Demokrasi diye diye!

Özcan YENİÇERİ

Son zamanlarda Türkiye’de en demokrat, en özgürlükçü, en çok 301. madde düşmanı, en fazla insan hakları savunucusu kimdir? Bu sorunun doğru cevabı bir çok gerçeği gün yüzüne çıkarır gibidir. Bu soruya, konuşmasına demokrasi ile başlayıp insan hakları ve özgürlüklerle bitiren DTP’liler cevabını vermek uygun olur. Meğerse bu DTP’liler ne kadar çok demokrasi aşığı imiş de kimsenin bundan haberi yokmuş! Adamlar hapishanelerden, dağdan, Bekaa’dan ve İmralı’dan ne kadar da çok demokrasi devşirmişler!
Bir kısım güdümlü zatların söylediğine bakılırsa DTP’liler, siyaset yapmaya ya da “Kürt Sorunu” nu çözmeye TBMM’ye gelmişler. Hatta bazıları “PKK, DTP’nin kapatılmasını istiyor. Eğer DTP kapatılırsa PKK bu iş siyasetle olmuyor, diyerek silahlı eylemleri için daha fazla taraftar bulacak” diyor. Sanki DTP’nin PKK’dan farkı varmış gibi, utanmadan bunu söylüyorlar. Türkiye’de yalnız PKK ya da DTP değil, bazı zihniyeti kirliler de onlara bu tavırlarıyla destek veriyorlar.
Halbuki DTP’liler için demokrasi, Kürtçülük faaliyetlerinde kullanılan geçici bir araçtır. Onlar dağdaki silahlı PKK’lı yandaşlarını korumak amacıyla demokrasi kavramına sarılıyorlar. “Demokrasi toplantısı” istiyorlar. “Demokratik devlet” ten ya da “demokratik özerklik” ten bahsediyorlar. Ardından da eli silahlı katil sürüsünü kınamayarak “bizim katillerimiz iyidir” diyorlar. PKK’lı “kardeş” lerine “gerilla” diyerek, onların cinayetlerine makul nedenler ihdas etmeye çalışıyorlar.
Kısacası insanları erdemli ve değerli yapan demokrasi ve ifade özgürlüğü kavramını, DTP’liler bir çeşit cinayet aracı olarak kullanıyor.
Halbuki insanı yücelten kavramlarla kimse insanlık dışı amaçlarını meşrulaştıramaz. Hiçbir olay ya da gerekçe insanlığa ihanet etme hakkını kimseye vermez! Yani hiç kimse “biz  uğradığımız şu haksızlıktan dolayı cinayet işliyoruz, ya da cinayet işleyenleri destekliyoruz” diyemez.
Faşist DTP ideolojisi bölücü, etnik/ırkçı terörü yapanları demokrasi adına koruyor. Bu etnik/ırkçı kafatasçılara göre “PKK kutsal bir amaç için cinayet gerçekleştiriyor, onun için onları terörist olarak niteleyemeyiz”  demeye getiriyorlar. DTP’liler Kürtçülük adına yapılan her şeyi makul ve makbul görüyorlar. Çünkü PKK’lılarla aynı biçimde düşünüyorlar. DTP mevcut tutumuyla kendisini PKK ile özdeşleştirmiş bulunmaktadır. Onlar TBMM’ye seçmenlerine hizmet etmek amacıyla değil Kürtçü/bölücü mücadeleye Ankara’dan mümkün olan en etkili desteği vermek için girdiklerini kanıtlamış durumdadır.
Elbette demokrasi, ifade özgürlüğü ya da insan haklarının en yüksek standartlarda olması herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir olgudur. Kimsenin “ben daha özgür olmak ya da insan haklarından daha az yararlanmak istiyorum”  diyecek hali de yoktur. Hele hele bir birey “kendimi ifade etmek istiyorum” derse ona bu imkânı tanımamak için, insanlık dışı bir ideolojiye sahip olmak gerekir. Yaratıcı düşünce, yetenek ve gelişme özgür ortamların eseridir. Baskı, susturmak ve şiddet, basitliğin ve yüzeyselliğin dilidir. Kendisini yeterli, güçlü ve tutarlı görenler, varlıklarını başkalarının yokluğu ya da sessizliği üzerine inşa edemezler. İşin özü; özgürlük, demokrasi ve insan hakları herkes içindir. Herkes özgürlüklerini, başkalarının özgürlüklerine zarar vermeden kullanmak durumundadır. İnsanlık değerlerine karşı taraftan saygı bekleyebilmek için, sorumluluk duygusu içinde hakların kullanılması gerekir.
Değerlerin yüceliği onun istismarını haklı göstermez. Zira istismarı kim yaparsa, sonucuna katlanmaya da hazır olması gerekir. En yüce kavramların istismarı bile, onu menfur emellerine alet edenleri koruyamaz.
Demokrasiden, demokrasi dışında bir şey murat edenler, onu kullananlardır. Bu bağlamda, DTP’nin demokrasiyi kullanarak devleti yok etme oyunlarına kimse gelmemelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş