Demokrasi ve millî irade

Kürşad ZORLU

Siyaset biliminin ilgi alanındaki konulardan birisi de ordu ya da silahlı kuvvetlerin siyaset açısından bir baskı grubu (siyasal kararlara etki) olup olamayacağı meselesidir. Klasik devlet görüşü bakımından devletin formal yapısı içindeki kurumların baskı grubu olamayacağı ifade edilir. Münci Kapani'nin de belirttiği üzere siyasal hayatın gerçekleri ve tarihsel dinamikler ordunun farklı ülkelerde değişen düzeyde birer baskı grubu niteliği taşıyabildiğini göstermiştir. Ancak bunun ölçüsü ve hukuk zemininin neresinde olduğu bir ülkenin siyasal kültürünün derecesini de ortaya koymaktadır. Buna göre ordu, silah gücüyle bir darbe yaparak iktidarı ele geçirmek istediğinde bunun bir baskı grubu olduğundan söz etmek imkânsızdır. Kapani bu girişimi şu şekilde ifade etmektedir: "Söz konusu olan düpedüz militarist bir rejimdir, askeri bir diktatörlüktür. Afrika ve Asya'nın az gelişmiş ülkelerinde genellikle bu tarz müdahaleler görülür." O halde sivil iktidara bağlı olması gereken ordunun, bir takım konularda (millî savunma, dış politika, millî güvenlik ve kurumsal ihtiyaçlarının karşılanması gibi) siyasi kararlar üzerinde ve belli düzeyde katkı sağlamak istemesi ne ölçüde mümkünse bunun ötesinde girişimler ve senaryolar gelişmiş ve çoğulcu sistemler açısından o ölçüde kabul edilemezdir. İşte olanı biteni bu temel yaklaşımla irdelemeli ve her meselede olduğu gibi 15 Temmuz akşamı yaşadıklarımıza da bu çerçevede bakmalıyız.

Milli irade her şeyin üzerinde

Çok açık bir gerçek var ki Türkiye 15 Temmuz akşamı büyük bir tehlikeyi "püskürtmüştür". Kim yaparsa yapsın; ne şekilde ve hangi amaca yönelik olursa olsun merhum Alparslan Türkeş'in dediği gibi "En kötü demokrasi en iyi darbe rejimlerinden iyidir." yaklaşımıyla bu kalkışmanın karşısında olmak bir vatandaşlık vazifesidir. Siyasi görüş farklılıkları bu vazifeyi engellememelidir. Zira bu işin planlayıcıları millet iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, İstihbarat Teşkilatına, Özel Harekât ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ateş açmış  ve en önemlisi vatandaşlarımızı hedef haline getirmiştir. Vatandaşlar ise devletine sahip çıkarak bu kalkışmanın püskürtülmesinde tarihi bir rol üstlenmişlerdir.

Türkeş'in yaklaşımı

Parlamenter sistemlerde kanun yapma yetkisi yasama organına ait olup, kanunlar o an itibariyle parlamentodaki çoğunluğun o anki kararları olarak kabul edilir. Doğrudan demokrasi süreçlerinde ise kanunlar halkın o anki çoğunluğunun tam da o anda ortaya koyduğu irade şeklinde kendisini gösterir. Bu açıdan bakıldığında vatandaşlarımız bu tür kalkışmalara karşı zımni bir kanun geliştirmiştir. Artık bu tür girişimler karşısında Türk halkı daha güçlü biçimde duracaktır. Halkın bu iradesi ve karşı duruşu Türkiye açısından dünyaya verilebilecek en önemli mesaj olmuştur. Fakat henüz bu tehlike tam anlamıyla bertaraf edilmiş olmasa gerek ki başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere yetkili makamlar vatandaşların teyakkuzda kalması çağrısında bulunmaktadır. Başbakan'ın dün 14.32'de "Gece nöbete gündüz hayata devam edeceğiz" şeklindeki mesajı da bu yöndedir. Sanırım bir takım bilgiler doğrultusunda yeni kalkışma girişimlerinin meydana gelebileceğinden endişe duyuluyor. Zira bu kalkışmanın Yüksek Askeri Şûra öncesinde gerçekleştirilmesi planlayıcıların söz konusu girişimi öne aldığı yönündeki tahminleri beraberinde getiriyor. Planlanan kurgunun bir takım sebeplerle öne alınışı belki de daha sistemli ve hedefe yönelik bir kalkışmayı zayıflatmış oldu. 1963'te Talat Aydemir öncülüğündeki 22 Şubatçıların darbe girişiminde bulunacağı haberi 14'lerin lideri Alparslan Türkeş'in bunu öğrenmesinin ardından dönemin Başbakanı İsmet İnönü'ye bildirilmişti. İnönü bu habere karşılık "olmaz öyle şey" dese de yaklaşık üç buçuk saat sonra darbe girişimi başlamıştı. Bu arada Alparslan Türkeş'in 27 Mayıs darbesi dahil olmak üzere bu ve benzeri girişimler konusunda hep önleyici rol üstlenmek istediğini ve hatta rahmetli Menderes'in idamı öncesinde en net tavırlardan birini sergilediğini hatırlatmak gerekiyor (Örtülü, E. (1979). Üç İhtilalin Hikayesi...).

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş