Demirel’in cenazesinde koalisyona son şekli mi verildi?..

Ahmet TAKAN

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye “Başbakan sen ol” teklifi, koalisyon formüllerinden toz duman olan siyaset gündemini allak bullak etti. Kılıçdaroğlu’nun şok çıkışını doğru yere oturtabilmek için Deniz Baykal ile ilgili söylediklerine de iyi bakmak lazım. Recep Erdoğan’a en daraldığı anda can simidi atan Deniz Baykal’ın yaptığı görüşme ile ilgili perde arkası bilgileri YENİÇAĞ’da en detaylı şekilde okumuştunuz. Kılıçdaroğlu’nun, “Deniz Baykal’a koalisyon konusu olmasın dedim ama içeride koalisyon da görüşülmüş”  sözlerini yalnızca Baykal’a bir tepki olarak okumak bence çok eksik olur.
O zaman, son oluşan tabloya yeni ulaştığımız bilgilerle derli toplu bakalım;
En çok  kaybeden Recep Erdoğan, ilk düzlükte bunun faturasını Ahmet Hocaya kesecek. Bu çok belli. Erdoğan’ın kılıcının gölgesinde yürüyen Davutoğlu’nu sırattan geçirecek koalisyondan başka seçenek yok. Bu nedenle Davutoğlu, 7 Haziran gecesi çıktığı balkon konuşmasında 13 yıllık tek parti döneminin bitişini kutlar gibiydi!.. Boşuna genel merkez binasında teşkilatlara  “teşekkür” adı altında pasta kesmedi. Saray’da başkanlık güme gittiği için ağıtların yakıldığı o gece, Davutoğlu ekibiyle birlikte ‘koalisyonu kuracak birinci parti’ olmanın zaferini kutlarcasına pasta kesti. Her yerdeki hareketlenmeleri, çok çok gizli sanılan en özel görüşmeleri AKMİT aracılığıyla sıkı takip eden Erdoğan, tabii ki kurulacak(sa) koalisyonun da kendi eliyle olmasını istiyor. 7 Haziran’da milliyetçi oyları toplamak için  “çözüm sürecini” göstermelik deviren Erdoğan, bu masanın bir daha istediği gibi kurulamayacağını biliyor. PKK’ya verilen sözlerin bu saatten sonra gerçekleştirilmesi demek eldeki bulgurdan da olmak demek. O nedenle Erdoğan, kurulacak koalisyona katılacak partiyi, suç ortağı yapmak istiyor.
Erdoğan’ın stratejisi Deniz Baykal ile görüşmesinde saklı. Yeni ulaştığım bir bilgi var; o da Erdoğan’ın ilginç çıkışı. Görüşmede, Erdoğan konuşmayı döndürüp dolaştırıp “ne olacak şu CHP’nin hali” formatına sokuyor. Deniz Baykal da isteyerek bu oltaya geliyor. Erdoğan, Suriye’deki gelişmelere değinerek Baykal’a “Kılıçdaroğlu bu Kobani konusunu anlamadı” diyor. Sanki 2009’da Oslo’da, 2013’te İmralı’da başlatılan özerklik sürecini Kobani’ye kadar taşıyan, suç ortaklığı yapan kendisi değilmiş gibi. Artık bu yükü taşıyamayacağını bilen Erdoğan buradan sıyrılmak istiyor. Bunun içinde “Kılıçdaroğlu, Kobani’yi anlamadı”  diyor. Anlaşılan o ki, PKK’ya “ne istediniz de vermedik” stratejisinden Erdoğan, “Size çok verdik, artık bunu halka anlatamayız, bir ortakla bu işin yükünü paylaşmalıyız”  noktasına gelmiş durumda.
Durun bitmedi!..
