‘Demokrasi’ dediğiniz böyle bir cacık olmalı

İsrafil K.KUMBASAR

Ey vatandaş!..
Ders kitaplarında, anayasa maddeleri arasında, siyasilerin nutuklarında tam anlamını bulamadığınız ‘demokrasi’ kavramının ne olduğu da netliğe kavuştu.
Müjdeler olsun.
Artık kimse öyle ‘kendisine göre’ bir tanım yapamayacak. Demokrasi de hıyarın, soğanın, baltanın, sakızın, yağmurun çıplaklığına; duruluğuna kavuştu.
Öyle laf kalabalığına, bir çuval söze gerek kalmadan artık hepimiz, bu ‘emsalsiz yönetim biçiminin’ künhüne vakıf olacağız.
Şöyle ki, ortada yaşadığımız ‘bir takım sıkıntılar’ var. Onlardan kurtulmak istiyoruz. Bugüne kadar olan işleyiş, siyasilerin o sorunlar hakkında ‘çözüm’ önerilerini sıralayıp, ‘iktidara’ talip olmaları şeklinde gerçekleşiyordu.
Yani vatandaş, “Tamam işte, derdimin dermanını bu söyledi. Oyum ona”  diyor, sandıkta irade beyan ediyordu.
Bu aslında ‘külliyen yanlış’ olan ve bize yıllarca yutturulan bir ‘safsatadan’ ibaretmiş.
12 Eylül referandumunda bazı ipuçlarını yakaladığımız ‘yeni demokrasi’ tanımı son günlerde iyice ‘somut bir hal’ almaya başladı.
Peki neymiş bu yeni demokrasi?

* * *

‘Yeni demokrasi’ anlayışının ilk şartı şu:
Önce memlekette hassas, ‘kırılıp dökülmeye müsait’ne varsa onlar bir bir tespit edilmeli. Kaşınacak, ‘kangrene dönüştürülecek’ konular belirlenmeli.
Misal, “Bu Kürtler çok ezildi. Gayrimüslimler eza gördü. Aleviler horlandı. Bu kalantorların biti iyice kanlandı. Bu çocuklar okula giremedi.”
Cepheyi genişletmek, ‘sövgü korosunu’diri tutmak için mütemadiyen kaşıyacaksınız. Bunu ‘bir iki gün’ değil, sekiz yıl boyunca yapacaksınız.
‘İktidarda’ olacaksınız ama, ‘muhalefet’ gibi davranacaksınız. İktidarınız sadece ‘ülke kaynaklarını’ peşkeş çekmekte ve ‘kadrolaşmakta’ cari olacak. Arada bir “Yol yaptım, park açtım, ilaç dağıttım” türü popülizm kokan sloganlar patlatacaksınız.
Ama kaşıdığınız, ‘yaraya’ dönüştürdüğünüz konulara müdahale etmeyeceksiniz.
O ‘sorunlar’ elinizin altında, bir ‘şantaj aracı’ olarak saklı duracak.
Çok üzerinize geldiklerinde, “Yerim dar, zaman yetmez”  deyip, bildiğinizi okuyacaksınız.
Bu yeni demokrasi anlayışının ‘altın’ kuralı.

* * *


İkinci şartı da bir başka örnekle açıklayalım:
Eğer artık ‘bir hal çaresi’ bulmaktan kaçamayacağınız problemle yüz yüze kalırsanız, derhal Çankaya’ya sığınacaksınız.
Bir önceki yazıda ‘füze kalkanı’ ve ‘ilköğretimde türban’olaylarına değinmiştik.
Tayyip Erdoğan, demokrasiden ‘neyi anladığını’ her iki olayda da ortaya koydu.
Gazeteciler kendisine siper olan Cumhurbaşkanı ve eşinin ‘ilköğretimde türban’ile ilgili açıklamalarını soruyor Erdoğan’a. O sadece top çeviriyor:
- “Ben özgürlüklerin tanımı noktasında bireysel açıklama yapma noktasında da değilim.”
Ne anladınız?
Gül çifti ile hemfikir mi, yoksa karşı mı?
Hadi bu konudaki görüşünü de ‘sokaktaki adamın’anlayacağı belagat ve hitabet ile haykır da millet bir duyuversin.
Orada hatlar kopuyor işte. Sonraki cümleleri ile şunu beyan etmeye çalışıyor hazret:
- “Yahu beni bir seçin, Anayasa’yı değiştirelim. Bu konuların tartışılmasına gerek kalmaz.”
O da çok iyi biliyor ki, sekiz yıldır iktidarda kalmasının sebebi ‘yaptıkları’ değil, ‘çözüm’ bulmak yerine sürekli kaşıyıp ‘istismar ettiği’ konular.

* * *


Ey vatandaş!..
‘Yeni demokrasiyi’ tatmak istiyorsan, ‘özgürlüğü’ solumak istiyorsan, bir kere daha seç Tayyip Bey’i.
Söz, bu sefer gösterecek.
Öyle diyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş