Davutoğlu’nun “tehcir yaklaşımı” çok tehlikeli!

A+A-
Kenan AKIN

Nedense medyanın büyük çoğunluğu, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Ermenistan gezisine pek yer vermiyor.
Sütunlarını açanlar ise, Davutoğlu’na karşı gösterilen “çirkin” tepkilerden bihaber, heyetle beraber giden 2-3 Ermeni vatandaşımızdan uzun uzun bahsediliyor.
Oysa, Gazeteniz Yeniçağ yine gündemi yakalıyor.
Zaten; Ermenilerden, “öfke” ve bitip tükenmeyen nefretlerini böğürmekten başka bir şey beklenmiyor.
Kabahati, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı payesini hâlâ “indinde muhafaza eden” zatı muhteremde aramak gerekiyor.
Üstelik, bir Dışişleri Bakanı’nın söylemekten sakınacağı demeçler, yeni bir tavizin yolunu gösteriyor.
Davutoğlu, 1915 tehciri için “Tehciri hiçbir zaman benimseyemeyiz. Bu gayriinsani bir olaydır, tasvip etmek mümkün değil” derken acaba büyük tarihi bir hata işlemiyor mu? Neyi, kime anlatmak istiyor.
Halbuki Ermeni diasporasının “kalleşliği”ni sık sık dile getirmenin elbette  “zorunlu” nedenleri bulunuyor.
Çünkü, Ermenilerin özellikle diasporası, akıl almaz cüret ve küstahlıklarla, yalanlarını yeniden dünyaya yayıyor ve kabul ettirmeye çalışıyor.
Tarihi gerçeklerin, diasporanın anlattığı gibi olmadığını, dünyaya belgelerle açıklamanın zamanı yaşanıyor.
Türkiye’nin beklenen siyasi girişlerinin yanı sıra, medyanın da bıkıp usanmadan gerçekleri açıklaması hatta kampanyalar açması icap ediyor.
Zaman zaman sesler çıkıyorsa da, dünyayı etkilemeye asla yetmiyor.
Aslında, tarihi gerçekleri hiç kimsenin örtemediği, “Milleti Sadıka”nın Osmanlı’ya isyan ederek ordusunu da arkadan vurduğu gerçeğini dünyaya kabul ettirmemizin zamanı geçiyor.
Öte yandan, Ermeni isyanında en az 463 bin Türk ve Kürt’ün katledilerek toplu mezarlara gömüldüğü bilgileri ve belgeleri Başbakanlık arşivinde duruyor.
Ermenilerin, giriştiği “tedhiş” olaylarının çoğu, arşivlerde bütün vahametiyle dünyaya açılmayı bekliyor.
1877-1878 savaşının sonunda Ruslar galip gelerek Osmanlı’ya, Ayastefanos’a, yani Yeşilköy’e geliyor.
Ermeni Patriği gayet keyifli bir şekilde arabasına binerek, Yeşilköy’e gidiyor ‘Bizi Osmanlı’dan koruyun ve kurtarın’ diyor.
Bu olaydan sonra yani 1877’den itibaren, devamlı olarak Ermeniler ayaklanıyor.
En az 100 isyan çıktığı biliniyor.
Nereden bakılırsa bakılsın, tarih boyu Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklanmaları çatışmaları ve katliamları görülüyor.
Bir bakıma yeni bir Haçlı dayanışması sergileniyor.
Durum açıkça böyle iken ve “gerçekler” arşivlerde yatarken özellikle Ermeni diasporasının her yıl tekrarladığı ve nihayet 2015’te 100 yılı bahane ederek dünyaya kabul ettirmek istediği yalanından sonra, önce  “özür diletmek”, “tazminat talep etmek” en sonunda da “toprak talep etmek” gibi haince bir plan peşinde olduğunu, dünyaya belgeleriyle izah etmemiz gerekiyor.
Bu süreç için, şimdiden dev kampanyaları başlatıp, çeşitli dillerde broşür, dergi, kitap ve CD dağıtmamız öncelikle yer alıyor.
Türkiye’ye davet edilecek, tarafsız bilim adamlarının katılımıyla seminerler hazırlandıktan sonra, sonuçlarının çeşitli ülkelerde medyaya ulaştırılması, televizyon ve gazetelere reklam verilmesi de öncelikler arasına giriyor.
Hatta, bir Devlet Bakanı’nın hayati önem taşıyan kampanyaya “Koordinatör”  seçilmesi ve emrine bütün imkanların verilmesi icap ediyor.
Unutulmamalıdır ki, komşumuz ve neredeyse “dostumuz yapacağımız” Ermenistan’ın Anayasa’sında, bu Anayasa’nın Doğu Anayasa’sı olduğu, Batı için de ileride yürürlüğe gireceği yazılıyor.
Yani, Türkiye’nin önemli 6 Osmanlı vilayeti, Sivas’tan Çukurova dahil, Doğu Anadolu Ermenistan’a geçecekmiş gibi bir metin bulunuyor.
Ermenistan’ın niyeti hatta asıl hedefi, Türkiye’yi  “soykırımcı” olarak dünyaya kabul ettirip sonra da parçalaması bir gerçekken, bunu görmezlikten gelmek, “gaflet” ve “dalalet” sınırlarını aşıyor.
2015’e çok az bir zaman kaldığını “resmi”  kafaların da “kabullenmesi” ve  “kavraması” aslında Milli bir görev oluyor.
Bunca tarihi gerçek arşivlerde duruyorken, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın  “tehcir”den bahsedip sanki sadece Ermenilerin öldüğü veya öldürüldüğü gibi bir anlam yüklenmesinin izahı güç görünüyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları