Dede Korkut ve Bayburt

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Bayburt'ta 23 yıldır Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni yapılmakta. Son yıllarda, popüler kültür (sözgelimi bu sene Mustafa Ceceli davet edilmiş) ve dincilik-şovları ile kirletildi, saptırıldı ama yapacak bir şey yok.

Dede Korkut'un ve onun öykü kahramanlarından Bamsı Beyrek'in mezarının Bayburt'ta olduğu bilinen tarihsel bir olgu... Bamsı Beyrek ya da Bayburt'taki bilinen adıyla Beyböyrek'in mezarının Bayburt'a bağlı Duduzar (Erenli) köyünde olduğu da tartışmasızdır. Dede Korkut'un mezarı ise Masat Köyü'nde vardı, fakat halk arasında "Ali Baba" olarak biliniyordu. Sonradan yapılan bilimsel bulgular, bu türbenin Dede Korkut'a ait olduğunu gösterdi. Türbe üzerinde, Hicri 718/Miladi 1318 tarihleri bulunmaktadır.

Peki Dede Korkut'a ait tek mezar bu mudur? Hayır. Yunus Emre ve Sarı Saltık gibi birçok yerde birçok mezar var. "Dede Korkut ve Bayburt" adlı ciddi bir araştırma-inceleme eseri (Bayproje Yayın) bulunan Prof.Dr.Kemal Üçüncü, kitabında tüm mezarları tüm ayrıntıları ile açıklıyor. Biz ayrıntıya girmeden yerlerini bildirelim: Dağıstan Derbend (Aslında bir Azerbaycan şehridir), Orta Asya Sırderya Boyu... Ne ki, buradaki mezarlar Bayburt'taki gibi muhafaza altında değiller, kaybolmuş, yıkılmışlar.

Dede Korkut öykülerinin geçtiği coğrafya genellikle bizim Kuzey-Doğu Anadolu, Azerbaycan, Gürcistan'dır. Bayburt ise ad-yer olarak geçer: "Parasarın ulu Bayburt hisarı". Bamsı Beyrek ya da Dedem Korkut'un deyişiyle "Oğuz'un imrencesi Beyrek" bu hisarın hükümdarı olan Parasar'a tutsak düşmüştür.

Dede Korkut ve Bayburt ilişkisine; Prof. Dr. Faruk Sümer, Prof. Dr. Osman Turan, M. Kemal Yanbey, Orhan Şaik Gökyay, Hüseyin Namık Orhun ve Osman Okutmuş değinmişlerdir.

Ama tam burada, bir yerin ve ora insanının hakkını vermem gerekecek: 1968 yılında rahmetli babam Ardahan'ın Hanak İlçesi'nde Ziraat Bankası Müdürü idi, yaz tatilinde ben de orada bulunuyordum, bir Türkmen köyüne götürdü bir gün beni. Türkmenlik o yörede Kızılbaşlıkla aynı anlama gelir. Baktım köyde birinin adı Dumrul, birden ağzımdan "Deli Dumrul" çıktı, gülüştüler, sonra bir Nene, bana ezbere Dede Korkut öyküleri anlattı, ağzım açıkta kaldı. Sonraları, Ümit Kaftancıoğlu'nun da o yöreden olduğunu öğrendim, zaten kitaplarında benim gördüklerime benzer olgu ve ögeler de bulunuyordu.

Bir ilginç anımı da Azerbaycan'dan nakledeyim: 2010 yılında, Talat Paşa Komitesi ile birlikte Azerbaycan'a gitmiştim. Bakû sokaklarını arşınlıyorduk gazetemiz yazarı sevgili Arslan Bulut'la. Birden bir kamu binasının girişinde ilginç bir heykele çarptı gözüm. "Bu Dede Korkut" dedim, içeri dalıp fotoğrafını çektim, Arslan Bey de öyle yaptı. Tam o sırada üç-beş kişi çıktı içerden, sordum onlara: "Bu Dede Korkut mu?" diye "Beli (evet)" dedi içlerinden birisi ve bu heykel hakkında çok ilginç bilgiler verdi. Heykel, Azerbaycan'da yetişen "demir ağaç"tan yapılmış. Bu demir ağaç, öyle ağırmış ki, diğer ağaçlar gibi suda yüzmüyor, batıyormuş. Heykelin toplam ağırlığı 3,5 tonmuş.

-Ben Bayburtluyum, Dede Korkut ve Bamsı Beyrek bizim orada yatmakta, dedim, gülümsedi "gardaş":

-Yahşı yahşı... Hem sizindir, hem bizim, Molla Nesreddin (Nasrettin Hoca) kimin (gibi).

Evet Dede Korkut, tüm Türk Dünyasınındır ama Bayburt bağını da kimse yadsıyamaz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları