Davutoğlu’ndan Erdoğan’a “fil” tarifi...

A+A-
Ahmet TAKAN

Bakmayın!.. “Başbakan” Ahmet Davutoğlu’nun derin hoca edasıyla kestiği koalisyon raconlarına... En yakınlarından kulağıma gelen bilgilere göre; Hoca her türlü koalisyona kayıtsız şartsız hazır ama saraydan bir sıyrılabilse. Hocanın tek şartı, Başbakanlığa devam etmek.
Koalisyon formülleri üzerinde Temmuz ayının başına kadar daha çook kafa yorarız. Ne git-geller yaşarız. Okyanusta fırtınaya yakalanan sandal misali çok sallanacağımızdan emin olun. Naçizane tavsiyem, deniz tutması olanlar şimdiden tedbirlerini alsın. “Olmaz” diye reddettiklerimizin yavaş yavaş nasıl “olur” hale geldiğini, kırmızı çizgilerin nasıl pembeleştiğini usul usul görürüz. Ne şahinlerin ne atmacaların serçe kuşu haline getirileceğine de bahse girerim. Unutmadan!.. Biz yaştakilerin geçmişte yaşayıp gördükleri kötü, tiksindirici siyaset oyunlarına da hazırlıklı olun. Ben, şimdiden “Güneş Oteli” ni bilmeyen “Fırıldak Kubi”leri tanımayan, şemsiye partileri görmeyen çocuklarımın siyasetten nefret etmemeleri, kafalarının ve ruhlarının temiz kalması için gerekli tedbirleri alıyorum. Sizlere de tavsiye ederim efendim!..
Tekrar başkentin tozlu dumanlı siyaset kulislerine dönersek... Şu an itibarıyla durumu en zor olan “Başbakan” Ahmet Hoca. Bir yanda saray baskısı, diğer yanda gölge Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üç dönemlikler, yeni yetmeler, kırmızı çizgili muhalefet partileri, Abdullah Öcalan, Kandil... Say say bitmez!.. Her gün istişare, her gün yeni bir durum tespiti. Alttan gir, üstten çık. Bir sağa bir sola vur kendini..
Bakın!.. Yakın kurmayları ile yaptığı istişare toplantısında nasıl fotoğraf çekmiş  Ahmet Hoca?.. Kendisini Başbakanlığa atayan Recep Erdoğan için “fil” tanımlaması yapmış. Şöyle demiş Ahmet Hoca; “Filler kendi ağırlığı altında ölür. Yerden kalkamadıkları için. Tayyip Erdoğan’sız AKP düşünülemez ama onun ağırlığı kendisini ortadan kaldırıyor...” 
Ya, nerden nereye!.. Ne günlere geldik değil mi?..
Ahmet Hocanın içinde bulunduğu durumu daha iyi anlayabilmek için bir de kurmayları ile yaptığı toplantıda sarf ettiği şu sözlere bakın;  
 “Bu tablonun sorumlusu Cumhurbaşkanıdır. Seçim stratejisini Başkanlık sistemine oturttu. Bunun doğru olmadığını söyledim. Cumhurbaşkanı’nın seçim stratejisini Başkanlık sistemine oturmasını istemedim. Bu konuda uyardım. Özellikle meydanlarda 400 milletvekili istemesi, bizi seçmenin  karşısında zor durumda bıraktı.” 
Seçim stratejisinin yanlış olduğunu açık açık söylüyor Ahmet Hoca. HDP’nin barajı geçeğine ilişkin anket sonuçlarını gördüğünü itiraf ediyor;  “Benim hedefim tek başına iktidar olacak kadar milletvekili çıkarmaktı. Seçimlere 3 hafta kala HDP’nin barajı aşacağına ilişkin veriler elime ulaştı”  diyerek.
Recep Erdoğan cephesinden ulaştığım son bilgilerle devam edelim;
Deniz Baykal hamlesi ile birazcık nefes alan Erdoğan, yakın çevresi ile senaryo üzerine senaryo kuruyor. Daha önce de sizlere bu köşeden aktardığım “Erdoğan, tüm koalisyon formüllerini tıkayacak” izleniminde değişiklik yok. Hatta Saray da, Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu başaramazsa Hükümet kurma görevini CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na vermemekte çok ısrarlı olduğu konuşuluyor. Şimdiden derim, eğer Erdoğan hükümet kurma görevini ilk Ahmet Davutoğlu’na verirse başarısızlık halinde AKP içinden ikinci bir ismi tercih ederse de şaşırıp kalmayın.
Şimdi gelelim bomba kulise;
Saraydan ulaştığım bilgilere göre Erdoğan; CHP, MHP ve HDP milletvekillerinin tam listesini kapsamlı(!) bir incelemeye aldı. Hatta bunun için de özel bir ekip kurdu. Ekibin başına da kendisine ve oğlu Bilal Erdoğan’a çok yakın bir MİT görevlisini getirdi. Özel ekip, Erdoğan için, muhalefet milletvekillerinin tüm özelliklerini, geçmiş ve geleceğine ilişkin inceliyor ve rapor hazırlıyor. Bu hazırlıklar yüzünden olacak ki, Ankara kulisleri daha şimdiden “olamaaz”  diyeceğimiz senaryolarla çalkalanıyor. Recep Erdoğan yakın çevresine  “erken seçime gidince MHP’ye kaptırdığımız oylar da tekrar AKP’ye dönecek”  diyor...
Fakat!.. Şu andaki cari siyaset nedeniyle hiç kimsenin dönüp bakmaya fırsat bulamadığı bir yerlerde sessiz ve itidalli bir izleme süreci hâkim. Ne demek istediğimi şöyle anlatayım;
At arabası Mercedes’i yakalayıp, köşeye sıkıştırdı!.. 

Yazarın Diğer Yazıları