Demokrasiyi yumruklamak ve HSYK

A+A-
Özcan YENİÇERİ

17 Aralık’ta gerçekleştirilen yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, dört Bakan’ın istifasına ve Bakan çocuklarının tutuklanmasına neden olmuştu. AKP iktidarı, rüşvet ve yolsuzluğa karşı yapılan operasyona; HSYK, İnternet, Adli Kolluk Yönetmeliği ve bürokraside yasal düzenlemeler yaparak cevap vermiştir. 
HSYK’da yapılan değişiklikle iktidar, yolsuzluk ve rüşvet iddialarına karşı yasal yönden bağışıklık sistemini güçlendirmiştir. 
HSYK’da yapılan düzenleme, demokratik hukuk devletinde yapılabilecek bir yasal değişiklik değildir. Aslında HSYK’da yapılan değişiklikle demokratik hukuk devletine AKP tarafından yeni bir format atılmıştır. Bu küçük gibi görülen değişikliğin sonuçları büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin HSYK’da yapılan değişiklikten sonra hukuk devleti olma vasfı fiilen sona ermiştir. 
Çeşitli davalarda siyasallaştığı açıkça ortaya çıkan yargı bu defa doğrudan iktidarın denetimi altına girmiştir. Yalnız yurttaşların değil hâkim ve savcıların güvenlikleri de artık Bakanın ve dolayısıyla Başbakan’ın iki dudağı arasındadır. Bakan evlatlarının masumiyetleri bu değişiklikle sonsuza kadar korunmuş olacaktır. Yolsuzluk ve rüşvet olgusu da Başbakan’ın yeni tanımına göre değerlendirilecektir. 
İktidar yargıda var olduğunu iddia ettiği  “mezhep vesayetini”  2010 yılında yapılan Anayasa referandumuyla sona erdirdiğini açıklamıştı. Bu defa da yine iktidar yargıda var olduğunu iddia ettiği ’paralel yapının vesayetini’ ortadan kaldırmak için HSYK’da değişikliği gitmiştir. Ancak yapılan bu değişiklikle yalnızca yargıda vesayetin patronu değişecektir. Yargının tek ve yeni patronu yürütme, yani Başbakan Erdoğan olacaktır.
Bilindiği gibi hâkim ve savcıların atanması ve denetlenmesi HSYK tarafından yapılır. Yasada yapılan değişiklikle hâkim ve savcılar hakkında bütün  “denetim”  Adalet Bakanı’nın kontrolüne geçmiştir.  Hâkim ve savcıları denetleyen “Teftiş Kurulu Başkanı da Adalet Bakanı’na karşı sorumlu olacaktır”. Teftiş Kurulu Başkanı ile yardımcıları bizzat Adalet Bakanı tarafından atanacaktır. Hangi olayla ilgili olarak hangi hâkim ve savcının görevlendirileceğine, Bakan tarafından atanan Teftiş Kurulu Başkanı karar verecektir.
Yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren HSYK’daki bütün başmüfettiş, müfettiş, tetkik hâkimi, sekretarya ve görevli hâkim ve savcılarla diğer personelin görevi de sona erecektir. Adalet Akademisi’yle ilgili olarak yapılan yasal düzenlemeyle de Adalet Bakanı’nın yetkisi daha da artırılmıştır.
HSYK değişikliği açıkça anayasal rejime indirilmiş bir darbedir. Açıkça anayasaya aykırı bir düzenlemedir. Bu değişiklikle yargı doğrudan yürütmeye bağlanmıştır. Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda bir AKP’li konuşmacı ’TBMM’nin anayasaya aykırı yasa çıkarma hakkı vardır ve Anayasa Mahkemesi bunun içindir’anlamına gelen sözleri bu yüzden etmiştir.
Böylece Türkiye’de yargı dahil her şeye hakim olan bir “Tek adam” dönemi açılmıştır. HSYK ile ilgili düzenleme Anayasa Mahkemesi’ne gidip ve mahkeme bu konuda karar verinceye kadar AKP, yapmak istediklerini yapmış olacaktır. Çok açıktır ki AKP, yolsuzluk ve rüşvet iddialarına cevap olarak HSYK değişikliğine gitmiştir. HSYK değişikliği on iki yıldır iş başında olan AKP iktidarının hukuk devletine indirdiği en vahim darbedir. 
HSYK’da yapılan değişiklik, yolsuzluk ve rüşvet görüntüleri altında ezilen AKP iktidarının refleksidir. HSYK’da yapılan bu değişiklikle yargı, AKP yargısı haline getirilmiş ve böylece yolsuzluğa karışan AKP’lilerin masumiyeti (!) kanıtlanacaktır.
Böylece iktidar sansürlediği internet, yürütmeye endekslediği yargı, sindirdiği medya ile AKP’ye yönelik yolsuzluk iddialarını muallakta bırakacaktır.
Aslında HSYK üzerinde iktidarın tam denetim kurmak için ortaya koyduğu gözü karalık, her şeyi özetler niteliktedir. Yasa teklifi Adalet Komisyonu’nda görüşülürken AKP’li vekiller tarafından atılan tekmeler, Genel Kurul’da savrulan yumruklar aslında muhalif milletvekillerine değil, doğrudan hukuk devletine yöneliktir. Kırılan da milletvekili burnu değil, demokratik hukuk devletinin çatısıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları