıdır. İsrail’in BM’yi ve kararlarını taktığı yoktur. Bombardımanlarda ölenlerin yüzde yetmişinin sivil olması da onlar için bir anlam ifade etmemektedir. Yaktıkları ve yıktıkları enkazın tozu henüz Gazze semalarından kalkmamışken İsrail Cumhurbaşkanı Peres, “Kendisine, kimsenin İsrail saldırılarının nedenini soramayacağını” söylemek pervasızlığını göstermiştir. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye’nin Başbakanı’na dönerek  “Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek durumu sizden daha iyi biliyor. Başkan Abbas da durumu biliyor ve Hamas’ı suçluyor. Siz roket altında kalsanız tepkiniz ne olur?”  diye soruyor.
Bu sözlere doğal olarak Başbakan Erdoğan cevap vermek istiyor. Moderatör önce söz vermek istemiyor ve ardından da vermek zorunda kaldığı bir dakikalık zaman sonucunda  “süre bitti”  diyerek Başbakan’ın omzuna ve eline dokunarak müdahale ediyor. Başbakan da söylenmesi gerekenleri söyleyerek sempozyumu terk ediyor. Durumun özeti budur.

İsrailperestler!
Bazı gazeteler bu durumu  “Erdoğan sempozyumun bitmesine rağmen söz alarak...” diyerek haber yapıyor! Böyle bir giriş cümlesi fazlaca ilginçtir! Halbuki sempozyum moderatörünün İsrail Cumhurbaşkanı’na 25 dakika, diğer konuşmacılara 12 dakika süre tanımasından nasıl bir tarafsız (!) anlayışa sahip olduğu bellidir.
Medyadaki İsrailperestler Başbakan’ın diplomatik davranmadığını, üslubunu, heyecanını ve sempozyumu terk edişini ve bazı sözlerini eleştiri konusu yapmışlardır. Bu eleştirilerin normal şartlarda elbette haklı yanları vardır. Ancak olayın insana bir de “kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok?” dedirten türden diğer yanı vardır. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres seksenini aşmış, Nobel Barış (!) Ödülü’nü almış, kulakları duymayan bir ihtiyardır. Buna rağmen sesini ve tavrını Erdoğan’ı tahrik eden bir tarzda kullanmaktan çekinmemiştir. Gerilimi de Peres’in, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na yönelik yüksek sesi, buyurucu edası, parmak sallayan eli ve azarlayan ifadeleri tetiklemiştir. Peres, Erdoğan’dan “Rüzgâr eken fırtına biçer” deyimine uygun düşen bir karşılık görmüştür. İyi de olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru diplomatik üsluba feda edilmeyecek kadar önemlidir!
Elbette Erdoğan’ın Peres’e karşı tepkisini estetik, incelik ve nezaket içeren bir tavırla ortaya koyması daha uygun olurdu. Erdoğan’ın Hamas’la özdeşleşmiş bir tavır içinde konuşması da çok doğru değildi. Toplantıdan çıktıktan sonra Başbakan’ın yaptığı konuşmaların bir kısmı da şık değildi! Ancak bütün bunları heyecan, alkış ve hiddet şahlanmasının ürünü olarak kabul ederek makul görmek de mümkündür.
Bu nedenle de Başbakan’ın Davos’taki tutumu hem umut hem de şaşkınlık yaratmıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları