DELİLİK - CİNNET

Altemur KILIÇ

Eskiler derlerdi, “Patlıcan mevsimi, delilik mevsimidir” diye. Ama şu sırada “delilere her gün bayram” gibi!..
Son senelere kadar Freud’un, çeşitli ruhi “kompkekslerle” ilgili nazariyeleri ortaya çıkana kadar deliler, sinir, akıl hastaları aynı kefeye konurdu... Bu konularda uzmanlaşmış hekimlere “sinir hastalıkları”  “akıl hastalıkları” mütehassısı denirdi...
Türkiye’de akıl hastalıkları hekimliğinin öncüsü Mazhar Osman’a (Uzman) ve öğrencisi, yardımcısı rahmetli Fahrettin Kerim’e (Gökay-’küçük vali’) halk arasında “Deli Doktoru” denirdi... Kızınca “Seni Mazhar Osman’a göndermeli” veya “tam Mazhar Osmanlık” denirdi.
Rivayet olunur ki, önemli bir kişi Mazhar Osman için “deli” demiş. Mazhar Osman da cevabı yapıştırmış: “Onun bana deli demesi önemli değil, ama ya ben ona deli dersem!..”
Bilemiyorum bu rahmetliler hastalarını ilaçla mı, şok tedavisiyle mi, yoksa “psikoanalizle” veya “telkinle” mi tedavi ederlerdi? Ama evlerde kullanılan sinir ilaçları “Nörinas”, “Valido Bromin” ve yerli “Nevrol Cemal” !
Mazhar Osman’ın öğrencilerinden rahmetlı dostum Profesör Doktor Ayhan Songar, bildiğim kadarıyla “Freudcü” idi. Diğer uzmanlar, Dr. Faruk Bayülgen, Profesör Yıldırım Aktuna, İhsan Şükrü Aksel hangi metotları kullanırdı bilmiyorum! 


HASTANELER
Türkiye’de ilk akıl hastanesi (Yunan döneminde Bergama’da akıl hastanesi varmış; harabeleri gezerken göstermişlerdi) Üsküdar’da, Topbaşı’ndaki “Bimarhane” ! Burada hastalar direklere zincirlenirlermiş! “En akıllısı direğe bağlı” sözü de herhalde, burdan galat olacak!
Amerika’da zengin olan Manisalı bir Musevi-Moris (...)  Manisa’da bir akıl hastanesi yaptırmıştı. ( Ne yazık ve vefasızlık ki bu kurucunun adı ne hastanın sitesinde ne de tarihinde anılıyor.) 


BİR ANIM
Bu hastaneyle ilgili bir anım var: 1960’ta Başbakan Menderes’le birlikte Manisa’ya da gitmiştim... O zaman Manisa’da otel az. Yok gibi! Heyetin hepsine eşraf evlerinde yer gösterdiler. Benim elime de, küçük bir kâğıt tutuşturdular. “Yeriniz Manisa Akıl Hastanesi” diye. Naçar, Özel Kalem Müdürüm Yavuz Karaözbek’le oraya gittik ve odalara yerleştik... Gece, çığlıklardan uyuyamadık... Ertesi sabah Yavuz odanın kapısını vurdu. “Kim o” diye seslendim. Dışarıdan bir ses, “Ben Napolyon” diye bağırdı! Bu latife üzerine Yavuz’a, “İster misin, buradan çıkarken, kapıda bizi durdursunlar... Ben ” Basın Yayın Genel Müdürüyüm “ deyince de, ” Haydi oradan gir içeri “ desinler! dedim. Şükürler olsun ki o ” tımarhaneden “ çıkabildik! Sonra da hep birlikte Yassıada’ya tıkıldık!


İLK HASTANE
Bergama kalıntılarından da anlaşılıyor kı akıl hastalığı eski, ama galiba uygarlık düzeyi yükseldikçe artıyor ve çeşitleniyor... Mazhar Osman ve Fahrettin Kerim ” Bimarhaneyi “ kapattılar ve akıl hastalarını Üsküdar’dan Bakırköy’e taşıdılar. İlk modern akıl hastanesini Mazhar Osman Bakırköy’de kurdu. Adına, uzun yıllar ” Tımarhane “ dendi, sonra ” Akıl Hastalıkları Hastanesi “ oldu. Rahmetli Profesör Yıldırım Aktuna, bu hastaneyi çağdaş hale getirdi! ” Tımarhane “ Bakırköy’deki evimizin karşı kıyısındaydı. Bazen, deliler kaçar, bize sığınırlardı!
Delilik yaygın; özellikle sanatçılarda ve biraz da, politikacılarda, başka şekillerde, hatta çıldırmak ve ” çıldırtmak “ ” megalomanlık “ şekillerinde tezahür ediyor!  Hollandalı meşhur ressam Van Gogh çıldırmış ve kendi kulaklarını kesmişti!


TARİHTE DELİLİK
Tarihte ünlü deliler, delilikler var. Osmanlı döneminde, 17. yüzyıl ortalarında hüküm süren Padişah ” Deli “ İbrahim... Almanya’da Bavyera Kralı III. Ludwig ve İngiltere’de 18-19. yüzyıl arasında yaşamış ” Deli “ Kral III: George!
Ama iddia edilir ki, Sultan İbrahim ve George aslında deli değillermiş, ” deliliklerinde “ bir metot” varmış!


DELİLİK BİÇİMLERİ
“Deliliğin 40 çeşidi var” derler! Ama bir yazara göre, bakın kaç biçimi varmış! Diyor ki; “delilik: bir kaçma, kopma, ölme. Bir ölme, bir caydırılma... Bir cezalandırılma, bir ceset, bir korkutulmuş olma,  harcanmışlık biçimidir, bir delirtilmiş olma, bir durdurulmuş olma... Kurban edilmiş olma, çaresizlik biçimidir! Bir kaybolmuş olma, bir tuzağa düşmüş olma, delirtilmiş olma durumudur... Bir yakalanmış olma... Bir acımışlık ve acınacak duruma düşmek... Bir atılmış olma,  Bir kullanılıp atılmış olma. Bir düşkünlük, bir utanç, bir unutulmuş olma, bir satılmış olma, bir yutulmuş olma, bir yere atılmış olma, bir   yasaklanmış olma... bir lekelenmiş olma, gözden çıkarılmış olma, bir  kördövüşü, bir saplanmış, bir saplanılmış olma durumudur... Bir saplantılı durumdur delilik... Bir kördüğüm durumudur... Bir paspas olma durumudur, bir halkalı köle olma, bir oturulmuş, oturtulmuş olma, bir aşağı çekilmiş olma,bir sapmış, saptırmış ve şaşırtılmış olma,  aldatılmış olma, yapısal bozukluk durumudur... Bir çaresizlik ve bir delirmek zorunda olma, bir deliğe girmiş olma, bir delilikten olmuş olma durumudur... Bir geriye dönüş biçimidir... Bir deliğe sıkışmış olma... bir bozulmuş olma... Bir basılmış olma, bir engellenmiş olma, bir yargılanıp yakılmış olma, bir bocalamış olma... Bir bilinçsizlik, bir kim olduğunu bilmiyor olmak. Bir kendini yeme. Bir kendini ısırma durumudur, bir boğazlanmış olma. Bir bağlanmış olma, bir kandırılmış olma... Bir aşağılanmış olma, söğüşlenmiş olma ...bir  ayrılık, bir kendini bitirme, bir kendine oyun oynama, kendine direnme.. kendini kandırma, bir bağımlılık, altta kalmış olma, bir ışığı kaybetmiş olma. Bir kurt görmüş olma. Bir düşürülmüş olma... Bir tekme yemiş olma, kucaktan düşmüş olma, bir yuvadan atılmış olma, utandırılmış olma, kıyılmış olma, bir kuyuya atılmış olma, bir ipe gerilmiş olma, bir balyoz yemiş olma, bir çivilenmiş olma, bir çarmıha gerilmiş olma, tıkanmışlık, tımar edilmişlik,  esirlik... eziklik -  vaatlerle vefat etmiş olma, kapana kısılmış olma, bir  kazaya uğramış olma... Bir dengesizlik durumudur!
Kırktan çok fazla uzun bir liste. Kim yazdıysa bizzat lomplekslerle dolu! Ona göre her şey ” delilik “ ve herkes de ” deli “. Bütün insanlar bir biçim ” manyak “... Sonunda ” çıldırana “ kadar! ...Bunları okur ve yazarken ben de az kalsın çıldıracaktım! 
 Ben deliliğin çeşitlerini şöyle bilirdim: ” Deli, zır deli, zırzır deli ve hınzır deli “ Ama yukarıdaki listeye göre, hele internet, sanal dünya çıkalı beri, büsbütün sapıtıyoruz. Akıllı kalmak güçleşti!
 Rudyard Kipling’in dediği gibi, ” Herkes aklını kaybederken sen muhafaza edebilirsen, o zaman “normal insan” olursun! 
Delilik, “manyaklık” arttıkça, akıl sağlığını muhafaza etmek, daha önemli oluyor. Akıl hekimliği de daha önem kazanıyor! Diyorlar ki artık Freud’un “psikanalizinin” modası geçti... Yerlerine ne geldi? Bilmiyorum...


AKLA ZARARLAR 
“Akıl, ruh sağlığı” bazı mesleklerde hayati önem taşır! Mesela, elinde ustura olan bir berber, bir yolcu uçağı pilotu veya bir cerrah, gizli deli ise, “çıldırırsa” ne olur?.. Bunlara ruhsat vermek için, akıl muayenesinden geçirilmeleri lâzım! Yeni evleneceklerin de!
Politikacılara “ruhsat vermek”, onları akıl muayenesinden geçirmeye imkân yok. Zaman zaman çıldırırlar, muvakkat cinnet geçirirlerse ne yapmalı? Demokrasi var; deli-akıllı, herkesin, düşünce ifade etmek ve de iktidar olmak hakkı var!
Gözaltına alınanlar önce sağlık muayenesinden geçiriliyorlar. Ya onları suçlayanlar, tutuklayanlar ve haklarında hüküm verecek olanlar? ? Adaleti tevzi etmek, uygulamak ve de insanları mahkûm etmek durumunda olanların da, akıl sağlıklarının yerinde olması, öncelikle, asıl onların, “sağlık muayenesinden geçirilmeleri” gerekmiyor mu? Zira insanların hayatlarını gelecekleri, onların elindeki iddialarının, verecekleri hükümlerin, “temyizi” olsa da, - ve öteki dünyada bir “ilahi adalet”  varsa, masum oldukları, ne zaman ve kaç yıl sonra anlaşılacak - hayatları karartıldıktan sonra?

 

ÖZDEYİŞ
“Deli deliyi, imam ölüyü canı gibi severmiş”

“Deliye taş göstermeyin”

“En akıllısı direkte bağlı”

“İmansızın hakkından deli gelir”

 “Delilik bulaşıcıdır!”

“Deli deliyi görünce sopasını saklarmış”

“İlahlar, yok etmek istediklerini önce çıldırtırlarmış”...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş