Demokrasiyi insandan üstün tutmak!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Darbeye karşı olmak demokrat olmanın değil, insan olmanın zorunlu sonucudur. Yasadışı örgütlenmelere, yasal olmayan müdahalelere karşı tavır almayı da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Ancak demokrat tavır bunlardan ibaret değildir. Karşıt düşüncede olanların ezilmelerini, haksızlığa uğramalarını ve zulüm görmelerini önemsemeyen kişi, kime ve neye karşı olduğunu söylerse söylesin demokrat olamaz. Haksızlığı, sosyal adaleti, ezilmişliği ve orantısız şiddeti rakipleri için uygun görenler ancak kendilerine demokrat olabilirler.


Hastaneye ve kabristana tahliyeler!
Hukuk, anlamsız ve haksız bir biçimde bir vatandaşın hayat hakkını elinden alamaz. Demokrasilerde tek değer vardır, o da insandır. O nedenle demokrasilerde insan sağlığı her türlü sağlığın üstünde tutulur. Buna adaletin ve davanın sağlığı da dahildir.
Bir süre önce Rektör Yücel Aşkın davasından tutuklanan sekreter de hakkındaki iddiaları bilmeden tutuklandıktan dört ay sonra cezaevinde intihar etmişti. Bu durum Türkiye’de tutuklama/sorgulama/yargılama sisteminin hem demokrasi hem de insan hakları temelinde irdelenmesini zorunlu kılmaktaydı. Bu yapılmamıştır. Bu yapılmadığı gibi “Ergenekon” davası nedeniyle gözaltına alınanların “siroz” ve “kanser” gibi ölümcül hastalıklara yakalanmaları sonucu adeta hapishaneden hastaneye ve kabristana tahliye edilmeleri söz konusu olmuştur.
Çete soruşturması adı altında yapılan onca tutuklamaların ve bu davanın tamamının haklılığı ihtimali bile demokrasi ve insan hakları bakımından “Kuddusi Okkır” vakasını açıklamaya yetmez. Elbette demokrasiler kendilerine kurulan komplolara karşı, kendilerini savunacaklardır. Ama bu adeta teröre felsefe olan “birini kurtarmak için onu feda etmek” yöntemiyle yapılamaz! Demokrasiler, kendi felsefesinden indirimde bulunarak ya da taviz vererek kendilerini koruyamazlar!


Demokrasi Makyavelist tavırları kaldırmaz!
Adaleti tecelli ettirmek amacına yönelik dahi olsa, demokratik bir sistemde hiçbir bireyin hayatı tehlikeye atılamaz. Yaşam hakkı her haktan önceliklidir. Hukuk Makyavelist tavırları kaldırmaz. Hukuku insandan üstün tutmak ise hukukun varlık nedenini yok etmek demektir. İnsan yaşamı ile demokrasi mukayese dahi edilemez!
Bu anlamda bir veya birkaç organize suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla insanlarda dinlenme, izlenme, gözlenme duygusu yaratılması toplumda demokrasiye olan güveni temelinden sarsar. Bunun abartılması ya da siyasi amaçların aracı yapılması ise işi büsbütün çığırından çıkarır. Hele hele operasyonlar sırasında sapla samanın karıştırılması, elmalarla armutları bir araya toplamaya kalkılması durumu tam anlamıyla kördüğüm yapar.
Bu yöntemler demokratik cumhuriyetlere değil “korku cumhuriyetleri”ne özgüdür.


Hiç ibret alınmıyor!
Hatırlatalım. İşçilerin bir özelleştirme sonrası gösteri yaparken buz gibi bir hava olan -10 derece soğukta üzerine hoyratça su sıkarak karın üzerinde tekmelenmeleri herhalde demokrasinin kendisini koruması olarak değerlendirilemez. 1 Mayıs dolayısıyla Taksim’e çıkmak isteyen insanlara karşı orantısız bir şiddetin kullanılmasının da bir şeyleri korumakla pek ilgisi yoktur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer bağlı belediyelerde alınan grev kararını topluca gidip belediyenin kapısına asmak için Edirnekapı’dan yola çıkan işçilere gösterilen tavır da ürkütücüydü. Polis onları biber gazı ve tazyikli suyla adeta silindir gibi ezdi. Güvenlik güçlerinin 1 Mayıs’ta kullandıkları gaz ve cop onca tartışmaya konu olmuştu. İstanbul Belediyesi’nde alınan grev kararıyla ilgili olarak işçilerin yaptıkları gösteriler sırasında aynı sahneler tekrar tekrar sahnelendi. Yücel Aşkın davasındaki intihar vakasının benzeri “Ergenekon” operasyonu sırasında yaşandı, hâlâ da yaşanmaya devam ediyor. Hiçbir şeyden bu ülkede ibret alınmıyor. Unutulmamalıdır ki, ne cumhuriyet halkı dışlayarak, tepeden inmeci ve jakoben bir yöntemle kurulabilir, ne de demokrasi...
İnsan haklarına ve demokrasiye aykırı olarak yaşanan onca olay iktidarın umurunda bile değil! İktidar yetkilileri İstanbul’daki yargının “savcı”lığını yaparken, Ankara’daki yargıyı “darbeci” olarak nitelemeleri, olaya bakışlarının çarpıklığını gösterir. Darbe konusundaki fikri sabitlerini toplumsallaştırarak kendilerini garantiye almaya çalışıyorlar. Olan da insanlara, daha çok da emekçilere ve insan haklarına oluyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları