Davutoğlu eğer bunu başarabilirse...

Kürşad ZORLU
Monşer kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde “davranışlarında Batı özentisi içinde bulunanlar” anlamını taşıyor. Günlük dilde ise malumunuz... Halihazırda monşer kelimesi bir kavram olmanın ötesine geçerek belli bir grup ya da zümrenin yaşama biçimi ya da yaklaşımı haline gelmiştir. Öyle ki uzun zamandır halkla bütünleşebilmiş, lokal etki alanını sosyal hayata taşıyabilmiş dışişleri görevlilerinin sayıca fazla olduğunu iddia edebilmek ne kadar mümkündür? Oysa acımasız rekabet koşulları ve küresel boyut kazanmış propaganda süreçleri sadece işletmeleri değil; en büyük örgüt olarak değerlendirebileceğimiz Devleti de belli bir dönüşüme zorlamaktadır. Artık alışılagelmiş yöntemlerle, rutin faaliyetlerle ve klasik bürokrasi yaklaşımıyla kalıcı başarı sağlamak güçleşmektedir. Üstelik en önemli görevlerinizden birisi ülkenizin imajını, kabul edilebilirliğini ve potansiyel gücünü yansıtmak olunca; düşünce gücünde dinamik, çağa ayak uydurabilen ve ekip anlayışına önem veren kadroları diplomasi dünyasına sürmeniz kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmektedir. Bulunduğu ülkenin insanları ve kültürü ile empati kurabilen, basın ve medya ilişkilerini etkinleştirmiş, lobi çalışmalarını vazgeçilmez sayan diplomatlar, sanırım hepimizin arzu ettiği insan modelleridir. Ancak bunlar bir tarafa, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ne kadarının elçilik binalarına, makam odalarına ve oradaki çözüm yeteneklerine yakın durduğu tartışmalı bir husustur. Ayrıca bu dönüşüm sadece yurtdışı temsilcilikleri ile alakalı değildir. Merkez ve taşra teşkilatlarının aynı dönüşümün içerisinde yer alması beklenmelidir.

Bize özgü duruş
Başbakan Erdoğan bile “monşer” yaklaşımının devrinin kapandığını çeşitli vesilelerle dile getirmektedir. Çünkü diplomasi dünyası anlık kararlar gerektiren, etki-tepki süreçlerinin yoğunlaştığı, sertleştiği ve hatta alçaklaştığı dönemler geçirmektedir. Çok değil, hafta içinde İsrail ile yaşadığımız diplomatik kriz buna bir örnektir. Böyle bir dönüşüm karşısında alışılagelmiş yöntem ve tekrarlamalar yerine, ülkenin kendisine, geçmişine ve hedeflerine ait duygu dünyasının davranış süreçlerine yansıtılabilmesi doğru olanıdır. İşte bu bakımdan “monşer” kavramının Dışişleri bünyesinden uzaklaştırılması düşüncesi önemlidir.

Halkla bütünleşmis diplomatlar
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, büyükelçiler toplantısının ardından böyle bir düşüncesinin taslak haline geldiğini açıkladı. Kurumun resmi sitesinde de yer alan ve “Bakanlığın yeniden yapılandırılmasına” ilişkin proje; gittiği ülkenin dilini bilen, daha önceden aldığı eğitimle o ülkenin kültürüne yabancı olmayan ve halkla bütünleşmiş diplomatlar öngören bir içerik sunuyor. Ayrıca ilgili proje diplomat olmak için farklı alanlardan mezun kişileri de kurumda çalışmaya davet ediyor. Mesela müzakere ve diplomasi yeteneğine sahip olan, yabancı dil bilen bir adayın iletişim mezunu olması onu bu imkândan alıkoymamalı. Tüm bu değişim isteği içerisinde bakanlığın yaş ortalamasının düşürülmesi seçeneği de yerli yerinde görülüyor. Buna göre ilgili projenin hayata geçirilmesi Dışişleri için tarihi bir adım olarak kabul edilebilir. Eğer Ahmet Davutoğlu bu değişimi gerçekleştirebilirse uzun vadeli başarıyı ve diplomaside proaktif yönetim anlayışını görebilme şansımız büyük ölçüde artacaktır. Fakat bütün bu olumlu yönlerine rağmen bahsedilen yeniden yapılandırma hedefinde Türk dünyası vurgusunun neredeyse görülmez olduğunu belirtmek gerekir. Şimdi bekleyelim. Bakalım Davutoğlu’nun “monşer harekatı” nasıl sonuçlanacak?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş