Demek olurmuş! (2)

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Sayın Cumhurbaşkanı, 49. sayfada KKTC’nin ilânına taksime yol açacak diye karşı çıktıklarını söyledikten sonra bakınız ne diyor: “Ben yıllar sonra” KKTC’ye sahip çıkalım “derken şunu söylüyordum: Eğer biz iktidara gelirsek, ya da siyasi bir denge oluşturursak KKTC’nin dünyaca tanınmasının ne zararı var? Bağımsız devletler de federasyon kuramaz mı? Dünyadaki federasyonların yüzde 90’ı bağımsız devletlerin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Biz de iki bağımsız devlet olarak bir federasyon kurabiliriz.”
KKTC’nin kuruluşunda kapıyı federasyona açık bırakırken “KKTC’den federasyon oluşturmak için vazgeçeriz” denmiyordu ki. İki devlet olarak federasyona hazırız deniyordu. İki devlet arasında federasyon oluşturmak, Hristofyas’ın öngördüğü gibi üniter bir devletin anayasasını değiştirerek idari bir değişiklik yapmanın ötesinde, kalıcı, sağlam bir oluşumdur. O halde, Sayın Talat, devletlerarası federasyonların da oluşacağını bildiği halde ne diye “ayrı devlet, ayrı egemenlik istemiyorum” diyerek bu halkın büyük fedakârlıklarla elde ettiği 26 yaşına gelmiş bir devletten vazgeçmeyi yeğledi. Bunun da cevabını şöyle veriyor Sayın Talat;  “Bugüne gelelim (s.50) Kıbrıs Türk halkı çözüm istiyor, (Yüzde 80 halk, egemenliğim, devletim, Türk garantisinin devamı diyor Sayın Talat.) AB istiyor; o yüzden beni göreve getirdi. (Hani seni göreve AKP Hükümeti getirmişti?) Varsayın ki KKTC bütün dünya tarafından tanındı. Eski zamanlardaki gibi taksim olamaz artık. (Rum Enosis derse, bal gibi taksim olur Sayın Talat.) Ne olur federasyon olur. İki toplumun imzasıyla değil iki devletin imzasıyla kurulur federasyon. Sonuç değişmez nihai sonuç, hedeflenenden farklı olmayacak ki! Yine federal bir Kıbrıs’a ulaşmış olacağız!”
İşte burada iyice korktum. Demek, kendi kaderini tayin hakkı olan iki egemen halkın/devletin oluşturacağı bir federasyonun statüsü ile tek halkın üniter bir devletin anayasasını tadil ederek oluşturacağı federasyonun statüsü arasındaki farkı Sayın Talat bilmezden geliyor! Yazık. Hem de çok yazık. Devletlerarası federasyonda eşitlik ve hudutlar, egemenliğe dayandığı için değişmezdir. Tarafların kendi kaderlerini tayin hakları vardır. İşler iyi gitmiyorsa ayrılabilirler. Sırf bu hak, tarafların birbirlerinin hak ve statüsüne saygılı olmayı garantiler ve üye devletlerin kendi güvenlikleri ile ilgili anlaşmalar ilga edilmez. Hrisofyas’ın istediği biçimde tek halk, tek egemenlik esasına dayalı bir idari şekil değiştirmede, eşitlik de, sınırlar da kağıt üzerinde kalır. Böyle bir anlaşmayı da Rum tarafı, işlerliği yoktur diye, birkaç yılda yeniden yıkar.

Yazarın Diğer Yazıları