Davranışa dair

Özcan YENİÇERİ

Yüzeysel, kulaktan dolma, temeli ve esası olmayan bilgi kırıntıları ile yetinen bir kişinin kendini ifade etme sıkıntısı çekmesi doğaldır. Dünyası kendi gördüğü, yaratılışı kendi inandığı ve değerleri kendi bildiği kadar olan ferdin zihninin ve zekâsının paslandığını söylemek kehanet değildir. Farklılıklarla, değişikliklerle ve karşıtlıklarla ilgilenmeyenlerin bir şey üretmesi ya da icat etmesi zordur. Bu manada durmak yürümeye, uyumak düşünmeye ara vermektir.


Yapamadığı için eleştirenler!
İktidarın nimetlerinden yararlanamadığı için iktidara karşı olanların, ihale bağlayamadığı için isyan edenlerin, inancın tadına varamadığı için ateist kesilenlerin; inandırıcılıklarının ne olacağının takdirini başkasına bırakmak gerekir.
Kişi neyi bilmiyorsa onun düşmanıdır. Cahillik, düşmanlığın olmazsa olmaz şartıdır. Kendini bilmeyen, tarihinden habersiz, kültür ve sosyal değerlerini özümsememiş kişilerin aldıkları eğitimin seviyesi ne olursa olsun onlar gerçek bir cahildirler.
İnandıklarını söylemek, içini döküp rahatlamak aslında bir aldatmacadır. Tabii olarak yaşamak, icazetsiz kalem oynatmamak, ruhen ve fiziken teslim olmak egemen odakların istedikleri tavırdır. Oyun bozanlık yapmak, kural ihlalcisi olmak ve şefin hoşuna gitmeyecek olan şeyleri söylemek hem bir belayı satın almak hem de yalnız kalmak anlamını taşır. Söz ve yazı orucu tutmak, aykırı düşünce taşıyanların zorlandığı kaderdir. Ya susarsınız ya da susturulursunuz.


Keyifli hayat
Ortalama insan, dürüst olmanın maliyetini görünce oportünist kimliği ve ufak tefek tavizi karakter haline getirir. Kimileri de şöyle düşünür: Her zaman ağzın bir bandajla kapatılacaksa ve düşündüklerini ancak sızıntılı bir varil gibi gizli gizli damlatacaksan, yaşadığın hayatın keyfi olmaz. İnanmış gibi görünmek, yaşıyor gibi sanmak, sandıklarınız üzerine ticaret ya da siyaset yapmak sizi her türden beladan azade kılar. Kılar kılmasına da ilkeler, ülküler ve insanlık adına ne kadar değer varsa hepsi de rüzgâra kapılan bir yaprak gibi çukurdan çukura yuvarlanıp durur. Formalite bir kişilik, dönek bir karakter, baş eğen bir yapı sağlıklı insan yapısı değildir.


Yukarıda yaşayanlar yukarıdan bakarlar
Kimileri cephede kanını döker, kimileri de pistlerde terini döker. Bazıları hayatını verir, bazıları da avantasını alır. Bir kısım insan ülküleri için yaşar, bir kısmı da midesi için. Yukarıda yaşayanlar, yukarıdan bakmak zorundadırlar. Aksi takdirde irtifa kaybına uğrarlar. Sınırı bekleyenler kendilerine verilenle yetinmek durumundadır. Herkes haddini bilmek zorundadır. Köylü köyüne, evli evine dönmelidir.
Gerçeklere ideolojik körlük içinde bakan insanların, topluma yapacakları herhangi bir iyilik olamaz. Körlüğü ve köleliği gönüllü olarak benimsemiş bir kişi ileri düzeyde bir zavallı olup, herhangi bir gelecekte insanlığa katkısı da sınırlı olacaktır. Hiç kimse bizzat kendisi izin vermedikçe hiçbir güç onu kullanamaz. Bütün asalaklar gerçek üreticilere, ihanet içinde olanlar kahramanlara ve bütün şehvetperestler namuslu insanlara gizliden gizliye hayranlık duyarlar. Gafil, hain ve korkaklar kendilerini ahlaki, insani ve ilmi anlamda gösterme yeteneğine sahip olamadıklarından işin kolayına kaçmış olanlardır.
Yukarıda birbirinden kopuk gibi görünen her şey, aslında herkesin davranışına dair olan şeylerdendir. Yaşamak da işte böyle bir şeydir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş