Değerlendirme

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Başbakan Sayın Erdoğan Madrid’de, Europa Press Ajansı’nın düzenlediği toplantıda Kıbrıs ile AB üyeliği konularındaki soruları gerçekçi bir şekilde yanıtladı.  “Kuzey Kıbrıs’ın hiçbir zaman Güney Kıbrıs’ın azınlığı olmayacağını”  vurguladı; Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye Türkiye’ye karşı tutumlarında haklı olmadıklarını anlatamadıklarını açıkladı. Türkiye’nin üyeliği, Türkiye’nin Maastricht veya Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği an kabul edilmelidir; bu kriterlere uymayanlar üye yapılmışlardır; başta Kıbrıs adı altında Rum idaresi üye yapılmıştır ve Türkiye’nin üyeliğini engellemeye çalışıyor dedi.

Kıbrıs konusunda uzmanlaşmış emekli Büyükelçi Sn. Tugay Uluçevik’in internetteki değerlendirmesini görmemiş olanlar için, bu uyarıcı değerlendirmeyi buraya alıyorum:
Sn. Başbakan Erdoğan’ın Madrid demeci,  “siyaset sorunlara çözüm bulma sanatıdır; daha önceki Türk Hükümetleri, Sayın Denktaş, bürokratlar çözümsüzlük çözümdür anlayışıyla Kıbrıs sorununa çözüm bulamadılar; biz çözüm arayışlarında bir adım önde gideceğiz; Kıbrıs sorunun çözeceğiz” gibi veya mealindeki polemiklerde ifadesini bulan yaklaşımlarla Kıbrıs sorununa çözüm bulunamayacağının sonunda idrak edildiğini gösteriyor. Umarım doğru düşünüyorumdur.
Temenni ederiz ki, 24 Nisan 2004 tecrübesinden sonra Türkiye ve KKTC’deki hükümetler Kıbrıs sorununu çözmenin tek başına Türkiye’nin ve KKTC’nin elinde olmadığının bilincinde hareket ederler. 1974’den sonraki çözüm arayışlarında inisiyatiflerin Türk tarafından geldiğini; Denktaş-Makarios anlaşmasının Denktaş’ın Rum lidere yazdığı mektup sonucunda gerçekleştiğini; 9 Ağustos 1980’de BM iki kesimli federasyon formülünü açıklayınca Kyprianou’nun aynı akşam bunu TV’de reddettiğini; 1980-83 döneminde bütün açılımların Kıbrıs Türk tarafından geldiğini; Rum tarafının masadan kaçarak BM Genel Kurulu’na koştuğunu ve Kıbrıslı Türklere en fazla azınlık haklarının verilebileceği bir çözümü destekleyen karar çıkarttıklarını; 1985 New York Denktaş - Kyprianou Zirvesinde BM planını Denktaş’ın kabul ettiğini, Kyprianou’nun reddettiğini; 1986’da da aynı şeyin olduğunu; o zaman dünyanın Rum lidere ateş püskürdüğünü; ama sonradan her şeyin unutulup yine tavizlerin Türk tarafınca verilmesinin istendiğini; 1992’de Fikirler Dizisinin her paragrafına AKEL’in de desteklediği Vasiliou’nun çekince beyan ettiğini hatırlarlar; bilmiyorlarsa bilenlere sorup öğrenirler. 24 Nisan 2004 Annan Planı referandumunda Rumlar HAYIR derken EVET oyu vermenin dahi Kıbrıs Türk Halkı’na ve KKTC’ne elle tutulur hiçbir getirisinin olmadığı olgusundan dersler çıkartırlar. KKTC halkının Annan Planı’na EVET demesini BMGS Annan’ın 28 Mayıs 2004 tarihli raporunda  “Kıbrıslı Türkler EVET oyu vermek suretiyle kurmağa niyet ettikleri devletin tanınmasından vazgeçmişlerdir” şeklinde yorumladığını bilerek bu yorumun sonuçlarını ortadan kaldırma kararlılığını gösterirler. Türkiye AB’ne tam üye olmadan Kıbrıs’ın kuzeyinin de sözde  “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin”  bir parçası olarak AB’ne katılmasının ENOSİS’in AB bünyesinde gerçekleştirilmesi olacağının idraki içinde bulunurlar. Sürekli olarak  “Kıbrıs sorununu çözmek istiyoruz, çözeceğiz, Kıbrıs sorunu Türkiye’nin önünde bir engeldir”  gibi sözlerin Ada’da çözüm değil, Kıbrıs milli davamızda çözülme, Kıbrıs sorununda da çözümsüzlük getireceğini görürler. Rum-Yunan ortaklığının ENOSİS hedefinden ayrılmadığını gözönünde tutarlar. 24 Nisan 2004 referandumunun sonucundan sonra tek çözüm alternatifinin,Ada’da KKTC’nin ve  “Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin” varlığını kabul eden bir çözüm olacağı gerçeğinden hareket ederler ve bu hedef doğrultusunda kararlı davranırlar. Annan Planı yürürlüğe girseydi Türkiye’siz bir AB’de ENOSİS gerçekleşmiş olacaktı. KKTC Halkı bu riski de göze alarak plana EVET demişti. Türkiye’de KKTC Halkı’nı bu yönde teşvik etmişti. Rum halkı, çözümsüzlükten rahatsız olmadığı için, iki ayrı devlete dayalı statusquo’yu tercih etti ve HAYIR oyu verdi. Yani Rumlar kendilerini ENOSİS’e götürecek treni kaçırdılar. Bundan böyle Kıbrıs Türk Halkının artık kendi trenine binmesi gerekir. Mantık ve hakkaniyet, dirayetli ve ileri görüşlü siyaset bunu icap ettirir. Çözüm için AKEL’e bel bağlamak tarihi hata ve hatta yüz karası olur. Güneydeki seçimi AKEL’in adayının kazanmasını isteyenler, AKEL’in ENOSİS yolundaki sicilinin ne olduğunu iyi bilmelidirler.

Yazarın Diğer Yazıları