 Erdoğan’ın yeni “PKK yükünü boşaltma” taktiğinin ipuçlarını MÜSİAD’ın parti ziyaretlerinde de bulabilirsiniz. “Çözüm süreci devam etmeli”  diyen TÜSİAD’ın aksine MÜSİAD, Erdoğan’ın vites kırışına paralel bir çıkış yapıyor. Gittiği ziyaretlerde “süreçten Erdoğan da memnun değil” ifadelerini zikrediyorlar. Tüm bu gelişmeler ışığında Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın eliyle AB’ye yazdırdığı mektupta MHP ismini zikretmesi tesadüf değil. MHP’nin terör meselesine karşı baştan beri dik duruşunu Erdoğan AKP’nin 13 yıldır bu konuda yaptığı yanlışlara değnek yapmak istiyor. Erdoğan, 7 Haziran sonrası verdiği sözleri gerçekleştiremeyeceğini bildiği için (Öcalan’ın ev hapsine alınması, ardından salıverilmesi, yerel özerklik şartının gerçekleşmesi, bakanlık teşkilatlarının belediyelere devri) MHP ile yapılacak bir AKP koalisyonuyla bunların gözden kaçırılacağını, üstünün örtüleceğini hesap ediyor. Peki, Oslo’da İmralı’da Kandil’de, Dolmabahçe’de devlet adına verdiği sözler ne olacak?.. 
Bunların hesabı verilmeyecek mi?.. Siyasi faturası kesilmeyecek mi?..
Şu anda Suriye’nin kuzeyinde oluşan PKK/PYD koridorunun sorumluları kimler?..
Kimse bu sorumluluktan kaçamaz. MHP, bu hesabı iyi görmeli. AKP’nin semirttiği PKK’yı dövmede kullanacağı bir sopaya dönüşmemeli. AKP, yolsuzlukların ve ihanetlerin hesabını Yüce Divan’da vermeli.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı çıkıştan sonra çok yakın bir kurmayı ile konuştuk. Şunları söyledi;
 “AKP ile koalisyon kurma konusunda en çok baskıyı AB’den gördük. AKP’nin ekonomiyi bildiği iyi yönettiğini söylüyorlar. Geniş tabanlı bir hükümetin Türkiye’nin sorunlarını çözebileceğini düşünüyorlar. Bu koalisyonun AB-Türkiye ilişkilerini rotaya sokacağına inanıyorlar. Ancak Türkiye’yi tanımıyorlar. Cumhurbaşkanının yetkilerini bilmiyorlar. Bir müsteşar bile atayamayacağımızı anlattığımda şaşkın şaşkın bakıyorlar. MHP ile koalisyonu istiyoruz.” 
Saray entrikaları ile birlikte Ankara’daki itiş-kakışı anlatabilmek için 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Meclis’teki cenaze töreninden iki izlenim aktarayım;
n Abdullah Gül ile Recep Erdoğan Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in odasında baş başa görüşürken  “Başbakan”  Ahmet Davutoğlu TBMM’den ayrıl(a)madı.  “Belki beni de çağırırlar”  diye uzun süre etrafındakilerle ayak üstü sohbet etti. Abdullah Gül’ün görüşmeden ayrıldığını gördükten sonra Meclis’i başı önünde terk etti. Siyasi kulislerde fotoğraf,  “Erdoğan son raddede Abdullah Gül’e bile olur verir”  diye yorumlandı. Siyasi kulisler  “AKP-MHP Hükümeti yüzde 80 tamamlandı”, “Görüşmeleri MHP’den Ruhsar Demirel-Semih Yalçın, AKP’den Cemil Çiçek ile Salih Kapusuz yürütüyor. Yer; TBMM’nin Belediyeden aldığı yeni sosyal tesisler”, “Çiçek, dün gece Erdoğan ile özel bir görüşme yaptı” diye çalkalandı.
n Meclis’e kayıt yaptırmaya gelen MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu’na Meclis Genel Sekreteri eşlik etti. Bu her mebusa nasip olmayan bir ilgi, alaka. Hep derim; bürokratlar gazetecilerden daha önce, çok iyi koku alır diye!..

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş