Demokrasinin sacayağı

A+A-
Ahmet SEVGİ

Demokrasi, seçtiği temsilcileri vasıtasıyla halkın kendi kendini yönetmesi esasına dayanan bir idare şeklidir. Ve mevcut sistemler içerisinde de en ideal olanıdır. Ancak, bu sistemin köklenip gelişebilmesi için sağlam temellere dayanması gerekir. Yani insan hakları mihver yapılmadan demokratik rejimin başarıya ulaşması mümkün değildir.
Ali Fuat Başgil “Demokrasi Yolunda” adlı eserinde şunları söyler: “Cemiyet içindeki her insan, inkişaf etmek, benliğinde taşıdığı kuvvet ve kabiliyetleri yolunca geliştirmek, hulâsa mesut yaşamak için üç mânevi gıdaya muhtaçtır. Bunlar hürriyet, müsâvât ve adalettir.”
Ali Fuat Başgil’in çok güzel ifade ettiği üzere, insan haklarının başında “hürriyet, eşitlik ve adalet” gelir. Demokratik rejim bir sacayağı misali bu üç temel esas üzerine inşa edilmelidir. Bu temel prensiplerden -kıl payı da olsa- şaşmak demokratik çizginin dışına çıkmak olur ve aslâ kabul edilemez.
İnsan hür doğmuştur, hür yaşamak da onun en doğal hakkıdır. Tabiatında saklı birtakım kabiliyetler ancak hür bir ortamda gelişip ortaya çıkabilir. İnsanı “âlet yapan bir hayvan” olarak tarif edenlere hak vermemek mümkün değil. İnsan oğlu zihnî kabiliyetlerini geliştirerek akıl almaz yeniliklere imza atmıştır. Son yıllarda, özellikle bilgisayar ve iletişim alanlarındaki baş döndürücü gelişmeler hep insan zihninin ürünleridir. Ve gâyet tabii, bütün bunları “düşünce” ve “teşebbüs hürriyeti”ne borçluyuz. Ben inanıyorum ki özgürlüklerin sınırları genişledikçe maddi ve mânevi alanlardaki gelişmeler de hızlanacaktır.
Toplumun her ferdi insan olmak bakımından eşittir. Dolayısıyla, kanun karşısında dilencisinden devlet başkanına kadar herkes eşit muâmele görmelidir. Ama bu da yetmez. Demokraside esas eşitlik “imkân eşitliği”dir. İnsan, kabiliyetlerini geliştirebildiği ölçüde insandır. Bu da bir imkân meselesidir. Devlet, insanlara bu imkânı eşit şekilde sağlayabiliyorsa ancak o zaman “eşitlik”ten söz edilebilir.
Aslında demokrasilerde hürriyet de eşitlik de amaç değil birer araçtır. Yani kanun karşısında herkesin eşit muamele görmesi ve kişilerin meziyetlerini sergileyebilmeleri için gerekli olan hürriyet ortamının sağlanması... Bütün bunlar adaletin tahakkuk edebilmesi için ihtiyaç duyulan vasıtalardır. Esas hedef adaletin tecellisini sağlayabilmektir. Çünkü cemiyetin rûhu adalettir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki demokrasi; hürriyet, eşitlik ve adalet gibi insan haklarının özünü teşkil eden sağlam temellere dayanmalıdır. Aksi halde demokratik rejim bize boyun eğeceğimiz insanları kendi elimizle seçmiş olmaktan öteye bir şey kazandırmaz. Modern oligarşiyle yönetilmek istemiyorsak demokrasinin temellerini güçlendirmek zorundayız.
Zeyil:
“Uşak olmayı istemediğim gibi, uşak kullanmayı da istemem. Benim demokrasi anlayışım budur. Aradaki fark ne kadar az olursa olsun, bundan değişik hiçbir rejim demokrasi olamaz.” (Abraham Lincoin)
“Demokrasinin kötü olan bir yönü çoğunluğun tiranlığına dönüşmesidir.” (Lord Acton)
“Demokratik kurumların gelişmesinde üç büyük kilometre taşı bulunmaktadır: Oylama yoluyla kamusal kararlara katılma hakkı, temsil etme hakkı ve muhalefet yapma hakkı.” (Robert A. Dahl)
“Demokrasi ümit edildiği gibi tiranlığa ve baskıya karşı insanların güvenliğini sağlayacak bir sistem olamadı. Düşünen insanlar arasında demokrasiye inancın giderek azaldığını görünce üzülüyorum.” (Friedrich A. von Hayek)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları