Davutoğlu aynı zamanda İçişleri Bakanı mı?

A+A-
Afet ILGAZ

Davutoğlu, Irak merkezi hükümetine haber vermeden Kerkük’e gittiği gibi Gaziantep’e de Dışişleri Bakanı olduğunu unutarak koştu ve Suriye hakkında ileri geri konuştu. Gerçi İçişleri Bakanı da tuhaf şeyler söylüyor ama o, ne de olsa İçişleri Bakanı! Davutoğlu rol kapmamalıydı.
İçişleri Bakanı’nın, Bülent Arınç’ın üstü örtülü sövmesi gibi, bazı köşe yazarları için kullandığı laflar ayrı bir yazı konusudur.
Benim tahammül edemediğim “devletin zirvesi”... Cenazede “devletin zirvesi” olarak bulunuyorlar, hanımları ağlıyor, hanım Bakan şu anlaşılmaz lafları söylüyor:
“Her şey kontrol altındadır. Terörün oksijeni propagandadır...”
Her şey kontrol altındaysa bu facialar nasıl oluyor?
Foça’daki askeri araçlara mahsus yolu sivillere açıyorsunuz ve derhal askeri araca suikast yapılıyor; bir şehit.
Askeri araç uçuruma yuvarlanıyor, 9 şehit.
Mayın askeri aracı parçalıyor, 4 şehit.
Bunlar son haftanın bilançosu.
Hatırlarsanız, 2-3 sene evvel şu Ergenekon davası kapsamında, Anadolu şehirlerinin bir çoğunda istihbarat mensupları yakalanmış, tutuklanmış ve adları açıklanmıştı.
Davutoğlu’nun eli kanlı olarak vasıflandırdığı Esad’ın ülkesinden bizim ülkemize sürülerle paralı çapulcular giriyor. Ev tutuyor, yerleşiyorlar. Yaralıları hastanelerde tedavi oluyor, tekrar Suriye’ye geçiyorlar. Kadınları taciz ediyor, çılgın gibi para harcıyorlar. Türkiye yol geçen hanı olmuş vaziyette. PKK durmadan dağa adam kaçırıyor. Kaçırılan adamların akıbetinin ne olduğundan haber yok.

***

Terörle savaşan efsane komutanlar Silivri’de yatıyor. Türkiye eli kolu bağlanmış adam gibi; ayakları da sandalyeye bağlanmış, gözleri de bağlanmış, ağzı da bağlanmış.
Gaziantep faciasının olduğu gece medyanın ağzı bağlandı.
Clinton’ın iki de bir ne işi var Türkiye’de? Şimdi de yeni hamlelere hazırlanıyorlar. Bütün hamlelerinden zarar gören Türk halkı, Türk askeri!
Türk yönetiminde en ufak bir pişmanlık yok. Her fırsatta, bir türlü demokrasi götüremedikleri Suriye’ye çullanıyorlar. Keşke Suudi Arabistan’a ve Katar’a da demokrasi götürmek üzere faaliyet gösterselerdi. Suudi Arabistanlı ve Katarlı kadınlar ne kadar memnun olurdu. Ayrıca ahir ömürlerinde yöneticilerini kendi seçecekleri için Suudi Arabistanlı ve Katarlı aydınlar da çok memnun olurdu. Ama onlar duyduğumuza göre demokrasi yerine Suriye isyancılarına destek ve yardım veriyorlarmış.

***

Edirnekapı şehitliğindeki anneler hâlâ oğullarının resimlerini öperek ağlıyor ve şehit evlatlarıyla bayramlaşıyorlar. Ağlama sesleri hiç dinmiyor. 10 senedir ağlama sesleri, hıçkırıklar ve feryatlar göklere yükseliyor. Çünkü artık sivil ve asker dokuzar dokuzar gidiyorlar. Tutuklu subayları itham etmek için çeşitli dijital harikalar yaratan dahi istihbaratçılar, ne yazık ki Gaziantep’teki çalıntı arabanın bomba yüklü olarak emniyet müdürlüğünün önüne getirilişini göremiyorlar.
Görmeye de lüzum yok galiba. Çünkü Oslo görüşmelerinde bir MİT müsteşarı hanım “metropolleri bombayla doldurduğunuzu biliyoruz” demişti. Bir de duyduğumuz kadarıyla şunu söylemişlerdi:
“Memnun olmadığınız yöneticiler varsa bize söyleyin.”
Ayrıca şunu ilave etmişlerdi “örgütle %95 anlaştık.”

Yazarın Diğer Yazıları