Demokrasi: Biber gazı ve tazyikli su

A+A-
Özcan YENİÇERİ
Propaganda amaçlı yürüyüş yapanlar, gösteri için gösteri düzenleyenler var. Asayişi bozmak ve ahaliyi rahatsız etmek için sokakları savaş alanına çevirenler de var. Gösterileri vatandaşın malını tahrip için kullanan göstericiler de çıkmaktadır. Göstericilerin arasına vatandaşın canına kast etmek için sızan kışkırtıcı provokatörler de her zaman çıkmaktadır.
Güvenlik güçlerinin yasa dışına taşan gösterileri önlemek için gereğini yapmak görevidir. Onlar da zaten böyle durumlarda görevlerini yapmaktadır. Ancak son zamanlarda güvenlik güçlerinin, terörist militanlar vatandaşın can ve mal güvenliğini tahrip ederken gösterdiği sessizlik ve soğukkanlılık vatandaşı isyan ettirecek bir noktaya gelmiştir. 

Gösteri demokrasinin alametidir
Güvenlik güçleri, bölücü, yıkıcı, tahripçi ve tahrikçi teröristlere karşı müdahalede ne kadar sabırlı ve insaflı ise ekmeğini kaybetme kaygısıyla gösteri yapanlara karşı da o kadar aceleci ve acımasız davranmaktadır. Adeta işçisine şahin, teröristine güvercin gibi davranın bir iktidar tavrıyla Türkiye karşı karşıyadır.


 Biber gazı ve tazyikli su!
Ankara’da TEKEL işçilerinin, işyerlerinin özelleştirilmesi nedeniyle özlük hakları ve kamu kurumlarına geçiş hakkı için başlattıkları eylem sırasında polisin müdahale etme biçimi ve gösterdiği şiddet, orantısız güç kullanmanın da ötesine geçmiştir. İşçilerin ekmeklerini ve emeklerini korumak için yaptıkları mücadele meşru müdafadır. Çünkü onların savundukları emekleridir.
İşçilerin göle dökülmesi ve göle kaçan işçilerin üzerine tazyikli su sıkılması, milletvekillerinin üzerine biber gazı boca edilmesi ve yerlerde sürüklenmesi, ne Türkiye’ye ne de müdahale edenlere yakışan bir tavırdır. İşçilerin İstiklal Marşı söylemeleri ve Türk Bayrağı gibi motifleri kullanmaları bile onların acımasızca yerlerde sürüklenmesini önlemeye yetmemiştir. Daha da ötesi var: MHP’den 5, CHP’den 15 milletvekilinin, ’etten duvar’oluşturup, polisin sert müdahalesini durdurmaya çalışması karşısında dokunulmazlık dahil hiç bir kurala aldırmadan işçilere yönelik saldırı gerçekleştirilmiştir.
Devlete saldıran, milletin bütünlüğünü hedef alan, yıkıcı ve bölücülerin saldırılarını demokratik açılımla durdurmaya çalışan iktidar, işçiler hakları için gösteri yapınca gaza ve tazyike baş vurmaktadır. Saldırının ölçüsüzlüğü, yetkililerin, her aklına geldiği yerde sözünü ettiği “demokratik açılım”ın bir retorikten ibaret olduğunun da kanıtıdır. Gerçek demokratik açılım, her şeyden önce demokratik tahammül ister. Işçisinin gösterisine dahi tahammül gösteremeyen bir iktidar demokratik açılım yapabilir mi?
Somut olgular gösteriyor ki, birileri fena halde biber gazı ve tazyikli su ile demokrasiyi birbirine karıştırmaktadır. Emekçisini bu kışın soğuğunda yerlerde süründüren, gazla kusturan ve havuza dolduran bir anlayışla demokratik müdahale arasında hiç bir ilişki yoktur.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları