Değişim fırtınası Aydın'’ı da vurdu

İsrafil K.KUMBASAR

AYDIN
Milli Mücadele yılları. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları tarafından başlatılan ‘Kuvayı Milliye’hareketine halkın verdiği desteğin önüne geçmek için Damat Ferit tarafından ‘ikna heyetleri’ oluşturularak Anadolu’ya gönderilir.
Heyetin başında genelde Şehzadeler ve dönemin hükümetinin ileri gelenleri vardır.
Gittikleri yerlerde bir coşkuyla karşılanırlar,
- “Onlara inanmayın. Yunanlılar onlardan bizleri korumak için buralara geldiler. Eğer o eşkıya çetelerine fırsat vermezseniz, yakında dönüp gidecekler” şeklinde yalanlar uydurarak vatandaşları ikna etmeye çalışırlar. Aynı heyetin yolu Aydın’a da düşer.
Aydınlı bir vatansever, yapılan ikna toplantısında, heyetin başındaki Şehzade’ye aynen şöyle çıkışır:
- “Şehzadem sen bizi ikna edeceğine, git de Yunanlıları ikna et. Vatanımız elden gidiyor. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. İşgalcileri söküp atmak için ne gerekiyorsa yapacağız.”
‘Değişim-i Milliye’ hareketinin komutanı Koray Aydın, işte bu yürekli, yiğit vatanseverlerin omuzlarında yarınlara ses veriyor.
Mevsim şartlarıyla örtüşecek kadar ısınan siyaset sahnesinin MHP kanadındaki hareketliliklere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Yeniçağ’ın dünkü nüshasında ayrıntılı bir şekilde okuduğunuz “Umuda yolculuk” mücadelesinin ikinci ayağını Aydın teşkil ediyordu.
‘Efeler diyarında’ da benzer sahneler vardı.
Siyaseti ‘davaları’uğruna ‘araç’edinen yüzlerce insan ‘yeniden dirilebilecek’ olmanın gel-gitlerini yaşayarak, “Bu sefer inşallah” dedi. Öyle ya, kolay değil ki! “Demokrasi” diyorsunuz, ‘katılımcı yönetimden’ bahsediyorsunuz, ‘hak, hukuk, adalet’kavramlarını dilinizden düşürmüyorsunuz.
Lakin, her seferinde ‘değişmez finali’yaşayıp bir gayya kuyusuna atılıyor veya itekleniyorsunuz. Haydi, “Demokrasi senin neyine?” diyerek bir an için bu acı tiyatrodan sıyrıldığımızı varsayalım. O zaman nerede ‘ülküdaşlık’yemini, hukuku? Nerede davanın namusu, akti?
Cahiliye dönemlerindeki gibi, ‘kendi putlarını’ kendileri yapanların ‘kör vicdanlarında’tuz-buz oluyor bütün mukaddesler.
“Helvadan put yapar, tapardık. Sonra acıkınca da yer, yok ederdik” diyerek acıyla o cehaleti ‘hayat dersine’ sokanlardan ders alamayacak kadar sağırlaşanlar da görecekler bu sahneleri.
Artık, kaçmaları, olan biteni ‘yok saymaları’ mümkün değil. Kafalarını ‘kuma’ sokanlar da mabadlarından zokayı yutacaklar.
İşte en basit örneği.
Ne demişlerdi daha birkaç gün önce:
- “Ne muhalefeti, ne adayı, ne değişimi? MHP’nin gündeminde zerrece böyle bir şey yok. Şurayı burayı muhalefet adayları kazanmış, şu kadar delege çıkarmış laflarına itibar etmeyin. Herşey ve herkes genel merkezin kontrolü altında.”
Bu sözleri sarfedebilen zihniyet, aklınca örnekler verip, bazı illeri sıralamış:
- “Hangisinde kim muhalif? Hangi ilde, merkezin karşısına dikilen var?”
Örnekler arasında Denizli de vardı.
Dün okudunuz. Denizli’de kim, kimler varmış. Kendi beyanlarından anladınız.
Pekiii, ya onca lafı ‘iddia’sarmalıyla eden zihniyet, ‘hangi kontrol noktasında’ olabilir artık bundan sonra?
Tabii ki, ‘kontrolsüzlük’kavşağında.
Aydın’daki o iftar salonunda yaşananlar aslında olacak her şeyi özetliyordu.
Gözyaşlarına hakim olamayacak kadar duygulanıp, “Beni yeniden gençleştirdiniz” diye bağıranlar, “Kendimi köşeye çekmiştim. Bu mevcut zihniyetle artık bu iş yürümez demiştim” diyenler yeniden kolları sıvıyorlar.
“Ses ver Türkiye” sloganıyla, ‘laf ola beri gele’ hesabı milletten ‘karşılık’ bekleyen zihniyet, ‘gönlü ve ruhu yaralı’ dava adamlarının çığlıkları arasında bu kez ‘saltanatlarını’ ebediyen kaybedecek anlaşılan.
Tıpkı varoluş sürecimizde yaşanan örneklerindeki gibi, mukaddes kitabımız, rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de ibret alarak bize sunulan, “Onlar, sapkınlığa düştüler. Uyarılarımıza kulak asmadılar. Sonunda bilemedikleri derinlerden gelen bir sesle helak olup çıldırdılar” işaretleriyle yüzyüze kaldılar.
Aydın’ın derinliklerine nüfuz eden ses de işte bu gerçeğe atıfta bulunacak çok özel işaretleri yansıtıyordu.
Ha Denizli, ha Aydın.
Sonra İzmir.
Yarın başka bir yer.
Şurası, burası, orası.
Hiç önemi yok.
Önemli olan tek gerçek var:
‘Değişim’ gerçeği.
O da şimdi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş