Değişmeyen taktik

A+A-
Rauf DENKTAŞ

ABD’nin Garantör İngiltere ile birlikte “Meşru Kıbrıs Hükümeti” olarak tanıdığı ve 1964’te, Sovyetler Birliği’nin de katılımı ile BM Güvenlik Konseyinde bu unvanı tescil ettirdikleri, eli kanlı, geçmişi bozuk Rum idaresinin Milli Siyaseti “Meşru Kıbrıs Hükümeti” sıfatından taviz vermeksizin Kıbrıs’ın tümüne sahip oluncaya kadar yola devamdır. Görüşmelere katılım; Rumlar açısından, Klerides’in de açıkladığı gibi, bir taktik meselesidir. Taviz vererek yeni bir anlaşmaya ihtiyaçları yoktur. Taktik, “Kıbrıs Hükümeti” olarak, Kıbrıs Türk tarafını ve Türkiye’yi uzlaşmaz göstermektir. Klerides “Bu taktik çok başarılı olmuştur; buna devam edeceğiz, niye taviz verecekmişiz ki” demişti.
Gerçekten de, içimizdeki, bir avuç “derhal uzlaşma, derhal barış; derhal birleşme” yanlısı grubun da katkısı ile bu Rum propagandası yayılarak Annan Planı döneminde, Ankara’nın da katılımı ile zirveye ulaşmıştı. Sonuç, “kandırıldık” açıklamaları ile tescil edildi. Dünyaya devletimizden, egemenliğimizden vazgeçebileceğimiz mesajını vermiş olduk.
Annan Planından sonra meydana gelen değişiklikler, herkese, “iki solcu yoldaş” ın (Talat ile Hristofyas’ın) çok kısa zaman içinde Kıbrıs meselesini halledecekleri ümidini verdi. Sayın Talat, ayrı devletten ve egemenlikten vazgeçeceğini açıkladı ve bu inançla, görüşmelerin başlayabilmesi için gündeme akıl almaz tavizleri getirdi. Böylelikle TBMM ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisinde alınmış olan milli kararlara rağmen 1960 misali “tek devlet, tek egemenlik” formülü esas gündem oldu. Garantileri gündem maddesi yaptı; Türkiye AB üyesi olmadan, Rumlarla “tek devlet, tek vatandaşlık” esası üzerinden AB’ye üye olarak garanti anlaşmasını, Rumların istedikleri şekilde delmeyi kabul edeceğini bildirdi. Ve bütün bunlara rağmen Rum tarafı uzlaşmadı; taktiğini kullandı ve Sn. Talat’ın da uzlaşmaz olduğunu yayarak, yoluna devam etti.
Sn. Eroğlu, seçilir seçilmez, “uzlaşmaz kişiliği” dünyaya yayıldı. Sürpriz bir şekilde Sn. Eroğlu “görüşmelere Talat’ın bıraktığı yerden devam” kararı alınca, Rum yanlısı herkes Sn. Eroğlu’nun da “ayrı devlet, ayrı egemenlik, garantilere devam” sözlerini ağzına almamasını beklemeye başladı. Şimdi, bundan yararlanan Rum liderliği ve Yunanistan, KKTC halkının hak ve statüsünü savunan, garanti anlaşmasına sahip çıkan Sn. Eroğlu’nu uzlaşmazlıkla suçlamağa başlamışlardır. Bunun devam edeceği anlaşılmaktadır. İnşallah, Ankara,
-Annan Planı günlerinde olduğu gibi- Rumların bu taktik yaklaşımlarından etkilenip, “Türk tarafının, uzlaşmaz olmadığını kanıtlamak için” halkımızı, 1960 devletine benzeyen veya Annan Planı benzeri bir anlaşmaya zorlamaz! Böyle bir anlaşmanın ömrü bu kez 1960’dakinden daha az, sonucu ise çok daha vahim olur!
Simdi Yunan Dışişleri Bakanı Drutsos “Eroğlu, Talat’ın kabul ettiklerinden caydı” diyor. Taktik devam ediyor. Sn. Drutsos’un bilmediği bir şey vardır. Görüşmeler “tümü üzerinde anlaşma olmadıkça, hiçbir konuda anlaşma olmamıştır” esasına dayalı olarak yürütülmektedir. Sn. Talat’ın, Hristofyas ile fısıldaştığı konular varsa, bu kendisini bağlar. Sn. Talat’ın Hristofyas ile hangi konularda anlaştığını, işine geldiği şekilde, Hristofyas açıklamaktadır. Bu konuda her iki tarafın da bilgi edinebilmesi için Hristofyas’ın tam listeyi açıklaması ve Sn. Talat’ın da bunu kabul edip etmediğini duyurması gerekir, o zaman “tümü üzerinde anlaşma olmadıkça, varılan bu özel anlaşmaların hiçbir hükmü olamayacağı” daha iyi anlaşılacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları