Demokratik özerklik Demokratik ödleklik

İsrafil K.KUMBASAR

- “Ya Allah, Bismillah...!”
Yok yok telaşlanmayın hemen. Ellerinizi çocuksu bir coşkuyla şaplatıp, alkışa hazırlanmayın. Orta Doğu Sultanı Tayyip Erdoğan hazretleri, eline makası alıp, ‘Demokratik Özerk Kürdistan’ın kurdelesini kesmedi henüz.
O, şu aralar Muş’a niye ‘4 yıldızlı otel’yapılmadığını, palazlandırdığı yandaş iş adamlarının niye Doğu’ya ‘yatırım yapmadıklarını’ sorgulamakla meşgul.
Belli ki memlekette olup bitenlerin hazretin gündeminde pek fazla bir önemi yok.
Yok ama, ‘Demokratik özerklik’ daha açık ifadeyle ‘Güney Kürdistan’ hezeyanları karşısında birilerinin de çıkıp kamuoyunu teskin etmesi gerekiyor.
İşte tam bu noktada Çankaya’daki hayırsever zat devreye giriyor yine. Tıpkı Kayseri belediye başkanına göğüs germesi gibi, Erdoğan’a da el uzatıyor:
- “Farklılıklar zenginliğimizdir. Herkesin bu dönemde daha sorumlu olması gerekir. Herkesin daha dikkatli hareket etmesi yolumuzu daha çok açar.”
Tabii bu laf ‘özerklik’ hezeyanını ‘kınamak’ mıdır, yoksa birilerine ‘akıl vermek’ midir, kestirene aşk olsun.

* * *

Malum, memlekette cumhurbaşkanları sorumsuzdur. Üstelik ‘oy kaygıları’ da yoktur.
Dolayısıyla ortadan bir iki cümle ile ‘rüzgar yapılıp’ vatandaşın  “Nerede bu devlet?”  serzenişi geçiştirilmiş oluyor.
Keza, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin. BDP’lilerin önce ‘iki dillilik’, sonra ‘demokratik özerklik’ diye niyetlerini ortaya koydukları gelişmeler karşısında hayli ‘sert’ bir çıkış yapıyor. “Sonuçlarına katlanırlar”  diyor.
Der, haklıdır zira onun da sırtında ‘yumurta küfesi’ yok. Belki yeni dönemde ‘aday’ bile yapılmayacak. Dolayısıyla ‘yıldırımları’ üzerine çekmesi bir engel oluşturmuyor.
Tabii vatandaş asıl, ağzını açtıkça  “36 etnik grup” diye tutturan ve “Benim 100 Kürt milletvekilim var”  tekerlemelerini tekrarlayan zattan bir şeyler bekliyor.
- “Acaba o ne diyecek?”
Onda tıs yok.
Her konuda esip gürleyen, Kasımpaşalı pozlarında yiğitlenen Tayyip Efendi’den ‘demokratik özerklik’e dair bir tek laf almak mümkün değil. Besbelli ki bu suskunluk ‘bir hesabın’ürünü.

* * *


Peki  ‘Kürt açılımının’mimarlarından İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a ne diyeceğiz?
O bari zaman yokluğundan yakınmasın. Bakın, İstanbul’da öğrencilerin polisler tarafından tekme tokat dövüldüğü olayların ‘görüntülerini’ teker teker incelemiş. 40 ayrı açıdan çekilen görüntülerden sonra edindiği kanaati kamuoyu ile paylaşmış:
- “Önce öğrenciler saldırdı. Polislerin önünde kendilerini yerlere attılar. Polis suçsuz.”
Bakan öyle diyorsa inanacağız, yolu yok.
Ama aynı Bakan bizleri son ‘demokratik özerklik’ kepazeliği konusunda da bir inandırsın bakalım. Yok mudur edecek iki çift lafı?
Hükümetin başını anladık. İçeride ‘100 Kürt vekil’, sokakta ‘oy deposu’ bir kitle. ‘Sakal-bıyık’ muhabbeti. Siyasi hesaplar yüzünden sesini çıkar(a)mıyor.
Ya İçişleri Bakanı, bu gelişmelerde ‘kendi görev ve sorumluluk alanına giren’ hiçbir nokta göremiyor mu?
Bakan, göremiyor zahir. Ama bir düzine ‘aydın’ (!) her şeyi görüyor. Gördükleri için de doğruca savcılığa koşup,  “Bakın Genelkurmay ülkenin bölünmesinden endişe duyuyor. Suç işliyor”  diye dilekçe veriyorlar.

* * *


Dönüp bu ‘demokratik özerklik’ sevdalısı ‘demokratik ödleklere’ sormak gerekiyor:
Hadi Genelkurmay ‘yanlış’ da olsa bir görüş beyan etti. Karşısında taharet ibriği gibi dizildiğiniz zat bu konuda ne düşünüyor hiç merak etmediniz mi?
Neden cesaretinizi toplayıp soramıyorsunuz:
- “Niye sen değil de hiç alakası olmayanlar bu alengirli konularda topa giriyor?”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş