Demokrasi mi dediniz?

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

                 Bir yapı kooperatifine üyesiniz. Şehrin imar planına göre kooperatif alanının etrafında yeşillikler ve ağaçlıklar var. Binalar tamamlandı; kura çekiyorsunuz. Sizin eviniz tam da yeşil alana bakıyor. Seviniyorsunuz. Eviniz yeşil alana baktığı için daha fazla şerefiye ödüyorsunuz. Yeni yuvanızı güzelce dayayıp döşüyorsunuz. Yeşil alana karşı çayınızı keyifle yudumlarken bir telefon alıyorsunuz. İmar planı değişmiş ve o güzel manzaranıza bir AVM yapılacakmış. AVM'nin otoparkı da sizin yeni manzaranız oluyor. İleri demokrasilerde olur böyle şeyler değil mi?

                Küçük yaşlardan beri askerlik mesleğine karşı bir hayranlığınız var. Ama doktorluğu da seviyorsunuz. Aradığınızı buldunuz. Askerî Tıbbiye'de okudunuz. İşte şimdi hem doktor hem de subaysınız. İdealinizdeki meslek için yıllarca okudunuz, dirsek çürüttünüz ve şimdi Askerî Tıp Akademisi'nin bir mensubu olmakla gurur duyuyorsunuz. Üniformanız içinde gururla evinize dönerken bir haber alıyorsunuz. Akademiniz Sağlık Bakanlığı'na bağlanmış. Yıkılıyorsunuz. İleri demokrasilerde olur böyle şeyler değil mi?

                Bir partiye üye oluyorsunuz. Parti yöneticilerinin, delegelerin, milletvekili adaylarının seçiminde rolüm olur diye düşünüyorsunuz. Fakat ne mümkün? Yöneticileri de, delegeleri de, milletvekili olacak kişileri de bir tek kişi seçiyor. Her şey parti başkanının iki dudağı arasında. İleri demokrasilerde olur böyle şeyler değil mi? Millî irade denilen şey tam da böyle tecelli eder.

                İki dudak neye yetmez ki? Bütün kutsal sözler iki dudak arasından çıkmıyor mu?

                -Kaldırılacak!

                -Emriniz olur efendim.

                -Atılacak!

                -Keramet buyurdunuz efendim.

                -El konulacak!

                -Hay hay efendim.

                Bundan âlâ demokrasi mi olur? İmar planları, meslek tercihleri, yatırımlar, ön seçimler, delegeler… Geçiniz efendim. İki dudak neye yetmez ki?

                Teklifim şudur: "İleri demokrasi" terimi, bizim bu güzel rejimimizi ifade etmek için yeterli değil. Bundan böyle "iki dudak demokrasisi" diyelim. Böylece iki dudağın demokrasilerde ne kadar değerli olduğunu da dünya âleme öğretmiş oluruz. Tezelden o dudakların biyolojik yapısı da incelenmeli ve moleküler yapısındaki demokrasi hücreleri bilimsel olarak ortaya konulmalı.

                Elbette bu işlem ve incelemelerden sonra da her şey yeni duruma uydurulmalı. İşe hâkimiyet kavramından başlayabiliriz. Milleti en iyi şekilde iki dudak temsil ettiğine göre artık o sözü de değiştirmeliyiz. Yenisi şöyle olmalı: "Hâkimiyet kayıtsız şartsız iki dudağındır!"

                Ve derhâl…

                Memleketin her tarafı kocaman afişlerle donatılmalıdır. En münasip iki dudak resmi altında yeni slogan bütün afişlerde arzıendam etmelidir. İki kocaman ve elbette çok estetik iki dudak ve altında kocaman harflerle HÂKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ İKİ DUDAĞINDIR!

                Afişler yetmez elbet. İki dudak resmiyle birlikte yeni sloganımız beş dakikada bir televizyon ekranlarından akmalıdır. Tabii bir de beste lazım. Bir demokrasi, ömür boyu sürecek / Dudaklarından yıllarca düşmeyecek… Bu şarkımızdan uyarlanacak güfte ve besteye ne dersiniz?  

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları