Debillerin egemenlik ilan ettiği bir sistem!

İsrafil K.KUMBASAR

Dünya değişiyor, medeniyet gelişiyor.
İnsanlık, ‘bilgi ötesi’ diye tarif edilen yeni bir çağa doğru hızla yol alıyor.
Ama gelin görün ki, bilim ve teknolojideki onca ilerlemeye rağmen, ‘zeka’problemi ile karşı karşıya kalan insanların sayısı hızla çoğalıyor.
Psikoloji bilimiyle uğraşanlar, ‘IQ testlerinden’edindikleri tecrübelere dayanarak, zeka problemi ile karşı karşıya bulunan insan tiplerini, üç temel kategoriye ayırarak incelemeye tabi tutmuşlardır:
1-) İdyosi: IQ seviyeleri 25’nin altındadır. Zekâ geriliğinin en ağır derecesidir. Kendilerini ‘en basit tehlikelerden’ bile koruyamayan kişiler idyot sayılırlar. Bağımlı ve muhtaçtırlar. Zeka seviyeleri en fazla 2 yaşındaki bir çocuğunki kadardır.
2-) Embesilite: IQ seviyeleri 25 ile 45 arasındadır. Zekâ geriliğinin ikinci devresidir. ‘İşlerini’ ve ‘kendisini’ idare edemeyenler embesil olarak kabul edilirler. Verilen işi otomatik yaparlar 2 ile 5 yaşındaki çocukların özelliklerine sahiptirler.
3-) Debilite: IQ seviyeleri 45 ile 75 arasındadır. Hafif zekâ geriliğidir. Normal hayatta, normal bir insanla ‘rekabetten yoksun’ olanlar debil olarak nitelendirilirler. Zekaları, 5 ile 12 yaş grubu çocukların zeka seviyesi ile eşdeğerdir.

***

‘İdiotları’ ve ‘embesilleri’, hal, tutum ve davranışlarını dikkate alarak, ilk bakışta hemen teşhis etmek mümkündür.
Ancak ‘debilleri’, çoğu kez ‘normal’ zeka düzeyine sahip insan tiplerinden ayırabilmek öyle zannedildiği kadar kolay değildir.
Merhum ünlü psikolog Prof. Dr. Ayhan Songar’a göre, debiller çok iyi birer ‘devlet görevlisi’ olabilirler.
Hatta, sicillerinde ‘en ufak bir olumsuz iz’ dahi bırakmadan en yüksek görevlere kadar yükselebilirler.
Debiller, ‘kurulu sisteme’ ve ‘işleyen kurallara’ sıkı sıkıya bağlıdırlar. Kendilerine verilen işleri harfiyen yerine getirirler. 
Öğrendikleri ‘yöntemlerin’ dışına asla çıkmazlar, herhangi bir kritik durumda asla ve asla ‘inisiyatif’ alamazlar.
‘Empati’yetenekleri yoktur, ‘hoşgörüleri’ oldukça zayıftır.
Çoğu kez arzularını, impulsiyonlarını, duygularını kontrol altında tutamazlar.
O yüzden, ‘hırsızlık’, ‘kandırılma’, ‘fuhuş’, ‘toksimani’ gibi suçlar debiller arasında daha fazla yaygındır.
Bazı debillerde, ‘megalomanik hezeyanlara’, ‘halüsinasyonlara’  da rastlamak mümkündür.

***


Debiller, ‘yetki makamlarına’ gelmedikleri müddetçe pek fazla bir tehlike arz etmezler.
Sıradan bir debil, ancak ve ancak ‘kendisine’ zarar verebilir.
Ancak, yetki makamında oturan bir debil, kritik anlarda alması gereken ‘inisiyatifi’ almayarak, ‘yapması’gerekenleri yapmayarak ‘bütün bir toplumu’ umulmadık felaketlere sürükleyebilir.
Genel karakteristik özellikleri dolayısıyla, debillerin önemli bir bölümünün ‘muhafazakar’ bir eğilime sahip oldukları saptanmıştır.
Ancak birçoğu, ‘algılama’ yetenekleri oldukça düşük olduğundan, ‘neye’ ‘niçin’ inandıkları, muhafaza ettikleri ‘değerlerin’ neler olduğu, ülkelerini niçin sevmeleri gerektiği hakkında pek fazla fikir sahibi değildirler.
Onlar için önemli olan ilk öğrendikleridir.
Debillerin sayısı arttıkça, ‘demokrasi’ ile idare edilen ülkelerdeki  ‘yöneticilerin’kalitesi de ona göre düşüyor.
Çünkü debillerin seçtikleri insanlar, kendileri gibi ‘debil’ oluyor.
Bir Alman düşünür haklı olarak soruyor:
- “Zeka seviyesi yeterli olmayan insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda, demokrasi verimli bir yönetim biçimi olarak kabul edilebilir mi?”
Mazhar Osman’ın teşhisi ise daha vahim:
- “Dünyayı debiller yönetiyor.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş